💧 Irmak Bekçisi Masalı: Kötülüğün Cezası
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, ülkenin birinde yaşayan bir baba ve kızı varmış.
Baba, eşini kaybettikten bir süre sonra yeniden evlenmiş. Ancak üvey anne, üvey kızına çok kötü davranıyor, evin tüm işlerini kıza yaptırıyormuş. Kız evi süpürürken, üvey anne kasten etrafa kül ve kavurga saçıyormuş.
Zulüm gören kızın sığındığı tek yer, beldeden akan ve bir bekçisi olan ırmakmış. Kız, sürekli ırmağın yanına gidip suya tüm dertlerini anlatıyormuş. Anlattığı her şeyi, gizlenmiş olan ırmak bekçisi de duyuyormuş.
Öz Kızın Doğumu ve Zulmün Artması
Bir zaman sonra üvey annenin bir de öz kızı olmuş. Kadın, öz kızı olunca üvey kızına daha da kötü davranmaya başlamış. Öz kız da ablasının sürekli ırmağın yanına gittiğini fark etmiş.
Günlerden bir gün üvey anne, öz kızına: "Git bakalım, bu kız her gün nereye gidiyor böyle? Öğren gel," demiş. Öz kız, annesinin sözünü tutup üvey ablasını takip etmiş.
Abla, ırmağın yanına gelmiş, suya derdini anlatmış. Bir süre sonra üvey kız kardeş, saklandığı yerden çıkarak ablasının yanına gitmiş.
Ak Su, Kara Su ve Bekçinin Kararı
Olanları uzaktan izleyen ırmak bekçisi, dayanamayıp iki kardeşin yanına gelmiş. Onlara güzelleşmek isteyip istemediklerini sormuş. İki kız da hemen "İsteriz!" diye cevap vermişler.
Bunun üzerine ırmak bekçisi, adil bir karar vermiş:
— O zaman sen (üvey kız) ırmağın ak tarafından, sen de (öz kız) kara tarafından yüzünü yıka.
İki kardeş söylenenleri yapmışlar. Sonuç çarpıcı olmuş: Üvey kız (zulüm gören), çok güzel olmuş; öz kız (zulüm yapanın kızı) ise çok çirkin olmuş ve alnında boynuza benzeyen üç çıkıntı oluşmuş.
Pişmanlık ve Af Dileme
Anne, kızları görünce şok olmuş. Üvey kızının çok güzelleşmesine ve öz kızının çirkinleşmesine sinirlenmiş. Hemen ırmak bekçisinin yanına gidip hesap sormuş:
— Neden benim kızımı çirkin, üvey kızımı da çok güzel yaptın?
Irmak bekçisi, yaptığı kötülüğün cezasını açıklamış:
— Üvey kızına çok eziyet ettin, ben de onun yüzünü ak suda yıkadım. Öz kızının yüzünü de kara suda yıkadım.
Bunun üzerine kadın, bekçiden af dilemiş: "Bundan sonra iki kızımı da ayırt etmeyeceğim, yeter ki kızımı eski hâline çevir," demiş. Irmak bekçisi kadını affetmiş ve öz kızını eski hâline çevirmiş.
Son Bir Kötülük ve Mutlu Son
Günler günleri kovalamış. İki kız da gelinlik çağa gelmiş. Kadının üvey kızına bir sürü talip çıkarken, öz kızını kimse beğenmiyormuş. Kadın bu durumu kıskanmış.
Üvey kızını biriyle nişanlamış ama düğün günü gelinliği kendi kızına giydirmiş ve öz kızını gelin diye oğlan evine göndermiş. Ancak duvağı açtıklarında, oğlan evi kendi gelinlerinin bu kız olmadığını görmüş. Dönüp kızı evine geri getirmişler ve asıl gelinleri olan üvey kızı almışlar.
Böylece üvey anne, kendi eliyle yaptığı kötülüğün cezasını çekmiş. Yapılan hiçbir kötülüğün cezasız kalmadığını anlamış ve:
— Kim ne ederse kendine eder, gelir, dolaşır ayağına döner, demiş.
O günden sonra üvey kız, eşiyle hak ettiği mutlu hayatı yaşamış. Anne ile öz kızı ise hiçbir zaman tam anlamıyla mutlu olamamış.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan