Aynadaki Yabancı
Kusursuzluğun Peşinde
7-B sınıfının penceresinden süzülen mayıs güneşi, Eren’in sırasına vuruyordu ama onun içi huzursuzlanıyordu. Eren, akıllı telefonu elinde, okulun en popüler çocuk grubu "Girdap"ın sosyal medya hesabına bakıyordu. Girdap grubu; okulun basketbol kaptanı Can, en pahalı kıyafetleri giyen Berk ve her zaman mükemmel görünen Selim’den oluşuyordu. Paylaştıkları fotoğrafların altına yüzlerce beğeni ve yorum yağıyordu.
Eren ise kendini çok "sıradan" buluyordu. Saçları ne Can’ınki gibi havalıydı ne de kıyafetleri Berk’inkiler gibi markalıydı. Okul çıkışlarında onlarla takılmayı, kantinde onların masasına oturabilmeyi çok istiyordu. Popüler olmak, okulda görünür olmak demekti. Görünür olmak ise Eren’e göre mutlu olmanın tek yoluydu.
O akşam eve döndüğünde, odasının kapısını kilitledi. İnternette "Nasıl daha havalı olunur?" videoları izlemeye başladı. Tam o sırada masasının üzerindeki eski, pirinç çerçeveli el aynası dikkatini çekti. Bu ayna, geçen ay vefat eden anneannesinin tavan arasından kalma eşyaları arasından çıkmıştı. Eren aynayı eline aldı, kendi yüzüne baktı ve derin bir iç çekti: "Keşke ben de Can gibi uzun boylu, Berk gibi zengin, Selim gibi kusursuz görünebilseydim. O zaman herkes beni severdi."
Sihirli Değişim
Eren bunu söylerken aynanın yüzeyi aniden bir su birikintisi gibi dalgalandı. Aynanın içinden hafif bir sis yükseldi ve odanın ışıkları karardı. Eren korkuyla aynayı masaya bırakmak istedi ama ayna adeta eline yapışmıştı. Aynadaki yansıması dile geldi:
"Dileğin kabul edildi Eren. Yarından itibaren, okulda en çok hayran olduğun insanların özelliklerini parça parça alacaksın. Ama unutma, onlara benzerken aldığın her kazanç bir kayıptır."
Eren korkuyla yatağına sindi. Sabah uyandığında aynaya bakmaya korkuyordu ama merakına yenik düştü. Gözlerine inanamadı! Boyu en az on santim uzamıştı, tıpkı Can gibiydi. Saçları kusursuz görünüyordu. Üzerindeki eski tişört bile bir anda çok lüks bir markanın logosunu taşıyordu. Aynanın büyüsü gerçek olmuştu!
Okula gittiğinde her şey hayal ettiği gibi başladı. Bahçeden içeri adım atar atmaz tüm gözler ona döndü. Can ve Berk, Eren’in yanına gelip omuzuna dokundular. "Dostum, bugün harika görünüyorsun. Kantinde bizim masaya gelsene" dediler. Eren’in kalbi hızla çarptı. Sonunda başarmıştı. "Girdap" grubunun bir parçasıydı artık.
Maskenin Arkasındaki Gerçek
İlk birkaç gün Eren için bir rüya gibiydi. Herkes onunla arkadaş olmak istiyor, sosyal medyadaki takipçi sayısı hızla artıyordu. Ancak üçüncü günün sonunda, bir şeylerin ters gittiğini fark etti.
Okul çıkışında Can ve Berk ile kafede oturuyorlardı. Yan masada, Eren’in ilkokuldan beri en yakın arkadaşı olan, sessiz ve sakin kişiliğiyle bilinen Umut oturuyordu. Umut, Eren’e el salladı ve gülümsedi. Eren tam ona doğru yürüyecekken, Can kolundan tuttu ve güldü: "Bırak şu eziği Eren, bizim seviyemizde değil. Onunla görünürsen karizman çizilir."
Eren’in içinde bir yerler sızladı. Normalde Umut’u savunurdu ama "Girdap" grubundan dışlanma korkusu ağır bastı. Başını öne eğdi, Umut’a arkasını döndü ve Can’ın espirisine zoraki bir şekilde güldü. O an, cebindeki el aynasının ısındığını hissetti.
Eve gidip odasına kapandığında aynaya baktı ve dehşete düştü. Aynadaki yüzü yavaş yavaş siliniyordu! Gözleri Can’ın gözlerine, burnu Berk’in burnuna benzemişti ve kendi özgün yüzünden eser kalmamıştı. Daha da kötüsü, kalbinin olduğu yerde derin bir boşluk hissediyordu. Popüler olmak uğruna en yakın arkadaşını satmış, kendi düşüncelerini susturmuştu. Can ve Berk gibi davranabilmek için sürekli rol yapıyor, içinden gelmediği halde insanları küçümsüyordu. Popülerlik bir hapishaneydi ve Eren kendi isteğiyle o hapse kendini bırakmıştı.
Cumartesi günü Girdap grubu bir alışveriş merkezinde buluştu. Mağazada gezinirken Berk, tezgahtaki pahalı bir kulaklığı gizlice cebine attı ve Eren’e göz kırptı: "Hadi Eren, sen de bir tane yürüt. Arkadaşlığımızın şerefine, cesaretini görelim!"
Can da baskı yaptı: "Hadi ama Eren, korkak mısın yoksa?"
Eren donup kalmıştı. Bu yanlıştı, günahtı, suçtu. Ama yapmazsa gruptan atılacaktı. O an aynanın sözleri kulaklarında çınladı: "Her kazanç bir kayıptır." Eren popülerlik kazanmıştı ama dürüstlüğünü, vicdanını ve kendini kaybetmek üzereydi.
Özgürlüğe Dönüş
Eren derin bir nefes aldı. Berk’in cebindeki kulaklığı çekip aldı ve sertçe masaya bıraktı. "Ben böyle biri değilim" dedi sesi titreyerek ama kararlı bir şekilde. "Popüler olmak için hırsızlık yapacak ya da arkadaşlarıma sırt dönecek kadar küçülmeyeceğim. Sizin o 'kusursuz' dünyanız aslında bomboş."
Can ve Berk sinirle güldüler: "Sen bilirsin ezik, bir daha sakın bizimle konuşma!" diye bağırıp arkalarını döndüler.
Eren alışveriş merkezinden koşarak çıktı. Parka gitti, bir banka oturdu ve ağlamaya başladı. Cebindeki el aynasını çıkardı. Aynadaki yansıması tamamen yabancı birine aitti. Eren aynaya bakarak haykırdı: "İstemiyorum! Sizin o sahte dünyanızı da, popülerliğinizi de istemiyorum! Ben her zamanki Eren olmak istiyorum. Sıradan, boyu kısa, eski kıyafetleri olan ama vicdanı rahat olan kendimi geri istiyorum!"
Ayna bu kez güçlü bir mor ışıkla parladı ve Eren’in elinden kayıp taş zemine düşerek tuzla buz oldu.
Eren başını kaldırdığında, parkın havuzundaki suya yansıyan yüzünü gördü. Kendi kahverengi gözleri, kendi eski saçları ve kendi eski gülümsemesi geri gelmişti. Boyu yine eski halindeydi ve o an kendini dünyanın en güçlü insanı olarak hissetti. Hemen telefonunu çıkardı ve Umut’u aradı: "Selam Umut... Geçen günkü davranışım için çok özür dilerim. Eğer müsaitsen parka gelebilir misin? Sana anlatacak çok garip bir hikayem var."
Umut’un telefondaki samimi sesi Eren’in içindeki o derin boşluğu anında doldurdu. Eren artık biliyordu: Önemli olan herkes tarafından sevilmek değil, seni sen olduğun için seven doğru insanlarla olmaktı.
Bu Öyküden Ne Öğrendik?
Bu öykü bize akran baskısı ve popülarite kavramlarını sorgulatır. Ergenlik döneminde akranlarımız tarafından kabul görmek, havalı gruplara dahil olmak çok önemli görünebilir. Ancak başkalarının gözüne girmek için kendi değerlerimizden, dürüstlüğümüzden ve en önemlisi bizi biz yapan özelliklerimizden vazgeçtiğimizde, kendi kimliğimizi kaybederiz.
Gerçek arkadaşlık, bizi maskeler takmaya zorlayan değil; hatalarımızla, eksiklerimizle ve olduğumuz gibi kabul eden arkadaşlıktır. Kendimize ait özgün değerlerimizi korumak, sahte bir popülerlikten çok daha değerlidir.
Kendinize Şunları Sorun:
Aşağıdaki soruları öyküdeki olay akışına ve karakter analizlerine göre yanıtlayınız:
-
Eren öykünün başında neden mutsuzdu ve "Girdap" grubuna dahil olmayı neden bu kadar çok istiyordu?
-
Aynanın Eren’e söylediği "Her kazanç bir kayıptır" sözü öykünün ilerleyen bölümlerinde nasıl gerçekleşti? Eren ne kazandı, neyi kaybetti?
-
Can ve Berk’in Eren’den alışveriş merkezinde yapmasını istedikleri şey neydi? Eren’in bu durum karşısında verdiği karar onun karakter gelişimi hakkında bize ne gösterir?
-
"Akran Baskısı" nedir? Öyküden yola çıkarak, günlük hayatta arkadaş gruplarının birbirleri üzerinde kurabileceği olumlu ve olumsuz baskılara örnekler veriniz.
-
Sosyal medyadaki "beğeni" ve "takipçi" sayılarının insanları mutlu etmek için yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? "Popüler olmak" ile "değerli olmak" arasındaki farkı anlatan bir düşünce yazısı kaleme alınız.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan