Güzel Kız ve Sabır Taşı Hikayesi

Anonim - MASAL6 Derlemesi · 15 dakika okuma süresi · 541 kez okundu · ❤️ 2 beğeni
Güzel Kız ve Sabır Taşı Hikayesi

Güzel Kız ve Sabır Taşı Hikayesi

👸 Büyülü Bir Masal: Güzel Kız ve Sabır Taşı Hikayesi

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, büyük bir kentte hâli vakti yerinde bir adamın, günden güne serpilip güzelleşen bir kızı varmış.

Bir gün kız, bahçede el işi (gergef) yaparken yanına bir kuş gelmiş. Kuş kıza tuhaf bir kehanette bulunmuş:

— İyi kızsın, has kızsın, bir ölüye kısmetsin, deyip uçup gitmiş.

Bu durum bir gün değil, beş gün boyunca devam etmiş. Kız sonunda kuşun söylediklerini annesine anlatmış. Anne ile baba büyük bir telaşa düşmüşler:

"Bizim bir tek kızımız var, onu da ölüye mi vereceğiz?"

Bu kaderden kaçmak için başka bir kente göç etmek üzere yola çıkmışlar.

Gizemli Bir Evde Kapanan Kapılar

Epey yol aldıktan sonra, bir akşamüzeri yeni bir kente varmışlar. Baba namaz kılmak için su bulmak isteyince, karşıdaki bir çeşmede su dolduran bir kadın görmüş. Ancak tam çeşmeye varacağı sırada hem kadın hem de çeşme aniden kaybolmuş.

En sonunda kız, elinde bir testiyle büyük ve gösterişli bir evin kapısını çalıp su istemiş. Kapıyı ihtiyar bir kadın açmış. Kız içeri girer girmez kapı kendiliğinden büyük bir gürültüyle kapanmış.

Kız evin odalarını tek tek dolaşmış. Bakmış ki burada yiyecek, içecek her şey bol, ama görünürde bir tek insan yokmuş. Yalnız, odalardan birinin ortasında bir tabutun içinde bir ölü yatıyormuş.

Kırk Mendil ve Ağlama Görevi

Ölünün etrafında ise tam kırk tane mendil duruyormuş ve yanında bir yazı varmış:

"Kırk gün ağlayıp bu mendilleri çürüteceksin."

Kız, içeride olup bitenleri pencereden annesine ve babasına anlatırken, o sırada oradan geçmekte olan başka bir kız seslenmiş: "Hanım, beni de yanına al, yardımım dokunur sana," diye yalvarmış. Güzel kız, bu yalvarmalara dayanamamış ve bir iple onu yukarı çekerek yanına almış.

Ağlamaklı günler birbirini kovalamış. Nihayet kırkıncı gün gelmiş.

İhanet ve Kimlik Değişimi Masalı

Kırkıncı günün sabahı Fatma (güzel kızın adı) gözlerini açıp yüzünü yıkarken, ölü de yattığı yerden doğrulmuş. Ancak karşısında Fatma’yı değil, Fatma’nın esvaplarını giymiş olan diğer kızı görmüş.

Yalancı kız, hemen oğlana dil dökmeye başlamış:

"Kırk gün kırk gece demedim, başucunda kalıp gözyaşı döktüm, kırk mendilin kırkını da çürüttüm."

Olanları izleyen Fatma, yanına aldığı kıza kendi elbiselerini getirmesini söylemiş fakat kız, kendi esvaplarını Fatma’ya giydirmiş. Fatma, aylarca sesini çıkarmadan beklemiş, derdini içine dökmüş. Başını beklediği oğlanla yalancı kızın bütün işlerini sessizce görmeye devam etmiş.

Sabır Taşı ve Gerçeğin Ortaya Çıkışı

Günün birinde oğlan, başka bir kente mal almak için yola çıkmış. Fatma’nın yerine geçen yalancı kız, oğlana kendi isteklerini sıralamış. Oğlan ise bu kıza: "Fatma’nın isteğini de sor," demiş.

Fatma'nın tek isteği, bir sabır taşı olmuş. Ardından oğlana eklemiş:

"Eğer isteğimi unutursan bir fırtınaya tutul, buralara bir daha gelme."

Aksilik bu ya, adam Fatma’nın istediği sabır taşını unutmuş. Ancak yolda korkunç bir fırtınaya yakalanınca aklı başına gelmiş. Gerisin geri dönüp uzun aramalardan sonra, sabır taşını bulup Fatma’ya getirmiş.

Fatma, taşı alır almaz bütün başından geçenleri sabır taşına anlatmaya başlamış. Oğlan da olanları uzaktan merakla izliyormuş.

Anlattıkça sabır taşı şişmiş, şişmiş, şişmiş... Tam patlayacağı sırada Fatma haykırmış:

"Vay! Sen benim derdime dayanamayıp çatlarsan, ben nasıl dayanırım, derdimi kime anlatırım?"

Böylece oğlan, kendisine oynanan oyunu anlamış. Yalan söyleyen kızı, kırk katıra bindirip evine göndermiş. Fatma’dan af dilemiş. Fatma ile evlenip muradına ermişler.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş, biri bana, biri dinleyene, biri de bu masalı okuyana. Afiyet olsun.

Masalı sesli dinle

Etiketler

📖 Benzer Masallar

Tümünü Gör →

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yapmak için giriş yapın

Bağlan