Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben dedemim beşiğini tıngır mıngır sallar iken, kocaman bir ormanda yaşayan bir dev varmış. Alışılageldiği gibi bu dev kötü değil, tam tersine iyi bir devmiş. Bu dev ormanda gezer, dolaşır, doğanın kokusunu içine çeker ve tüm bu güzelliklere layık olmadığını düşünürmüş.
Çünkü dev kendisinin çok büyük, çirkin, aynı zamanda işe yaramaz olduğunu düşünüyormuş. — Benim gibi çirkin ve koca bir yaratık bu güzelliklerin içine hiç yakışıyor mu, diyormuş. Ayrıca dev, ormandaki hiçbir hayvanın kendisini sevmediğini zannediyormuş. Onlardan saklanmaya çalışıyormuş ama çok büyük olduğu için onu hiçbir mağara, ağaç saklayamıyormuş.
Bu düşüncelerle kendini yiyip bitiren dev, bir gün ormanda güzeller güzeli bir kız görmüş. Kız, önündeki kazana bir şeyler atıyor ve onu sürekli karıştırıyormuş. Dev, kızın yanına yaklaştıktan sonra: — Sen de kimsin, demiş. Kız cevap vermiş: — Ben iyilik perisiyim. İyilik sihri hazırlıyorum. Bu orman güzelliklerle dolu, sihrimin içine güzellik katmaya geldim. Sihrimi hazırladığım zaman, herkese iyilik yapabileceğim. Bu sihirli sudan içen herkesin dileğini gerçekleştireceğim, demiş.
Dev, duyduklarına inanamamış: — Bana da bu sudan verir misin? Ben de bu sihirli sudan içip küçülmek istiyorum. Diğer insanlar gibi olmak istiyorum. Hiç kimse benden korkmasın, kaçmasın istiyorum. Ama bu çirkin ve kocaman hâlimle herkes benden kaçıyor, beni kimse sevmiyor, demiş.
İyilik perisi devin çirkin olmadığını, aslında ormandaki herkesin onu çok sevdiğini söylese de devi ikna edememiş. Sonunda sihirli sudan ona vermeye karar vermiş. Yalnız bu suyu içmeden önce yapması gereken bir şartının olduğunu söylemiş. Deve: — Bu suyu ancak karşı tepeye geçince içmeyi kabul edersen sana bu iksirden verebilirim, demiş. Dev kızın şartını kabul etmiş. Suyu alıp karşı tepeye doğru yola koyulmuş. Yolda bir arı vızıltısı duymuş. Bir arı, deve: — Sen çok güçlüsün, yardım et, ters dönen kovanımızı düzelt, tüm ailem kovanın altında kaldı, diye yalvarmış.
Dev kovanı düzeltmiş. Arılar deve teşekkür edip övgü dolu sözler söylemiş. Dev, çok mutlu olmuş. Yoluna devam ederken bir kuş yuvasının daldan düştüğünü görmüş. Yuvadaki yavru kuşlar ötüyor, anne kuş ise çaresizce yuvanın etrafında dolaşıyormuş. Devi görünce çığlık çığlığa yardım istemiş: — Ah dev kardeş, yardım et! Yavrularımı ve yuvamı kurtar, demiş. Bunun üzerine dev yavruları, yuvayı alıp dala yerleştirmiş. Kuş, deve teşekkür etmiş. Dev, yardım etmenin gururu ve huzuru ile yoluna devam etmiş.
Ormanda yardıma ihtiyacı olan o kadar çok küçük hayat varmış ki bunları daha önce fark etmediği için hayıflanmış, herkese yardım etmeye başlamış. Böylece ormanda onun da bir yerinin olduğunu, üstelik yardım ettiği canlıların onu gerçekten sevdiğini anlamış. Bir de bakmış ki karşı tepeye varmış fakat sihirli suyu içmekten vazgeçmiş. Çünkü artık kendini seviyormuş.
Ormanın içinde bir yerinin olduğunu anlamış. Kendi güzelliklerini ve etrafındaki güzellikleri fark etmiş. Herkesin kendine özgü güzelliklerinin, becerilerinin olduğunu anlamış. Sihirli suyu geri getirerek, iyilik perisine vermiş. Kendisine yaptığı bu iyilik için de teşekkür etmiş. Ömrünün sonuna kadar hem kendini sevmiş hem de etrafındakilere yardım etmiş.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan