Bir varmış, bir yokmuş. Bir korkak adamın cesur bir hanımı varmış. Bu adam herkesten ve her şeyden korkarmış. Bu yüzden işe gitmez evde oturup babasından kalan mirası harcarmış. Bir gün bu karı kocanın bütün paraları bitmiş. Kadın eşine: — Artık bütün paramız bitti. Kış mevsimi de kapıya dayandı. Evde ne yakacak odunumuz ne de kışlık kıyafetimiz var, diye hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamış. Karısının gözlerinden süzülen yaşlara dayanamayan adam: — Ben, kötü insanlardan çok korkuyorum. Ya onlar beni kandırırsa! Dışarıda hayvanlar da var, onlar da beni ısırabilir. Çok korkuyorum hem de çok. Ama çocuklarımız ve senin için korkularımı yenmem lazım. Çıkacağım bugün dışarı ve size bir şeyler alacağım, demiş. Güneş yeşil tepelerin ardından uyanmış. Ürkek adımlarla yavaş yavaş şehrin derinliklerine doğru ilerleyen adam, korkudan tir tir titriyormuş. Bir yandan hemen eve gitmek istiyor bir yandan da çocuklarını düşünüyormuş. Bu sırada uzaklardan bir ses yükselmiş: — İmdat! Yardım eden kimse yok mu? İmdat! diye yaşlı bir teyze bağırıyormuş. Yaşlı kadın bir kurttan kaçıyormuş. Korkak adam uzaklardan gelen yardım sesini duymuş, yardım da etmek istemiş. Oraya doğru giderken birden ayağı kaymış ve birden yeri saran yaprakların ortasına düşüvermiş. Üstü başı yaprak, toz ve toprak için de kalan adamı kurt görmüş. Onu vahşi bir hayvan sanmış. Arkasına bakmadan kaçmış. Yaşlı teyze: — Sen korkusuzca beni kurdun elinden kurtardın sana ne kadar teşekkür etsem azdır. İyiliğinin karşılığı olarak sana bir güğüm armağan etmek istiyorum. Eğer kabul edersen beni çok mutlu edersin, demiş. Bu güğüme, Güğüm güğüm Bereketli güğüm Altınlarla güldüğüm İyilikle övündüğüm, dersen bu güğüm altınlarla dolar. Sen de ihtiyaçlarını alırsın, diyerek güğümü uzatmış. Korkak adam, sevinçle kabul etmiş bu güğümü. Yaşlı kadına teşekkür ederek evinin yolunu tutmuş. Az gitmiş, uz gitmiş. Bakmış ki bir arpa boyu yol gitmiş. Bir dağın eteklerindeki gölgelikte dinlenmeye karar vermiş. İçinden çocuklarıma söz verdim, eve gitmeden onlara bir şeyler almalıyım, diye geçirmiş. Birden aklına yaşlı kadının hediye ettiği güğüm gelmiş. Güğüme: — Güğüm güğüm Bereketli güğüm Altınlarla güldüğüm İyilikle övündüğüm demiş. Bir de ne görsün! Güğüm altınlarla dolmuş taşmış. Güğümü elinde sıkıca tutan adam, korka korka çarşıya doğru yönünü çevirmiş. O giderken altınları gören bir hırsız, adamın yanına gelmiş ve güğümünü alıp kaçmış. Karısının ve çocuklarının hâlini düşünen adam, ağlayarak çaresizce evine gitmiş. Eşine olan biteni anlatmış, hırsızdan korkup onun peşinden gitmediği için hanımından özür dilemiş. Karısı iyice düşündükten sonra kocasına hırsızın nereye gittiğini sormuş: — Şu ilerde bir hana doğru gittiğini gördüm, diye cevap vermiş adam. Cesur kadın, önce çocuklarını da yanına alıp hana doğru yola koyulmuş. Han kapısına doğru giden eli güğümlü bir adam görmüş. Bu adamın kocasının tarif ettiği hırsız olabileceğini düşünmüş. Hemen çocuklarıyla bir plan yapmış. Çocuklar ağlayarak adamın yanına koşmuş. Çocuklardan biri hırsıza: — Amca amca! Ne olur kardeşimi kurtar, demişler. — Siz kimsiniz, nereden çıktınız, demiş, adam. Çocuklar başlamışlar anlatmaya: — Benim adım: Bana Benzer, kardeşimin adı: Benden beter, şu en küçük kardeşimin adı da Nerede Oynayayım. Biz bu handa misafiriz. Babamızdan izin alıp dışarı oynamaya çıkmıştık. Şu ilerde bir teyzenin ayağı kaydı, yere düştü. Onu hana taşımamıza yardım eder misin, demiş. Hırsız elindeki güğümü hanın kapısındaki çocuklara emanet edip yerde yatan anneye doğru yönelmiş. Onu önce uyandırmaya çalışmış. Çocuklar ise babalarının güğümlerini alarak oradan uzaklaşmışlar. Çocuklarının uzaklaştığını gören kadın, ayağa kalkıp: — Teşekkür ederim, biraz başım döndü de, şu an iyi hissediyorum, kendim kalkıp yürüyebilirim, demiş. Kadın yürüyerek oradan uzaklaşmış. Hırsız ise han kapısındaki çocukların yanına doğru gitmiş. Etrafına bakınsa da çocukları görememiş. Onların handan içeri girdiklerini düşünerek soluğu hancının yanında almış. Hancıya: — Bana Benzer nerede, diye sormuş. Hancı: — Size benzer biri burada yok, demiş. — Peki, Benden Beter, nerede, deyince hancı: — Sizden beter biri de yok burada, demiş. Öfkelenen hırsız: — Peki ya Nerede Oynayayım? O nerede? — Han geniş beyefendi, istediğiniz yerde oynayabilirsiniz, demiş hancı. Hırsız o an kandırıldığını anlamış. Ettiğini bulmuş. Sihirli güğüm artık gerçek sahiplerindeymiş. Kadın çocuklarıyla beraber evine gelmiş. Ailesini gören adam mutluluktan havalara uçmuş. Sihirli güğüm sayesinde bir ömür boyu sıkıntısız yaşamışlar.
Cesur Anne ve Çocukları
Anonim - MASAL6 Derlemesi ·
5 dakika okuma süresi ·
265 kez okundu ·
❤️ 1 beğeni
Cesur Anne ve Çocukları
📖 Benzer Masallar
Tümünü Gör →
1. Sınıf Masalları
Tak Tak Tabacık
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; develer tellal iken, pireler berber iken memleketin bir...
5 dk
5.0
505
1. Sınıf Masalları
Padişah ve Oğulları
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, bir ülkede yaşa...
5 dk
5.0
324
Sonraki masal yükleniyor...
Bu kategoride başka masal yok
Ana Sayfaya Dön
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan