Bir varmış, bir yokmuş. Tuzun adının heç heç olduğu zamanlarmış. Köyün birinde bir Keloğlan yaşarmış. Gariban Keloğlan ağanın birinin yanında çalışmak istemiş. Ağa, Keloğlan’ı verdiği işlerden pişman olmaması şartıyla işe almış. Eğer pişman olursan sana paranı vermem demiş. Keloğlan da ağaya: — Pişman olmam ağam, sen hiç merak etme, demiş. Ağa bir gün Keloğlan’dan tuz alıp gelmesini istemiş. Keloğlan da alacağı tuzu unutmamak için heç heç diyerek yürümeye başlamış. Yolda giderken balık tutan bir adama denk gelmiş. Adam Keloğlan’ın heç heç diyerek yürüdüğünü görünce: — Sen niye sürekli heç heç diyorsun, hiç öyle dersen oltaya balık mı gelir? Üçü beşi birden desene, diye çıkışmış. Keloğlan bu sefer heç heç demeyi bırakıp üçü beşi birden demeye başlamış. Böyle diyerek biraz yol almış, bir köye varmış. Köyde herkes ağlıyormuş. Meğer biri vefat etmiş ona ağlıyorlarmış. Keloğlan kalabalığın yanından geçmiş. Geçerken de: — Üçü beşi birden, üçü beşi birden, demiş. Köylüler Keloğlan’a tepki gösterip kızmışlar: — Bir tane yetmiyor da sen üçü beşi birden mi diyorsun? Allah rahmet eylesin desene, demişler. Keloğlan köylülerin öfkesinden korkmuş. Bu sefer de: — Allah rahmet eylesin, Allah rahmet eylesin, diyerek yürümeye başlamış. Yolda Keloğlan’ın önüne bir köpek ölüsü çıkmış. Keloğlan: — Allah rahmet eylesin, diyerek yürümeye devam etmiş. Bunu duyan köpeğin sahibi: — Hiç hayvan ölüsüne Allah rahmet eylesin denir mi, diye kızmış. Keloğlan adamın öfkesinden korkmuş. Korkuyla: — Bundan sonra heç bir şey demem, demiş. Öyle söyleyince ağasının istediği heç heçi hatırlamış. Çarşıdan heç heç almış doğruca eve gitmiş. Tuzu ağaya teslim etmiş. Ama ağası Keloğlan’a parasını vermemiş. Üstüne üstlük: — Pişman oldun mu, diye sormuş. — Olmadım ağam, demiş Keloğlan. Bunun üzerine ağası: — O zaman her gün keçileri dağa götürüp, otlatıp getireceksin. Sana bir ekmek azık vereceğim, ama ne sen ne de köpeğin bu ekmeği yemeyeceksiniz. Akşam evde ne yemek varsa ondan yersin. Eğer ekmeği yersen sana paranı ödemem, demiş. Keloğlan da ağasına: — Ben pişman olmam da sen benden pişman olursan kazandığımın iki katını bana verirsin. Anlaştık mı ağam, demiş. Ağa da bu teklifi kabul etmiş. Keloğlan çobanlığa giderken arkadaşlarını da yanında götürmüş. Her gün ağasının bir keçisiyle arkadaşlarına ziyafet çekip verilen ekmeğe hiç dokunmuyormuş. Bir gün, beş gün derken keçi sürüsü giderek azalmaya başlamış. Ağa bir gün: — Bu keçilerin sayısı giderek azalıyor. Kurt mu saldırıyor? Nedir bu vaziyet, demiş. Keloğlan: — Ağam, sen ekmeğe dokunma dediğin için her gün bir keçi ile karnımızı doyuruyoruz. Pişman oldun mu ağam, demiş. Ağa: — Pişman oldum, üç kuruş parayı vermemek için servetimden oldum, demiş. Daha fazla zarar görmemek için de Keloğlan’a kazancının iki katını verip göndermiş. Keloğlan da ağasına: — Deli deliyi görünce sopasını saklarmış, hak ettiğin gibi davrandım. Bundan sonra kimseyi delirtme, demiş.
Heç Heç
Anonim - MASAL6 Derlemesi ·
5 dakika okuma süresi ·
390 kez okundu ·
❤️ 23 beğeni
Heç Heç
📖 Benzer Masallar
Tümünü Gör →
1. Sınıf Masalları
Padişahın Berberi
Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın birinde bir padişah yaşarmış. Bu padişah ülkesini çok sever, halkına faydalı olacak işle...
5 dk
5.0
287
1. Sınıf Masalları
Horoz
Bir varmış, bir yokmuş. Bir tane horoz varmış. Bu horozun yolda giderken ayağına diken batmış. Ayağına batan dikenle yür...
5 dk
5.0
484
Sonraki masal yükleniyor...
Bu kategoride başka masal yok
Ana Sayfaya Dön
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan