🌺 Altın Top Masalı: Demir Çarıkla Gelen Aşk
Bir varmış, bir yokmuş. Çok fakir bir adam varmış. Bu adamın üç tane de kızı varmış. Bu kızların ikisi çok kıskançmış ve küçük kardeşlerini sürekli kıskanırlarmış. Küçük kızın gönlü de kendi de çok güzelmiş.
Üç kızın babaları bir gün çarşıya gidecekmiş. Kızlarına çarşıdan ne istediklerini sormuş. Büyük kızı entarilik, ortanca kızı kumaş istemiş. En küçük kızı ise sadece:
— Babacığım, bana da sarı bir çiçek getirir misin, demiş.
Adam, kızlarının istediklerini alıp eve getirmiş. Küçük kız çiçeği alıp odasına çıkmış. Çiçeği sevip, masanın üstüne koymuş.
Kuşun Sırrı ve Üç Kıl
Bir süre sonra bir kuş gelmiş, pencereden içeri girip masadaki çiçeğin yanına konmuş. Kuş birden genç bir oğlana dönüşmüş. Oğlan kıza sırrını açıklamış:
— Ben bu çiçeğin sahibiyim. Gündüz sır olur, kaybolur, giderim; gece ise sadece çiçeğin sahibine görünür, gelirim. Ben sana üç tane kıl vereyim. Eğer başın dara düşerse, bir isteğin olursa bunları birbirine sürtersin. Ne istersen ayağına gelir.
Günlerden bir gün mahallede düğün oluyormuş. Ablaları, küçük kardeşlerinin düğüne gelmesini istememişler: "Sen bizimle gelmiyorsun, evde kalacaksın," demişler.
Sihirli Elbise ve Şüpheler
Küçük kız bu duruma çok üzülmüş. Hemen odasına gidip çekmecesindeki kılları çıkarmış ve birbirine sürtmüş. O esnada bir at gelmiş ve kıza: "Dile dilediğini sultanım," demiş.
Kız, çok güzel bir elbise isteyip düğüne gitmiş. Kapıdan girer girmez de ablalarının yanına gitmiş. Ablaları, kardeşlerini tanıyamamışlar, sadece güzelliğine hayran kalmışlar. Kız, onlardan evvel kalkmış, eve gelmiş. Ablaları döndüğünde, düğüne gelen o gizemli kızdan bahsedip durmuşlar.
Bu durum ikinci düğünde de tekrarlanmış. Bu kez ablalar şüphelenmişler:
— Bu odada ne var ki bu kız hiç odadan dışarı çıkmıyor.
Kızı suya yollayıp, o esnada odasına bakmaya karar vermişler.
Sırrın Bozulması ve Kaf Dağı Yolu
Kız suya gidince ablaları odasına çıkmışlar. Birden camın önüne bir kuş gelmiş, pencereden içeri girmiş ve genç bir oğlana dönüşmüş. Ablalar bu manzarayı görünce bayılıp kalmışlar.
Oğlan tekrar kuş şekline girerek pencereden çıkmış. Giderken de çeşmenin başında su dolduran kıza seslenmiş:
— Ablaların beni gördü, artık sırrım bozuldu. Beni ararsan ayağına demir çarık giyer, çarık yırtılana kadar yürürsün. Kaf Dağı’nın ardında beni bulursun!
Kız, sevdiği oğlanı bulmak için hemen demir bir çarık yaptırıp yolculuğa çıkmış. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş, altı ay bir güz gitmiş sonunda ayağındaki çarık delinmiş. Kaf Dağı’nı aşıp ilerlemiş.
Altın Top ve Sonsuz Mutluluk
Kaf Dağı’nın ardında kızın karşısına bir ev çıkmış. Kapıyı çaldığında bir nine açmış. Kız, başından geçenleri nineye anlatmış ve yardım istemiş.
Nine, kıza bir altın top vermiş: "Bu topu aşağıya doğru yuvarlayacaksın, top nereye giderse sen de arkasından gideceksin. Bu top, ırmağın kenarındaki bir evin kapısını açıp içeri girecektir. Aradığın genç o evdedir," demiş.
Kız, altın topu yuvarlamış. Top, ninenin dediği gibi, içi de dışı da altından olan evin kapısını açmış. Kız kapıdan içeri girdiğinde karşısında sevdiği genci görmüş. Delikanlı, kızı görünce sevinçle:
— Benim güzel sultanım! Sen beni ayağına demir çarık giyip buralara gelecek kadar mı sevmiştin! Benim insana dönüşmem, sevdiğim kişi tarafından sevilmemle mümkündü. Artık istersen seninle evlenebilirim, demiş.
Böylece birbirlerini çok seven gençler evlenmişler. Onlar ermiş muratlarına, biz çıkalım kerevetlerine.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan