Bu masal, cömertlik, misafirperverlik, çobanın bilgelik ve arifliği, padişah ve vezirin kibiri ile eden bulur temasını işleyen kısa ve etkili bir hikâyedir. Hikâye, mevki fark etmeksizin verilen öğüdün geçerliliğini vurgular.
🐑 Çobanın Arifi ve Altın Tabaklar
Bir varmış, bir yokmuş. Devamlı seyahat eden bir Padişah ve Veziri varmış. Bir gün yaylada, bir çobanın çadırına misafir olmuşlar.
Çoban, misafirlerinin kim olduğunu bilmediği hâlde, cömertçe sürüsünün en büyük koyununu seçip onlar için kesmiş. Koyun kızarıp sofraya geldiğinde, Padişah, "Bu koyun üç kişiye çok fazla," demiş.
Padişahın bu sözü üzerine Çoban, onu azarlamış: — Hane sahibinin işine karışma!
Padişahla Vezir hiçbir şey diyememiş ve saraya dönmüşler.
💰 Vezirin Kurnaz Planı
Çobanın padişahı azarlaması, Padişah ve Vezir'in çok zoruna gitmiş. Bu durumun altında kalmamak için bir intikam planı düşünmüşler.
Vezir, Padişaha şöyle demiş: — Padişahım, o çobanı saraya davet edelim, yedirip içirelim. Sonra siz altın tabakları camdan denize atmaya başlayın. Çoban, 'Atmayın!' dediğinde, siz de ona, 'Hane sahibinin işine karışma!' diyerek kızarsınız. Böylece öcümüzü almış oluruz.
Plan üzerine Çoban, saraya davet edilmiş. Hep birlikte yiyip içtikten sonra Padişah, altın tabakları camdan denize atmaya başlamış.
🌊 Çobanın Karşılığı
Padişah, en değerli tabakları denize atarken, Çoban hiçbir şey dememiş.
Bunu gören Vezir şaşırıp Çoban'a: "Padişaha söyle de altın tabakları atmasın," demiş.
Çoban, Vezir'e dönerek Vezir'in kendi planını ona karşı kullanmış: — Ben sana, hane sahibinin işine karışma, demedim mi!
Böylece Padişah ile Vezir, kendi eştikleri kuyuya düşmüşler. Köylünün arifliğini aşamayacaklarını anlamışlar.
Gökten üç elma düşmüş, biri bu masalı anlatanın, biri dinleyenin de biri de iyi niyetli tüm kulların başına…
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan