Bir varmış, bir yokmuş. Develer tellal iken, pireler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken hop dedim, babamı uçurdum, Kafdağı’ndan aşırdım. Ay dedim, vah dedim, koştum peşinden yetiştim. Yetiştim ki ne göreyim? Babam ağaç altında, mor bir bebek kolunda… Bebek dile gelmiş. Görün bakalım neler demiş? Zamanın birinde, çok sıcak olmayan bir ülkede, bembeyaz tüylü, simsiyah gözlü, şirin mi şirin bir köpek varmış. Bu köpeğin adı Pamuk’muş. Pamuk, şirin mi şirin bir köpekmiş ama kulakları çok büyükmüş. Pamuk’un kulakları öyle büyükmüş ki küçük bir teknenin yelkenleri bile olabilirmiş. Pamuk sokaklarda yaşıyormuş. Çok da yalnızmış. Hep arkadaş arar, dururmuş. Pek çok köpekle arkadaş olmayı denemiş ama kimse ona yüz vermemiş. Üstelik herkes onun kulaklarıyla dalga geçmiş. Bir gün Pamuk: — Bu böyle olmayacak! Köpekler toplantısına gidip bu durumu konuşacağım, demiş. Pamuk, kararlı adımlarla köpekler toplantısına gidip söz istemiş. Bütün köpekler dikkatle Pamuk’u dinlemişler. Pamuk söz alıp konuşmaya başlamış: — Merhaba, benim adı Pamuk. Biliyorum kulaklarım kocaman ama ben de bir köpeğim ve sizinle arkadaş olmak istiyorum, demiş. Köpeklerin lideri: — Sen köpek olamazsın, baksana fil gibi kulakların var, demiş. Pamuk: — Madem köpekler benimle arkadaş olmayacak, ben de insanlarla arkadaş olmayı denerim, demiş. İnsanların yanına gitmiş. En şirin hâliyle: — Hav hav hav! Hav hav, diye seslenmiş. Pamuk sevilmeyi beklerken biri dönüp: — Yerden bitme uzun kulaklı şeye bakın, demiş. Diğeri de: — Büyük kulak, diye gülmeye başlamış. Pamuk: — Kimse benimle arkadaş olmayacak, anlaşıldı, demiş. Arkadaş aramaktan sonsuza kadar vazgeçen Pamuk’un kalbi çok kırılmış. Artık hayatını yalnız yaşamaya karar vermiş. Yalnız başına parkta kaydıraktan kaymış, sıcak günlerde denizde yüzmüş, kar yağdığında yalnız kardan adam yapmış. Günler günleri kovalamış, zaman akıp geçmiş. Bir bahar günü Pamuk, kalabalık şehrin ıssız sokaklarında çimenlerin üzerinde yatarken bir ağlama sesi duymuş. Kulaklarını havaya dikmiş. Ağlayanın kim olduğunu merak etmiş. Hemen ağlama sesini takip etmiş. Sonunda küçük bir ağacın dalına tünemiş yaşlı kargayı görmüş. Kargaya: — Ne oldu karga? Neden ağlıyorsun burada, diye sormuş. — Artık çok yaşlandım. Ben kargaların en yaşlısıyım, demiş yaşlı karga. — Eee, yaşlanmanın nesi var ki, demiş Pamuk. — Artık ne doğru dürüst uçabiliyorum ne de avlanabiliyorum, demiş karga. Pamuk bu duruma çok üzülmüş. Yaşlı karganın ağlamasına dayanamamış. Hemen ona yemek aramaya başlamış. Kargaların ne yediğini öğrenmek için kitapları okumuş. Sonunda aradığını bulup yaşlı kargaya getirmiş. Pamuk’un kendisine yemek getirdiğini gören yaşlı karga: — Çok teşekkür ederim Pamuk, beni çok mutlu ettin, demiş. Yavaş yavaş ama iştahla yemeğini yemiş. — Merak etme yaşlı karga, bundan sonra yemeklerini ben getireceğim sana, demiş Pamuk. Bu habere yaşlı karga çok sevinmiş, biraz da mahcup olmuş. Pamuk sabah, öğle, akşam yemek getirmiş kargaya. Hep aynı sokakta, küçük ağacın altında buluşmuşlar. Yaşlı karga yemeklerini yedikçe kuvvetlenmiş. Artık çok neşeliymiş, hiç ağlamıyormuş. Günler, haftalar, aylar geçmiş, Pamuk ile yaşlı karga çok iyi arkadaş olmuşlar. Beraber deniz kenarında yürüyüş yapmışlar. Bir zamanlar Pamuk’un yalnız başına kaydığı kaydıraktan birlikte kaymışlar. Kar yağdığında beraber kardan adam yapmışlar. Artık Pamuk yalnız değilmiş. Günlerden bir gün Pamuk ile yaşlı karga, pırıl pırıl bir sabaha uyanmış. Güneş yeni doğuyormuş. Yaşlı karga: — Bak sana ne göstereceğim, demiş ve gökyüzüne yükselmiş. Yaşlı karga son hızla uçuyor, keskin dönüşler yapıyor, taklalar atıyormuş. Aynı gençliğindeki gibi hızlı ve güçlüymüş. Pamuk, yaşlı kargayı gözünü kırpmadan izlemiş. Onun uçuşuna öyle hayran kalmış ki arkadaşını izlemeye doyamamış. Gösterisinin sonunda yaşlı karga, biraz yorulsa da çok mutluymuş. Yaşlı karganın gösterisi bittiğinde Pamuk: — Gerçekten muhteşem uçuyorsun yaşlı karga. Ah ne güzel şey şu uçmak, diyerek iç geçirmiş. Pamuk böyle deyince yaşlı karganın aklına eğlenceli bir fikir gelmiş. Pamuk’a dönmüş: — Uçmak ister misin, diye sormuş. Pamuk bu soruya çok şaşırmış. Arkadaşının şaşırdığını gören karga: — Niye şaşırıyorsun? Az önce ne güzel şey uçmak demedin mi, demiş. Pamuk cevap verememiş çünkü uçmanın hayalini kurmak bile kendisine yetermiş. Yaşlı karga, küçük arkadaşına uzun uzun anlatmış: — Bak Pamuk, senin kulakların kulak değil sanki kanat. Aç bak! Benim kanatlarımdan uzun kulakların var. Ayrıca, küçüksün, hareketlisin ve kuvvetlisin. Eğer sen istersen gerçekten uçabilirsin, demiş. Pamuk fazla inat etmemiş. Yapacak daha iyi bir şeyi olmadığından, arkadaşının bu önerisini kabul etmiş. Ertesi gün Pamuk ile yaşlı karga uçuş çalışmalarına başlamışlar. Yaşlı karga kararlıymış: — İlk dersimiz kulak çırpmak, demiş. Hadi Pamuk, şimdi durmadan kulaklarını çırp bakalım, demiş. Pamuk kulaklarını çırpmaya başlamış. Kulaklarını çırptıkça Pamuk’un ayakları yerden kesilmiş. — Vay canına! Daha şimdiden havalandım bile, demiş Pamuk. Pamuk kulaklarını çırpmaya devam etmiş. Karganın aklına bir fikir gelmiş. Pamuk’u gizlice Karga Uçuş Okulu’na götürmeye karar vermiş. Böylece Pamuk’a bütün uçuş bilgilerini öğretebilirmiş. Sonunda Karga Uçuş Okulu’na gitme günü gelmiş. Yaşlı karga: — Sessiz olmalısın Pamuk, seni görürlerse başım derde girer, demiş. — Tamam, demiş Pamuk da. Fısıltıyla yürümeye devam etmiş. Pamuk çalıların arasına gizlenmiş. Karga öğretmen öğrencilerine uçuşla ilgili her şeyi anlatıyormuş. Öğrenciler öğretmenlerini can kulağı ile dinliyorlarmış. Tabii Pamuk da dinliyormuş. Öğretmen: — İyi uçmak için durmadan alıştırma yapmanız gerekiyor, demiş. Pamuk ile yaşlı karga, okul bitince geldikleri gibi sessizce oradan ayrılmışlar. O günden sonra Pamuk durmadan çalışmış. Kuşların nasıl uçtuğunu izlemiş. Gördüklerini unutmadan defterine not almış. O gün hava o kadar sıcakmış ki yaprak bile kımıldamıyormuş. Yaşlı karga, Pamuk’a: — Artık uçmaya hazırsın, demiş. Pamuk’u pek yüksek olmayan bir yamaca götürmüş. Pamuk derin bir nefes almış. Bir, iki, üç diye bağırıp kendini havaya bırakmış. Ama ne yazık ki Pamuk’un havada kalması uzun sürmemiş. Tepetaklak aşağıya yuvarlanıvermiş. Pamuk’un her yeri ağrıyormuş. Bu işe sinirlenmiş, bir daha canının yanmasını istemediği için de denemekten hemen vazgeçmiş. Yaşlı karga, Pamuk’un yanına gelerek ona yalnızca bir kere denediğini ve okulda duyduklarını unutmaması gerektiğini söylemiş. Pamuk’a: — Eğer bir şeyin olmasını istiyorsan bunun için çalışıp çabalamalısın. Beni iyi dinle. İnsan bile kanat takıp uçmuşsa sen çok daha kolay