Bir varmış, bir yokmuş. Dünyaya hükmeden bir padişahın oğlu, her şeyden kaçmış, kendini kumdan bir kaleye kapatmış. Çünkü insanlara güvenmiyor, kalbini birine açmaya cesaret edemiyormuş. Kırılmaktan çok korkuyormuş. Bu durum onu sinirli ve hırçın bir insan yapmış. Kimseyi görmek istemiyor, kendisine yaptırdığı kalesinden dışarı çıkmıyormuş. Ama insanlara güvenmeyen ve onları sevmekten korkan bu şehzadenin kalbi, doğaya karşı yumuşacıkmış. Şehzade bu gizli bahçesinde her türden çiçek yetiştirirmiş. Sadece çiçekleriyle konuşurmuş ve dertleşirmiş. Günlerden bir gün, yine bahçesinde çiçekleriyle ilgilenen şehzade, bazı çiçeklerinin koparıldığını fark etmiş. Şaşkına dönen şehzadenin kalbi, çiçekleri için hüzünle onları koparan kişi için de nefretle dolmuş. Koparılan çiçeklerin yerine daha güzellerini ekmiş, günün geri kalanını kumdan kalesinde geçirmiş. Ertesi gün yine çiçeklerinin koparıldığını gören şehzade, bu kez daha çok sinirlenmiş ama elinden hiçbir şey gelmemiş. Yeniden çiçekler dikmiş. Fakat şehzadenin çiçekleri her gün koparılmaya devam etmiş. Bu durum şehzadenin canına tak etmiş. Gece uyumayıp bahçesine giren kişiyi beklemeye karar vermiş. Hava kararınca, bahçenin en ücra köşesine gidip saklanmış. Bir süre sonra üstü başı yamalı kıyafetlerle bezenmiş bir kız gelmiş. Bu kız bahçedeki çiçekleri toplamaya başlamış. Kızın eski kıyafetleri onun güzelliğine gölge düşürmemiş. Güneşten daha sarı, parlak saçları rüzgârda dans edercesine dalgalanıyormuş. Kızın yüzü aydan daha parlakmış, dillere destan bir güzelliği varmış. Şehzade kızı görünce hareket edememiş. Kızın güzelliği karşısında dili tutulmuş. Uzun zaman sonra, ilk kez kalbinin ısındığını hissetmiş. Saklandığı yerden çıkmamış, güzel kıza kızmak yerine, onu izlemeyi tercih etmiş. Artık her gece şehzade bu kızın bahçesine gelmesini beklemiş. Günlerden bir gün, bu güzel kızın çiçekleri ne yaptığını öğrenmek istemiş. Bu yüzden bahçesinden çıkan kızı, gizlice takip etmiş. Güzel kızın kopardığı çiçekleri satarak geçimini sürdürdüğünü görmüş. Kıza öfkelendiği için çok mahcup olmuş. Çünkü kız, topladığı çiçeklerle hayatını sürdüren gariban bir kızmış. Bu kızın daha çok para kazanmasını isteyen şehzade, eşi ve benzeri görülmeyen bir çiçek yetiştirmeye karar vermiş. Eğer bu çiçeği yetiştirebilirse güzel kız, bu çiçeklerden daha fazla para kazanabilirmiş. Şehzade durmaksızın bu eşi benzeri olmayan çiçeği yetiştirmeye çalışmış. En sonunda da bunu başarmış. Daha sonra güzel kızın gelmesini beklemiş ama bu sefer saklanmamış. Elinde bir demet çiçekle kızın bahçeye girmesini bekliyormuş. Akşam olunca güzel kız bahçeye girmiş. Çiçekler o kadar güzeller, o kadar güzellermiş ki çiçeklerin güzelliğini gören kızın şaşkınlıktan ağzı açık kalmış. Mutluluktan etekleri zil çalmış. Bahçedeki çiçeklere hayran hayran bakan kız, birden karşısında elinde çiçeklerle bekleyen şehzadeyi görmüş, çok şaşırmış. Çünkü güzel kız hep bahçedeki çiçekleri kimin yetiştirdiğini hayal edermiş. Hayalindeki kişiyi karşısında gören kız, o anda şehzadeye âşık olmuş. Şehzade güzel kıza onunla evlenmek istediğini söylemiş. Güzel kız, bu kadar güzel çiçek yetiştiren şehzadenin gönlünün de güzel olacağını düşünmüş. Birbirlerine âşık olan gençler evlenemeye karar vermişler. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.
Gizli Bahçe
Anonim - MASAL6 Derlemesi ·
5 dakika okuma süresi ·
382 kez okundu ·
❤️ 0 beğeni
Gizli Bahçe
📖 Benzer Masallar
Tümünü Gör →
1. Sınıf Masalları
Devlet Kuşu
Bir zamanlar ülkenin birinde, zengin mi zengin, yakışıklı mı yakışıklı bir bey yaşarmış. Bu beyin ülkesinin bir tarafınd...
5 dk
5.0
354
1. Sınıf Masalları
Vezirin Bülbülleri
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir padişah varmış. Bu padişahın üç oğlu varmış. Padişah...
5 dk
5.0
347
Sonraki masal yükleniyor...
Bu kategoride başka masal yok
Ana Sayfaya Dön
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan