Dünya Malı

Anonim - MASAL6 Derlemesi · 5 dakika okuma süresi · 141 kez okundu · ❤️ 1 beğeni
Dünya Malı

Dünya Malı

Ülkenin birinde üç oğlu olan zengin bir adam yaşarmış. Bu adam eğitime çok değer verirmiş. Üç oğlunu da okutup meslek sahibi yapmış ama onlara dünyanın türlü türlü hâllerinin olduğunu anlatmak istiyormuş. Eğitimle her tecrübenin kazanılmayacağını öğretmek istiyormuş. Bu amaçla baba, bir gün oğullarını yanına çağırmış. Onlara: — Beni dinleyin evlatlarım. Çok gezen bilir diye bir söz vardır, siz de dünyayı şöyle bir gezin, bir şeyler öğrenin. Gezdiğiniz yerlerden en çok hangisini beğenirseniz oraya konaklayıp köşkler yaptırın. Ne demişler, dünyada mekân, ahrette iman! Ben de sizin yaptırdığınız bu yerleri görmeye geleyim. Alın size bol bol yetecek kadar para! Hanginiz daha zevkli, daha akıllısınız göreyim. Bakalım size verdiğim paralarla neler yapacaksınız, demiş. Babalarının sözleri üzerine üç kardeş yolculuğa çıkmışlar. Büyük oğlan, bir yıl boyunca gezmiş ancak bir türlü bir yeri beğenip yerleşmemiş. İkinci yılın sonunda büyük oğlan, deniz kenarında bir yer beğenmiş. Önce buraya güzel bir konak yaptırmış. Daha sonra konağın yanına bir köşk, onun yanına da sıra sıra evler yaptırmış. Şehirdeki herkes büyük oğlanın yaptırdığı bu evlere imrenerek bakıyormuş. Ama bu evlerin sahibinin kim olduğunu kimse bilmiyormuş. Ortanca oğlan ise gönlünü yüksek bir dağın eteğinde kurulmuş bir şehre kaptırmış. Hemen dağın eteğine birbirinden güzel evler yaptırmış. Şehirdekiler ortanca oğlanı, dünya malı meraklısı, boş bir adam gözüyle görüyorlarmış. Çünkü onun da çevresindekilere bir merhabası bile yokmuş. Büyük ile ortanca oğlan, üç yılın sonunda babalarının yanına gidip: — Baba, konaklarımızı, köşklerimizi yaptırdık, seni bekliyoruz. Gel bakalım beğenecek misin, demişler. Tam o sırada küçük oğlandan bir mektup gelmiş. Mektupta: — Baba, Giresun derler bir şehirdeyim. Bu şehri çok beğendim, buraya yerleşiyorum ama hiç param kalmadı, demiş. Mektubu okuyan baba, önce büyük oğlunun şehrine gitmeye karar vermiş ama büyük oğlanı büyük bir felaket bekliyormuş. Konaklar yaptırdığı yerde, bir yangın çıkmış. Oğlanın bütün evleri de bu yangında kül olmuş. Olanları gören baba: — Oğlum, Allah’ın işine ne denir! Bunca yıl kaldığın bu şehirde, bir sürü eşin dostun olmuştur. Onlardan biri bizi muhakkak misafir eder. Çok yorulduk, hadi bizi bir dostunun evine götür, demiş. Büyük oğlana dost sorulur mu hiç? Büyük oğlan bu şehirde, hiç kimsenin gönlünü hoş etmemiş, kimseyle konuşmamış. Sadece ev yaptırıp yaptırdığı evlerin ne kadar güzel olduğuyla ilgilenmiş. Bu yüzden babasını şehirdeki bir otele götürmek zorunda kalmış. Otelde bir gece kalan baba ile oğlan, ertesi sabah ortanca oğlanın şehrine gitmişler. Ancak oğlanın yaşadığı şehri de sel basmış. Yağan yağmurlar oğlanın yaptırdığı köşkleri yerle bir etmiş. Olanları gören baba, ortanca oğluna: — Oğlum, Allah’ın işine ne denir! Bunca yıl kaldığın bu şehirde, bir sürü eşin dostun olmuştur. Onlardan biri bizi muhakkak misafir eder. Çok yorulduk, hadi bizi bir dostunun evine götür, demiş. Oğlan etrafına bir bakmış, hepsi de selam bile vermediği insanlarmış. Kimseyi tanımadığı bu şehirde yardım isteyecek kimsesi de yokmuş. Babası ile ağabeyini küçük bir otele götürmüş. Burada bir gece kaldıktan sonra baba: — Haydi, şimdi en küçük kardeşinizin memleketine gidelim, demiş. Uzun bir yolculuktan sonra, baba ile oğulları, küçük oğlanın evine varmışlar. Burası çok küçük, kiralık bir evmiş ama küçük oğlan, babası ile kardeşlerini karşısında görünce çok sevinmiş. Onları nereye oturtacağını şaşırmış. Baba ile ağabeyler eve girdikten kısa bir süre sonra, küçük oğlanın kapısı durmadan çalmış. Küçük oğlanın dostları, ellerinde yiyecekler ve hediyeler ile eve gelmişler. Küçük oğlanın babası ile kardeşlerine ikramlarda bulunmuşlar, onları nasıl ağırlayacaklarını şaşırmışlar, evlerine davet etmişler. Bu durum her gün devam etmiş. En sonunda baba, iki oğlunu karşısına alarak onlara: — Küçük oğlumun öğüde ihtiyacı yok, bu sözlerim siz ikiniz içindir. Dünya malını yel üfürür, sel götürür. Hani bakmaya kıyamadığınız konaklarınız, köşkleriniz nerede? Dünya için mal değil, dost biriktirmek gerekir. Mal gittikten sonra akan gözyaşlarını dostlarınız siler. Eğer dostlarınız yoksa o çok sevdiğiniz mallarınız, size dünya kadar dert olur, demiş. İki kardeş hatalarını anlamışlar. O günden sonra bencillikten ve dünya malına çok değer vermekten uzak durmuşlar. Hem dost edinmişler hem de kazandıklarını dostlarıyla paylaşmışlar. Onlar ermiş muratlarına, darısı tüm bencil ve yalnız zenginlerin başına…

📖 Benzer Masallar

Tümünü Gör →

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yapmak için giriş yapın

Bağlan