Bir varmış, bir yokmuş. Ülkenin birinde bir padişah yaşarmış. Bu padişahın birbirinden güzel, dillere destan iki kızı varmış. Kızlar o kadar güzelmiş ki güzelliklerinin ünü tüm ülkede değil, civar ülkelerde de biliniyormuş. Günler böyle devam ederken, padişah iki kızını da karşısına alıp artık evlenme çağlarının geldiğini, ülke genelinde bir yarışma düzenleyeceğini bildirmiş. Tellallar duyuru yapmışlar. Halka: — Şehir kalesinden altın toplar bir defaya mahsus olmak üzere atılacak. Top, hangi evin önüne düşerse büyük kız bu evin sahibiyle evlendirilecektir, demişler. Bu yarışma tüm ülke genelinde duyurulmuş. Ertesi gün, ülkenin genci, yaşlısı, kadını ve çocuğu kalenin önünde toplanmışlar. Top, işaret verildikten sonra atılmış ve yuvarlanarak küçük, gösterişsiz bir kulübenin önünde durmuş. Halk buna isyan etmiş ve padişahın kızının bu kulübenin fakir sahibiyle evlenmesine karşı çıkmış. Top tekrar atılmış ve yine kulübenin önüne gelmiş. Halk: — Allah’ın hakkı üçtür, diyerek topu tekrar attırmış. Aksilik, top yine aynı kulübenin önünde durmuş. Artık padişahın kızı çaresizlik içinde gelinliğini giyinip akşam kulübenin kapısını çalmış. Çalmış çalmasına ama kapıyı açan olmamış. Bu sefer kapıyı biraz zorlamış ve kapı açılmış. İçeri girince ağzı açık kalmış ve ne yapacağını şaşırmış. Dışarıdan küçük gibi görünen kulübe, içeriden babasının sarayından bile daha güzel görünüyormuş. Burası başka bir ülkenin padişahının sarayı imiş. Her kapıyı açışında ayrı bir güzellikle karşılanıyormuş. Duvarlar altınlar ve gümüşlerle süslüymüş. Gezinirken karşısına birdenbire kara bir kedi çıkmış. Nereye gitse, kedi peşinden geliyormuş. Padişahın kızı kediyi hiç sevmemiş. Bu yüzden sürekli azarlıyormuş. Padişahın kızı çok acıkmış ve üstelik dolaşmaktan da yorulmuş. Sarayın içinde gezerken en sonunda mutfağı bulmuş ve karnını bir güzel doyurmuş. Kara kediye de yemeklerden hiç vermemiş. Daha sonra gidip yatmış. Kedicik de ayak ucunda uyuyakalmış. Sabah uyandığında kediyi yatağında gören padişahın büyük kızı, çok sinirlenmiş ve kediciği yatağından atmış. Hemen elbiselerini giyip babasının sarayına gitmiş. Olanları anlatmış. Bir daha gitmek istemediğini, üstelik evde evlenebileceği kimsenin olmadığını söylemiş. Padişah ertesi gün tekrar top attırmış ve top yine bu kulübenin önünde durmuş. Bu sefer küçük prenses, gelinliğini giyip o eve girmiş. İçeri girer girmez şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırmış. O da ablası gibi böyle ihtişamlı bir saray beklemiyormuş. Hayranlık içerisinde gezinirken kara kedi onun da karşısına çıkmış. Padişahın küçük kızı onu çok sevmiş, kucağından hiç indirmemiş. Kendi yemeğinden yedirip yatağına alıp uyumuş. Sabah uyandığında yanında yakışıklı mı yakışıklı bir şehzade görmüş. Ne olduğunu anlamadan ona âşık olmuş. Şehzade ona, aslında kedi olmadığını, saraydaki cadının onu kediye çevirdiğini anlatmış. Diğer cadıyı öldürebilirse kurtulacağını, yoksa ömrünün sonuna kadar kedi kalacağını söylemiş. Padişahın küçük kızı, sarayda cadıyı bulup bir şekilde öldürmüş ve büyüyü bozmuş. Böylece şehzade kurtulmuş. Padişahın küçük kızı, babasının sarayına gidip olanları ablasına, annesine ve babasına anlatmış. Ablası çok pişman olmuş ama iş işten geçmiş. Şehzade ile padişahın küçük kızı ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşamışlar.
Altın Toplar
Anonim - MASAL6 Derlemesi ·
5 dakika okuma süresi ·
225 kez okundu ·
❤️ 2 beğeni
Altın Toplar
📖 Benzer Masallar
Tümünü Gör →
1. Sınıf Masalları
Altın Armut
Yaşlı bir köylünün üç oğlu varmış. Bu kardeşler, hasat yaparak geçimlerini sağlıyorlarmış. O sene verim olmayınca fakir ...
5 dk
5.0
293
1. Sınıf Masalları
Kara Böcük İle Fare
Bu masal, klasik hayvan evliliği, geç kalma, iletişim ve inatlaşmanın sonuçları temalarını işleyen kısa ve mizahi bir fa...
5 dk
5.0
391
Sonraki masal yükleniyor...
Bu kategoride başka masal yok
Ana Sayfaya Dön
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan