Haknezer Pehlivan Masalı

Anonim - MASAL6 Derlemesi · 15 dakika okuma süresi · 565 kez okundu · ❤️ 5 beğeni
Haknezer Pehlivan Masalı

Haknezer Pehlivan Masalı

Haknezer Pehlivan

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, eski tarihlerde bir ana oğul varmış. Bu kadının kocası yokmuş.

Birkaç keçisi, tavuğu, kazı varmış, onların verdiği sütle, yumurta ile geçinip giderlermiş. Yalnız annenin düşündüğü bir şey varmış: O da oğlunun çok korkak olmasıymış. Öyle ki oğlu, evden dışarı bile çıkamazmış. Bu durum da anneyi hep düşündürürmüş.

Köy yerinde kadının komşuları da varmış. Bu komşular bir gün kadına akıl verip:
— Oğlunun sevdiği bir şeyler pişir, bir oyunla onu evden çıkar, demişler.

Çocuk da pişiyi çok seviyormuş. Annesi pişiyi yapmış, birini kapının dışına bırakmış, birini onun az ötesine, birkaç tanesini de yere dizmiş. Bir tane de çocuğun eline vermiş. Oğlu birinci pişiyi yiyince tekrar istemiş. Yerdekileri yiye yiye kapının eşiğine kadar gitmiş. Dışarıdakine elini uzatmış ama alamamış, biraz daha kendini dışarı doğru çıkarmış. O esnada annesi çocuğu arkadan iterek kapıyı da kapatıp kilitlemiş.

Çocuk dışarıda feryat figan bağırmaya başlamış:
— Anne aç kapıyı, rüzgâr beni savurdu, güneş beni yaktı, kurt kuş yedi, diye bağırıyor, kapıyı yumrukluyormuş.

Annesi de oğlu gerçek hayatla tanışsın diye:
— Kapıyı açmayacağım, nereye gidersen git, demiş.

Çocuk dışarıda biraz kalınca bakıyor ki ne rüzgâr onu savurmuş ne de güneş eritmiş. Annesi de eve almamış. Kendi kendine dışarıya gitme kararı almış. Yola çıkmadan önce annesinden birkaç şey istemiş. Bunlar: sopa, çuvaldız, biraz un ve sevdiği kedisinin yavrusuymuş. Anne oğlunun istediklerini vermiş.

Oğlan, sopayı omzuna koyup yola koyulmuş. Haknezer, evinden ayrılıp günlerce yol gitmiş. Sonunda bir ormana varmış.  Orda biraz yemek yiyip dereden su içmiş. Karnı tok ya bir güzel uykuya dalmış.

Uyandığında bakmış ki değneğinin üzerine sinekler konmuş. Hızlıca değneğini tersine çevirip yere vurmuş, sinekler bir anda ölmüş. Haknezer ölen sinekleri saymış. Bakmış ki tam kırk tane sinek öldürmüş. Kırk sineği birden öldürünce değneğinin üzerine, Haknezer pehlivan, bir vuruşta kırkını ezer yazmış.

Değneğine bunu yazdıktan sonra değneği oraya bırakmış ve tekrar uykuya dalmış. Bu esnada ormanın derinliklerinde yaşayan devlerin başka devlerle savaşı olacakmış. Bu yüzden devler onlara güç katacak birilerini arıyorlarmış. Devler birden ağacın altında uyuyan Haknezer’i fark etmişler. Haknezer’in yanından geçerken değneğinin üzerinde yazılmış yazıyı görmüşler: Haknezer pehlivan bir vuruşta kırkını ezer. Devler kendi aralarından karar almışlar, aradığımız kişiyi bulduk, diye düşünmüşler. Devler kendi aralarında konuşmaya başlamışlar:
—  Savaşı kazandıktan sonra bir yolunu bulur, bu adamdan kurtuluruz, demişler.

Haknezer’i uyandırıp:
— Bizim diğer dev ülkesi ile savaşımız olacak, eğer bize yardım edersen sana da ganimetlerimizden veririz, demişler.

Haknezer hem devlerin onu öldürmesinden korkmuş hem de sonunda ganimet kazanma hevesi varmış. Hemen devlerin teklifini kabul etmiş. Dev, Haknezer’i sırtına alıp ona:
— Bana çok hafif geldin, böyle pehlivan mı olur, demiş.

Haknezer:
— Ben sen yorulma diye ağırlığımı vermiyorum, bekle vereyim ağırlığımı, demiş.

Torbasından çuvaldızı çıkarıp deve batırmış. Dev can acısıyla:
— Aman aman ağırlığını verme! Hafifliğini ver, demiş.

Haknezer çuvaldızı çıkarıp torbasına koymuş. Devler, Haknezer’in ufaklığından pehlivan olduğuna inanamamışlar. Dev bir taşı alıp elinde sıkınca taşlar paramparça olmuş. Bunu gören Haknezer:
— O da bir şey mi, demiş.

Taşı alıp sıkıyor gibi yapmış. O esnada çaktırmadan elini torbasına atıp bir avuç un çıkarmış. Taşı da geriye atıp torbadan unu alıp devlere üflemiş. Devler Haknezer’in taşı un ufak etmiş olmasına inanamamışlar. Haknezer’in gerçek bir pehlivan olduğuna ikna olmuşlar. Daha sonra diğer dev kaşına kaşına vücudundan bir pire çıkarmış. Sonra da Haknezer’e:
— Böyle büyük pire olur, demiş.

Haknezer de kaşınmış, kaşınmış sonra da elini torbasına atıp evden aldığı küçük kedi yavrusunu yere bırakmış. Devler gözlerine inanamamışlar. Haknezer’in çok büyük bir pehlivan olduğuna emin olmuşlar. Alıp Haknezer’i devler ülkesine götürmüşler. Ülkedeki devler Haknezer’i görünce çelimsizliğinden onlara yardım edemeyeceğini düşünmüşler ama diğer devler onun yaptıklarını anlatınca şaşırmışlar. Akşam olmuş, Haknezer’e yemek getirmişler. Pehlivan kuzudan az yiyince devler neden böyle az yediğini sormuşlar.

Haknezer:
— Sizinle karşılaşmadan hemen önce iki deve yemiştim, demiş.

Sonrasında devlerden camış derisinde su istemiş. Devlere:
— Buradaki su bana yetmez gidip dereden doldurayım, demiş.

Dere kenarına gidip camız derisini ağzıyla şişirmiş. İçine de azıcık su koymuş. Devlerin yanına gelip derideki havayı boşalttıktan sonra, azıcık suyu içmiş. Devler Haknezer’in bir camız derisinin tamamını nasıl içtiğine inanamamışlar. Sonra devler onun zayıf vücuduna rağmen bu kadar güçlü olmasından korkmuşlar. Bir vuruşta kırkını ezen bir adam gece hepimizi öldürebilir, diye düşünmüşler.

Bir plan yapıp gece Haknezer pehlivandan kurtulmaya karar vermişler. Haknezer bu plana kulak misafiri olmuş ve kendini korumak için önlem almış. Gece yatacağı yatağın içine, taşları adam şekline getirip koymuş. Kendisi de yatağın altına saklanmış. Devler bir müddet sonra sopalarla gelip yorganı kaldırmadan değneklerle taşlara vurduktan sonra gitmişler. Haknezer devler gittikten sonra un ufak olan taşları temizleyip yatağa girip uyumuş. Ertesi sabah devler Haknezer ile karşılaşmışlar. Haknezer durmadan kaşınıyormuş. Devler ona neden kaşındığını sormuşlar. Haknezer de:
— Sabaha kadar pireler üzerimde zıpladı durdu, demiş.

Devler inanamamışlar, kendi aralarında, bizim sabaha kadar dövmemiz ona pire zıplaması gibi gelmiş, bu nasıl güçlü bir pehlivandır, diye konuşmuşlar. Sonra devler diğer devlerle savaşa gitmeden önce Haknezer’i ahıra at seçmesi için götürmüşler. Haknezer ahırın en dibindeki küçük, zayıf bir atı seçmiş. Devler kendi aralarında yine şaşırıp, bu nasıl bir pehlivan en hızlı, en yorulmaz, en dayanıklı atı nasıl da hemen bilip seçti, diye düşünmüşler. Haknezer ata binmeyi bilmediğinden:
— Beni bu ata bindirin ve üzerine bağlayın. Ben savaşta çok sinirlenip üzerinden atlamayayım, demiş.

Devler de onu sımsıkı atın üzerine bağlamışlar ve savaşa gitmeye başlamışlar. Haknezer’in atı yıldırım gibi tüm devleri geride bırakıp gidiyormuş. Haknezer atın hızından çok korkuyor, ata bağlı olduğu için atlayamıyor, elini sağa atıyor, sola atıyor bir türlü bir şeye tutunamıyormuş. En sonunda karşısına çıkan ağaca öyle bir sıkı sarılmış ki, ağacı kökünden çıkarıp kucağına almış.

Düşmanlar da karşıdan Haknezer’e doğru geliyormuş. Haknezer elinde kocaman dalları olan ağaçla düşmanların arasına dalmış. At yıldırım gibi koşuyor, pehlivan elindeki ağacı bir o tarafa savuruyor, bir bu tarafa savuruyormuş. Ağacın dalları, budakları, kökleri düşmanı attan düşürüyor, kimini yaralıyor, kimine batıp öldürüyormuş. Devler gelene kadar Haknezer düşmanların hepsini bertaraf etmiş.

Devler gelip bakmışlar ki Haknezer tüm düşmanları öldürmüş kendi de atın üstünde duruyormuş. Atı zorla yakalayıp Haknezer’i indirmişler, ülkelerine geri dönmüşler. Devler kendi aralarında konuşup Haknezer’i buldukları yere götürmeye karar vermişler. Haknezer’e ganimetlerden bölüp altın, gümüş vermişler. İki dev eşliğinde Haknezer’i ormana götürmüşler, Haknezer ormandan eve gitmiş. Annesi onu altınlarla, gümüşlerle görünce çok sevinmiş.

 Haknezer demiş ki:
— Artık ne güneşten ne rüzgârdan korkmam, pehlivanım ben!

Devler ormandan geri dönerken yolda tilki ile karşılaşmışlar, tilki devlere nereden nereye gittiklerini sormuş.

Devler:
— Haknezer pehlivanı bıraktık ülkemize geri dönüyoruz, demişler.

Tilki:
— Haknezer’in neresi pehlivan, onu ben bile yenerim, demiş.

Devler inanmamışlar.

Tilki:
— İsterseniz sizin yanınızda da yeneyim. Bana inanmaz kaçacağımdan korkarsanız alın bu ipi siz belinize dolayın, ben de belime bağlayayım beraber gidelim, kaçmayacağımdan emin olun, demiş.
Devler ipi bellerine bağlamışlar, tilkinin de beline ipi bağlamışlar. Birlikte Haknezer’in evine doğru yol almışlar. Haknezer pehlivan o esnada camdan devler ile tilkinin evine doğru geldiklerini görmüş.

Haknezer’in annesi oğluna hemen akıl vermiş. Haknezer de çıkıp camdan bağırmaya başlamış:
— Ey tilki! Senin dedenin benim dedeme yedi dev borcu var, iki dev getirerek bu işin içinden çıkamazsın, demiş.

Devler:
— Demek ki bu tilki, bizi borç karşılığında götürüyor, demişler.

Devler geri dönüp koşmaya başlamışlar. Tilki yerde sürüklenmeye başlamış. Tilki art niyetinin cezasını çekmiş. Haknezer pehlivan da zenginlik içinde ömrünün sonuna kadar yaşamış. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine...

Masalı sesli dinle

Etiketler

📖 Benzer Masallar

Tümünü Gör →

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yapmak için giriş yapın

Bağlan