uçabilirsin bu kulaklarla, demiş. Pamuk çok şaşırmış insanların uçtuğuna. Cesaretini toplamış. Tekrar yamacın kenarına gelmiş. Derin bir nefes almış ve saymaya başlamış. Bir, iki, üç diyerek kendini havaya bırakmış. Hayalinde canlandırdığı kemik için, hiç durmadan kulaklarını çırpmaya başlamış. Çırpmış, çırpmış, çırpmış... Derken gökyüzünde süzülmeye başlamış. Pamuk artık havada olduğuna inanamamış. Kendisine kulaklarıyla yön vermeye başlamış. Artık yere düşmüyormuş. Pamuk o kadar mutluymuş ki uçarken durmadan havlıyormuş. Arkadaşı karga da hemen gelmiş yanına: — Yaşasın uçuyorsun Pamuk, diye bağırmış. İki arkadaş gülerek keyifle gezmişler mavi gökyüzünde. Bazen dağlara uçmuşlar. Bazen denizlerin üzerinden geçmişler. Kırlara doğru uçup en güzel çiçekleri görmüşler. Beraber çok eğleniyorlarmış. Pamuk’un, yaşlı kargaya yardım ettiği günden beri yaşlı karga sanki gençleşmiş. Öyle hızlı uçuyormuş ki rüzgârından Pamuk bile savruluyormuş. Bu harekete de gülüyorlarmış. Onlar böyle eğlenerek uçarken insanlar ve hayvanlar hayretle onları seyrediyorlarmış. Gökyüzünde bir köpeği gören herkes şaşırıyormuş. Kimileri bunun mümkün olmadığını düşünüyormuş. Kimileri rüya gördüğünü sanıyormuş. Kimileri de uçabildiği için Pamuk’u tebrik ediyormuş. Köpekler Pamuk’u gökyüzünde görünce ne yapacaklarını şaşırmışlar. Pamuk’a öyle ayrımcı davrandıkları için çok pişman olmuşlar. Beraber bir köpek toplantısı yapmışlar. Toplantının konusu, Pamuk’a yapılan yanlış davranışlarmış. Toplantı başlayınca herkes birbirini suçlamış. En sonunda köpeklerin lideri yanlış yaptıklarını söylemiş. Toplantıdakilere Pamuk’tan özür dilemeyi teklif etmiş. Bütün köpekler bu teklifi kabul etmişler. Ertesi gün beraber toplanıp Pamuk’a bir mektup yazmışlar: — Köpeklerin en cesuru Pamuk’a, demişler. Kulakların olduğu için devasa, güldük almadık seni aramıza, hâlbuki uçtun sen kahramanca, bizler ettik büyük bir hata, bizi affet ve bizi de kabul et uçuş okuluna, demişler. Sonra da mektupla birlikte Pamuk’un yanına gelmişler. Pamuk bir zamanlar arkadaş olmak istediği köpekleri karşısında görünce çok şaşırmış. Mektubu okuyunca oldukça duygulanmış ve köpeklerin özrünü kabul etmiş. Köpekler buna çok sevinmiş. Hepsi Pamuk ile iyi arkadaş olmuş. Zaman geçmiş, Pamuk artık yalnız değilmiş hem de çok mutluymuş. Pamuk ile yaşlı karga, uçuş okulu açmaya karar vermiş. Bu okula bir sürü uzun kulaklı, uçmaya hevesli öğrenciler gelmiş. Uçuş okuluna katılan bütün köpekler, uçamamışlar ama bazıları çok başarılı olmuş. Yaşlı karga ve Pamuk sayesinde artık köpekler de gökyüzünde uçabiliyorlarmış. Pamuk ile yaşlı karganın dostluğu dillere destan olmuş. Bu masal da kulaktan kulağa yayılmış.
Karga ile Köpek
Anonim - MASAL6 Derlemesi ·
5 dakika okuma süresi ·
473 kez okundu ·
❤️ 2 beğeni
Karga ile Köpek
📖 Benzer Masallar
Tümünü Gör →
1. Sınıf Masalları
Kaşıkçı Masalı Oku
"Bir varmış, bir yokmuş… Vaktiyle köyün birinde fakir mi fakir bir kaşıkçı yaşarmış. Her gün ormana gider, ormandan odun...
10 dk
5.0
620
1. Sınıf Masalları
Altın Armut
Yaşlı bir köylünün üç oğlu varmış. Bu kardeşler, hasat yaparak geçimlerini sağlıyorlarmış. O sene verim olmayınca fakir ...
5 dk
5.0
358
Sonraki masal yükleniyor...
Bu kategoride başka masal yok
Ana Sayfaya Dön
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan