Akıl Okulu

Anonim - MASAL6 Derlemesi · 5 dakika okuma süresi · 278 kez okundu · ❤️ 1 beğeni
Akıl Okulu

Akıl Okulu

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bu masalın örneği ne Hint’te var ne Çin’de. Vakti zamanında Bağdat’ta yaşayan zengin bir tüccarın yedi tane oğlu varmış. Günlerden bir gün, bu tüccarın yanına arkadaşı uğramış. Tüccara: — Mısır’da Akıl Okulu adında bir okul açılmış. Çocuklarını götürsen de orada okutsan, akıl sahibi, devlet adamı yapsan. Bu okulun methini çok duydum, demiş. Tüccar duyduklarına şaşırmış. Arkadaşına: — Aklın okulu olur mu hiç? Akıl, Allah’ın verdiği bir nimettir, demiş. Olurdu, olmazdı derken nihayet tüccar Mısır’a gitmeye karar vermiş, arkadaşına da: — Öyleyse önce ben şu belirttiğin okula bir gideyim, kendi gözlerimle bu okulu bir göreyim, ondan sonra kararımı veririm, demiş. Bağdatlı tüccar, atına binerek evinden çıkıp yola koyulmuş. Kahire yakınlarına gelince biraz dinlenmek, bir şeyler yemek ve atını sulamak için gördüğü bir çeşmenin yanında durmuş. Çeşmenin başında gözleri görmeyen, âmâ bir adam oturuyormuş. Tüccar yiyeceklerini bu adamla paylaşıp onunla biraz sohbet etmiş. Sohbet esnasında âmâ adam tüccara: — Benim gözlerim görmüyor. Allah rızası için bana yardımcı ol, beni şehrin içine götürür müsün, demiş. Tüccar âmâya üzülmüş. Onu da yanına almaya karar vermiş. Âmâyı atına bindirmiş, kendisi de atı çekerek şehre girmiş. Sonra da âmâya: — Tamam artık, şehrin içine geldik, attan inebilirsin, demiş. Gözleri görmeyen adam: — Biraz daha ileride, şehrin merkezinde ineyim, demiş. Şehrin merkezine gelince Bağdatlı tüccar: — Artık şehrin merkezine geldik, atımdan inebilirsin, demiş. Ancak âmâ adamın planı başkaymış. Birden feryada başlamış: — Yetişin ey ahali! Benim âmâlığımdan faydalanarak atımı elimden almak istiyorlar, diye bağırmış. Bağdatlı tüccar dona kalmış, şaşkınlık içinde: — Yahu at benim! Ben seni Allah rızası için bindirdim, şehrin merkezine kadar da getirdim, demiş. Âmâ adam ağlamaya, bağırmaya devam etmiş: — Yalan söylüyor ey ahali! Bu adam benim atımı elimden almak istiyor. Ben onu gözlerim görmediği için sürücü, çekici olarak tutmuştum, demiş. Bu sözlerin üzerine, meydandaki kalabalık bir anda Bağdatlı tüccarı yakalamış. Bir yandan da tüccara kızarak: — Utanmıyor musun, bir âmânın atını elinden almaya, demişler, onu suçlamışlar. Meydandaki kavga büyüyünce iş mahkemeye aksetmiş. Mahkemenin kadısı âmâ ile tüccarı dinledikten sonra mübaşiri çağırmış. Mübaşire: — Git, bana bir tane saraç*, bir tane baytar, bir tane de nalbant getir, demiş. Mübaşir gitmiş, bir süre sonra da kadının istediği kişileri bulup getirmiş. Kadı, gelen saraca: — Bu atın koşumlarını incele. Bu koşumlar nerede yapılıyor söyle bana, demiş. Saraç koşumları inceledikten sonra kadıya: — Efendim, Mısır’da bu saraçlardan yoktur. Bunlar Bağdat’ta yapılır, demiş. — Tamam, sen gidebilirsin, demiş kadı. Sıra baytara gelmiş. Kadı, baytara da sormuş: — Bu atı iyice incele, bu at nerede yetişir? Atın cinsi nedir, demiş. Baytar atı incelemiş, sonra da: — Bu at Bağdat’ta yetişir, Mısır’da bu cinsten atlar yetişmez, demiş. Bunun üzerine kadı, baytarı da uğurlamış. En sonunda kadı, nalbanda dönmüş. Ona: — Bu atın ayağındaki nalları bir incele bakayım, bu nallar nerenin nallarıdır, diye sormuş. Nalbant, nallara bakmış, sonra da kadıya: — Efendim, bu nallar bizim burada kullanılmaz ancak Bağdat’ta kullanılır, demiş. Kadı ona da: — Gidebilirsin, dedikten sonra âmâya çıkışmış. Böylece âmânın yalancı olduğu ortaya çıkmış. Kadı, Bağdatlıya atını geri vermiş, vermesine de Bağdatlı tüccarın kafası karışmış. Olanlara anlam verememiş. Merak içindeki tüccar, kadıya: — Kadı Efendi, siz bu şekil mahkeme usulünü nereden öğrendiniz, demiş. Kadı: — Bizim burada Akıl Okulu adında bir okul var, oradan öğrendim, demiş. Böylece tüccar, arkadaşının kendisine tavsiye ettiği okulun gerçekten de var olduğunu ve nitelikli insanlar yetiştirdiğini görmüş. Kendi kendine: — Tamam, artık ben de çocuklarımı bu okula verebilirim, deyip mahkemenin kadısına teşekkür etmiş. Atına kavuşan ve amacına ulaşan tüccar, Bağdat’a geri dönmüş. Çocuklarını Mısır’daki Akıl Okulu’na gönderip, orada okutmuş. Burada çocuklar önce ahlaken sonra da zihnen eğitilmişler. Tüccarın çocukları aldıkları eğitim ile kendilerini yetiştirip devlet adamı olmuşlar. Her zaman adil bir yönetim ile ülkelerini yönetmiş, insani değerlere de dikkat etmişler. Akıl Okulu, insanı okul için değil yaşam için eğiten bir okul olarak nam salmış. Bu okulun yetiştirdiği kişiler dünyanın dört bir yanına dağılmış. Onlar da gittikleri yerlere barış, adalet, bilgi ve sevgi yaymışlar. Gökten üç elma düşmüş, biri bu masalı anlatanın, biri dinleyenin biri de aklını, ahlakını ve çevresini güzelleştirmek için kullananların başına… *saraç: Atın eyer takımını, koşumlarını ve dizginini yapan kişi.

📖 Benzer Masallar

Tümünü Gör →

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yapmak için giriş yapın

Bağlan