🐔 Horozun Altını ve Karnındaki Dostları
Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın birinde, dingilli mingilli, güzel mi güzel, akıllı mı akıllı büyük bir horoz varmış.
Bu horoz, toprakta eşinirken bir altın bulmuş. Fakat Beyoğlu horozun altınını kapıp kaçmış. Horoz, altınını geri almak için Beyoğlu'nun peşine düşmüş.
🐺 Horozun Sıra Dışı Yol Arkadaşları
Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Horoz, yolda karşılaştığı ve kendisine yardım teklif eden herkesi, Beyoğlu görmesin diye karnına yutup yoluna devam etmiş:
1- Kurt: Yolda rastladığı kurdu yutmuş.
2- Tilki: Yolda karşılaştığı tilkiyi yutmuş.
3- Irmak: Önüne çıkan ırmağı içine çekip yutmuş.
🏰 Beyoğlu'nun Evindeki Sınavlar
Uzun bir yolculuktan sonra horoz, Beyoğlu’nun evine varmış ve bağırmaya başlamış: — Ü ürü ü! Beyoğlu çık dışarı, ver altınımı geri!
Beyoğlu sinirlenmiş ve horozu cezalandırmak için adamlarına emirler vermiş. Ancak horoz, karnındaki dostları sayesinde her engeli aşmış:
Atların Yanına Atılınca: Horoz, hemen yuttuğu kurdu kusmuş. Kurt, bütün atları korkutup kaçırmış.
Ördek ve Kazların İçine Atılınca: Horoz, yuttuğu tilkiyi kusmuş. Tilki, ortada ne ördek ne de kaz bırakmış.
Fırına Atılınca: Beyoğlu, horozu fırında yemek istemiş ve fırını yaktırmış. Horoz fırına girer girmez yuttuğu ırmağı kusmuş. Yanan fırın bir anda sönmüş.
Beyoğlu, altınını geri almak için gelen horozla baş edemeyeceğini anlamış. Bir altın yüzünden atlarından, kazlarından ve ördeklerinden olmuştu. Horozun altınını geri vermiş.
Beyoğlu canını kurtardığına şükredip yaptığına pişman olmuş. Çil horoz da çil altınına kavuşmuş.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan