👑 Hastalık, Vicdan ve Kuş Masalı: Tokların Açları Doyurduğu Ülke
Bir varmış, bir yokmuş. Ülkenin birinde yaşayan bir padişah varmış. Padişahın biricik kızı hastalanmış. Ülkedeki tüm hekimler, ulemalar ve din hocaları kızın derdine çare bulamamışlar. Padişah günden güne umudunu kaybediyormuş.
O sırada sarayın bir köşesine her gün bir kuş konuyor ve durmaksızın ötüyormuş. Kızının hastalığıyla çaresiz kalan padişah, bu sesten rahatsız olmuş ve kuşu yakalayıp başka bir yere bırakmaları için emir vermiş.
Kuş, ormanda serbest bırakılmış, ancak padişahın kızı o günden sonra daha çok hastalanmış. Padişah, çaresizlikle başka ülkelerden hekimler getirtse de sonuç alamıyormuş.
Dilencinin Ziyaretleri ve Padişahın Öfkesi
Padişah bir sabah, saraydan uzaklaştırttığı kuşun sesini tekrar duymuş. Öfkeyle askerlerine bağırmış. Askerler kuşu bulamamışlar. O esnada sarayın kapısına bir dilenci kadın gelmiş ve yardım istemiş. Padişah, derdinin başından aşkın olduğunu söyleyerek dilencinin gönderilmesini emretmiş.
Padişahın emri üzerine dilenci kadın gönderilmiş, ancak bir süre sonra kuş sesi yine duyulmuş. Padişah tekrar öfkelenmiş. Askerler bahçede kuşu ararken, karşılarında yine o dilenci kadını görmüşler.
Kadın, padişahla birebir görüşmek istediğini söylemiş. Askerler itiraz etse de, padişah sonunda kadını huzuruna kabul etmiş.
Dilenci Kılığındaki Şifacı
Padişah, karşısında ihtiyar, zavallı bir kadın görünce sinirlenmiş. Dilenci kılığındaki kadın ise iddialı konuşmuş:
— Devletli padişahım, kızının hastalığını tedavi ettirmek için dünya üzerindeki hekimlere, âlimlere haber gönderdin. Hepsi geldi ama hiçbiri neticeye varamadı. İşte ben senin kızını iyi etmeye geldim. Senin derdin bana kolay.
Mutluluktan havalara uçan padişah, kadına ne isterse yapacağını söylemiş. Kadın, üç gün izin istemiş ve kızın yemeklerini bu üç gün boyunca sadece kendisinin yapacağını söylemiş.
Kadın saraydan çıkıp ormana gitmiş. Ormanda karşılaştığı kuştan, şifalı kuş kemiklerini almış. Meğerse o dilenci kadın, bu şifalı kuşmuş!
Kadın, saraya dönmüş ve kuş kemiklerini un gibi ezerek yaptığı yemeklerin içine katmış. Sonra da bunları padişahın kızına yedirmiş. İlk yemeğin ardından kız, ağzının içinde ufak bir şeker tadı hissettiğini söylemiş. Padişah çok sevinmiş ve kadını bulup getirmeleri için askerlerine emir vermiş ama kadın ortadan kaybolmuş.
Vicdan Dersi ve Ahlaki Değişim
Kadın, ikinci ve üçüncü gün de saraya gelerek yemekleri yapmış. Üçüncü yemeğin ardından kız, yataktan kalkıp sarayın içinde gezinmeye başlamış. Padişah bayram çocuğu gibi sevinmiş.
Son görüşmelerinde, kadın padişahın huzuruna çıkmış ve artık iyileşmiş kızının durumu hakkında konuşmuş. Padişahın, dile benden ne dilersen teklifine karşılık kadın, kendisi için bir şey istememiş, sadece gerçekleri anlatmış:
— Devletlim, bilmenizi istediğim durumlar vardır. O saraydan uzaklaştırdığınız kuş, yavrularının karnını doyurmak için açlığından gelmişti. Ama siz onun sesinden rahatsız oldunuz ve onu uzaklaştırdınız. Siz, çocuğunuz hasta olana kadar düşküne, perişana hiç yönünüzü dönüp de bakmazdınız. Ama kızınız iyileşince, siz açlara ve perişanlara yöneldiniz. Ancak o zaman düşkünün hâlinden anladınız. O zamana kadar sizde vicdan yoktu.
Padişah, hatasını anlamış ve kadına teşekkür etmiş: "Beni bir yanlıştan kurtardın, yolumu doğruya döndürdün. Bundan sonra tokların açları doyurduğu bir ülkenin padişahı olacağım."
Yeni Padişah ve Adalet
Padişah, o günden sonra garibana destek olmuş, ülke "tokların açları doyurduğu ülke" unvanını almış.
Günlerden bir gün padişah vefat etmiş. Oğlu olmadığı için sarayın ileri gelenleri, padişahın kızının evleneceği kişiyi kendisinin seçmesine karar vermişler. Kız, sarayın önünden geçen üçüncü kişiyi eş olarak seçeceğini söylemiş.
Sarayın önünden geçen birinci ve ikinci kişiler dilenciymiş. Nihayet üçüncü geçen adam da bir dilenciymiş. Padişahın kızı, üçüncü dilencinin çağrılmasını emretmiş.
Ulemalar dilenciye, padişahın kızıyla evlenmeyi kabul edip etmeyeceğini sormuşlar. Delikanlı dilenci, utangaçlıkla, bu durumun yerini bilmemek olacağını söylese de, ulemalar ona: "Zamanında padişahın kızını da bir dilenci kurtarmıştı. Bu ülkeye de bir dilenci padişah olabilir," demişler.
Dilenci oğlan, mutlulukla evlenmeyi kabul etmiş. Kırk gün kırk gece düğün yapılmış ve dilenci oğlan, ülkenin başına padişah olmuş. Ülkesini uzun yıllar adalet ve hoşgörü ile yönetmiş.
Gökten üç elma düşmüş, biri bu masalı anlatanın, biri dinleyenin, biri de ihtiyaç sahiplerini gözeten, yardımsever insanların başına…
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan