Bir varmış bir yokmuş. Zamanın birinde köyde bir aile yaşarmış. Bu ailenin bir kızı bir de oğlu varmış. Kız büyümüş gelinlik çağa gelmiş. Oğlan da bir gün babasına: — Baba tarlayı sürecek bir öküzümüz var. Yakın köye gideyim, bir öküz daha satın alayım, çift öküzümüz olursa tarlayı daha rahat süreriz, demiş. — Tamam, demiş babası da. Oğlan kalkmış, komşu köye gitmiş. Evin kızına da görücüler gelmiş. Annesi kızına demiş ki: — Kızım git pınardan bir testi su getir de misafirlerimize ayran yapalım, demiş. Kız da kalkmış gitmiş çeşmeye. Kız çeşmenin başında oturmuş, suyu doldururken evliliğini hayal etmiş. Demiş ki kendi kendine: — Bana görücüler gelmiş, gelin gitmişim. Ondan sonra bir oğlum olmuş, ismini Selman koymuşum. Selman gelmiş, ağaca çıkmış, ağaçtan düşmüş, ölmüş. Vay Selman vay, diye ağlamaya başlamış. Kızın annesi evde bekliyor kızını bekliyormuş. Gelen gidenin olmadığını görünce misafirlerini uğurlayıp kızının ardından çeşmeye gitmiş. Baksa ki kızı çeşmenin yanında ağlıyor. Hemen sormuş: — Kızım sen niye gelmiyorsun, niye ağlıyorsun burada, demiş. Kız, annesine: — Bu da böyle nene olacak! Diyelim ki ben evlendim, gelin oldum da bir oğlum oldu. Adını da Selman koyduk. Selman gelse, bu ağaca çıksa, düşüp ölse, ağlamaz mıydın nenesi, demiş. — Vay Selman vay, diye başlamış kadın ağlamaya. Kızın annesi orada ağlarken bu sefer babası onları merak etmiş. Demiş ki: — Acaba eşim gitti çeşmeye, kızım gitti çeşmeye, bunlar niye gelmiyorlar çeşmeden? Bir hâl var bunların başında, demiş. Kalkmış, kızın babası da çeşmeye gitmiş. Bakmış ki karısı ile kızı ağlıyor, bunlara sormuş: — Hanım sen ne yapıyorsun burada, demiş. Kadın da: — Ey bu da böyle dede olacak, demiş. Adam: — Ne oldu hanım? Ne dedesi, demiş. Kadın: — Ne olacak, kızımız gelin olsaydı, onun da bir oğlu olsaydı, adını da Selman koysaydık, şu ağaca çıkıp düşseydi, ağlamaz mıydın dedesi, demiş. — Vah Selman vah, diye dede de ağlamaya başlamış. Bunlar kalkmış, evlerine gitmişler. Hepsi bir köşeye oturmuş, ağlamaya başlamışlar. Adamın oğlu da köyden dönmüş. Gelmiş bakmış ki köyde bir feryat, bir ağıt! Oğlan ne olduğunu merak etmiş. Oğlanı gören köylüler: — Ölenle ölünmez, gel sen bu öküzü kes. Selman’ın adına bir yemek verelim. Köylüler de yesin, siz de hem âdeti yerine getirin hem de bu acıyı unutun, demiş. Oğlan kalkmış, öküzü kesmiş. Köylüler eti yemişler, oğlan da evine gitmiş. Gitse baksa ki anası, babası, bacısı hepsi ağlıyormuş. — Ne oldu, nedir derdimiz, demiş. Babası: —Bu da bana böyle dayı olacak! Bacın gelin olsaydı, onun da bir oğlu olsaydı, adını da Selman koysaydık, şu ağaca çıkıp düşseydi, ağlamaz mıydın dayısı, demiş. Oğlan: — Bunların hepsi delirmiş, diyerek sinirlenip evden çekmiş gitmiş. Oğlan başka bir köyün yolunu tutmuş. Yolda giderken mezarlığın başında yaşlı bir kadının ağladığını görmüş: Kadın oğlana: — Nereye gidiyorsun oğlum, demiş. Oğlan: — Cehennemin dibine gidiyorum, demiş. Öyle deyince kadın: — Benim kızım da öldü. Eğer orayı biliyorsan, söyle benim kızımın durumu nasıldı, demiş. Oğlan karşılaştığı kişinin de mantıksız sorular sorduğunu görünce iyice sinirlenmiş: — Senin kızının durumu çok kötüydü. Herkes orda mutlu mesut yaşarken senin kızın bir köşede oturmuş ağlıyordu, demiş. Kadın: — O zaman oğlum sana biraz para vereyim, bu üstümdeki başımdaki elbiselerimi de vereyim kızıma götür, o da sevinsin, demiş. Oğlan kadının saflığına şaşırmış, hemen oradan uzaklaşmış. Kadın üzgün üzgün eve gitmiş. Karısının üzüldüğünü gören kocası: — Ne oldu hanım? Bu ne hâl böyle, demiş. Kadın: — Bu da böyle baba olacak! Ben üzülmeyim de kim üzülsün. yolda giden bir adama, nereye gidiyorsun, dedim. O da bana, cehenneme gidiyorum, dedi. Ben de kızımızın durumunu sordum, bana mutsuz olduğunu söyledi. Kızımız için paramı, üstümde olan elbisemi verdim ama almadı, demiş. Adam hemen karısına: — Ne tarafa gitti, demiş. Kadın göstermiş, adam da atına binmiş, tozu dumana kata kata oğlanın peşinden çağıra çağıra gitmiş. Canı burnunda olan oğlan, peşinden gelen adamın da sorunlu olduğunu düşünmüş. Adamın seslenmelerine daha fazla dayanamayan oğlan sonunda durmuş. Adama: — Buyur amca, bir şey mi oldu, demiş. Adam: — Ben mezarlıkta gördüğün kadının kocasıyım. Karım sana kızıma götürmen için para teklif etmiş kabul etmemişsin. Bu kızımın atıydı bunu götürsen de kızım mutlu olsa, demiş. Duyduklarına şaşıran oğlan adamın da normal olmadığını görünce adama hiç cevap vermeden atına binip oradan uzaklaşmış. Kızının mutlu olmasını isteyen baba ise ata deh diye vurduktan sonra onu oğlanın ardından salıvermiş. Sonra da gönül rahatlığıyla evine dönmüş. Karısı adamı görünce: — Ne yaptın bey, yetişebildin mi, demiş. Adam: — Ne olsun hanım, yetiştim. Ama oğlan bizim kıza atı götürmeyi kabul etmedi. Ben de oğlanın arkasından atı yolladım ki kızım orada atına binip gezsin, yorulmasın, demiş. Kadın: — Şimdi içim rahat etti bey, demiş. Oğlan akıllı köyde mutlu yaşarken, ardındakiler de akılsız köyde mutlu mesut yaşamışlar.
Bir Hayal
Anonim - MASAL6 Derlemesi ·
5 dakika okuma süresi ·
243 kez okundu ·
❤️ 1 beğeni
Bir Hayal
📖 Benzer Masallar
Tümünü Gör →
1. Sınıf Masalları
Koyun ve Yavruları
🐺 Mengilim, Şengilim ve Dahra Kilim Masalı Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Bir evde üç kuzu ve anneleri yaşa...
15 dk
5.0
428
1. Sınıf Masalları
Akıl Akıldan Üstündür
Bu masal, liderlik, bilgelik, cömertlik, paranın kullanımı ve gerçek zenginliğin ne olduğu temalarını işleyen, didaktik ...
5 dk
5.0
319
Sonraki masal yükleniyor...
Bu kategoride başka masal yok
Ana Sayfaya Dön
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan