Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellâl iken, pireler berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, köyün birinde güzel mi güzel, nazlı mı nazlı bir kız yaşarmış. Annesine hiç yardım etmez, sabah akşam süslenip püslenip gezermiş. Kızın annesi ile babası da kızlarının üzerine titrer, ondan hiçbir şey istemezlermiş. Bu kız ev işlerine dair hiçbir şey bilmemesine rağmen her işi bilir gibi konuşurmuş. Günlerden bir gün, bu güzel kızın gönlü, köyün bir delikanlısına düşmüş. Bu delikanlı, kızı Allah’ın emri ile anne ve babasından istemiş. Kızın ailesi bu temiz ve dürüst gence kızlarını vermişler. Güzel bir düğünle, onları evlendirmişler. Onlar evlenmişler evlenmesine ama düğünden sonra bizim kız kara kara düşünmeye başlamış. Kendi kendine söylenmiş: — Şimdiye kadar herkesi yalanlarımla kandırdım. Peki, şimdi ben nasıl ev hanımı olacağım, demiş. Birkaç kere denemesine rağmen bir türlü yemek yapamayan genç kadın, sonunda kocasına gerçeği söylemeye karar vermiş. Kocasının yanına gidip şimdiye kadar ona dürüst olmadığını, aslında ev işlerine dair hiçbir bilgisinin olmadığını söylemiş. Kocasından de bu gerçekleri sakladığı için özür dilemiş. Kocası, hanımını çok sevdiği için onu affetmiş. Fakat ondan yemek yapmayı öğrenmeye gayret etmesini istemiş. Bu duruma çok sevinen kadın, kocasına söz vermiş. Güzel karısından söz alan adam, karısını köydeki bilgili, görgülü, Mercan teyzenin yanına ev işlerini öğrenmesi için göndermiş. Gönderirken de: — Benim güzel karım! Mercan teyze sana güzel yemek yapmayı öğretecektir. Onu iyi dinle, dinle ki geldiğinde en az onun kadar güzel yemekler yapabilesin, demiş. Genç kadın hemen Mercan teyzenin yanına gitmiş. Ona derdini anlattıktan sonra ondan yardım istemiş. Mercan teyze, açık yüreklilikle konuşan bu kadına yardım etmeyi kabul etmiş. Ona: — Sana önce yaprak sarmasını öğreteceğim. Beni iyice dinle. Öncelikle sarmanın içini hazırlayacaksın, demiş. Bizim kız, kibirli ve bilmiş bir şekilde: — Tabii ki biliyorum, bunu herkes bilir, demiş. Mercan teyze anlatmaya devam etmiş: — İçi hazırlarken bulgur, pirinç, salça, soğan, zeytinyağı, biraz da baharat katarsın, demiş. Genç kadın hemen: — Bunları da biliyorum, ne var ki bunda, demiş. Mercan teyze ne anlatsa genç kadın kibirli kibirli anlatılanları bildiğini söylüyormuş. Mercan teyze bu duruma epey bir sinirlenmiş ve bu kibirli hanıma ders vermek istemiş. Sakin kalarak, yemeğin tarifine devam etmiş: — Yaprakları açtıktan sonra, hazırlanmış içten birer parça alırsın ve bunları yaprağın içine katarsın. Sonra da onları ince ince sararsın, diyerek kibirli hanıma yaprakların nasıl sarıldığını göstermiş. Bunları duyan genç kadın: — Bunu da biliyorum, cevabını vermiş. Mercan teyze: — Bu sardığın yaprakları tencereye koyduktan sonra, onların üzerine üç su bardağı şeker at, sonra da dört su bardağı sirke dök. İyice pişir, ocaktan alırken de üzerine beş tane yumurta kır, demiş. Mercan teyzenin son söylediklerine epeyce şaşıran genç kadın, yine de kibrinden hiçbir şey kaybetmemiş: — Bunu da biliyorum, demiş. Tarif bitince genç kadın evine dönmüş. Eve gider gitmez, Mercan teyzenin anlattığı gibi yemeği yapıp ocağa katmış. Yemeği pişirdikten sonra da heyecanla eşinin eve gelmesini beklemiş. Bu yaptığı ilk yemekmiş. Eşinin bu yemeği beğenip beğenmeyeceğini de merak ediyormuş. Genç kadının kocası işten dönmüş. Kadın heyecanla sofrayı kurup yaptığı sarmayı getirmiş. Adamın tabaktaki yemeği görür görmez midesi bulanmış. Ama eşinin gönlünü kırmamak için yemeğin yumurtasız tarafından tadına bakmak istemiş. Ağzına aldığı küçük bir yaprağı bile zar zor yutan adam, hanımına: — Bu yemeği niye böyle yaptın, diye sormuş. Karısı da: — Sen beni Mercan teyzeye yolladın, o da bana böyle öğretti. Ne anlattıysa yaptım, demiş. İşittiklerine sinirlenen adam, hemen Mercan teyzenin yanına gitmiş. Ona: — Mercan teyze, Mercan teyze! Senin parmakları yediren yemeklerin meşhurdur. Neden karıma yemeği yanlış öğrettin? Hiç sarmanın üzerine yumurta kırılır mı, içine şeker ve sirke katılır mı, demiş. Mercan teyze yanına gelen genç adama olanları bir bir anlatmış. Karısının kibirli ve kendini beğenmiş davranışlarından hoşlanmadığını dile getirmiş: — Kibri bırakabilmesi için ona bir ders vermem gerekiyordu, demiş. Her şeyi anlayan adam, evine dönmüş. Karısına Mercan teyzenin söylediklerini anlatmış. Sonra da: — Benim güzel karım, bilmediğini söylemek erdemdir. Kibrin kimseye faydası olmaz, kibir sahibine zarar verir. Etrafındaki insanlar senden uzaklaşır, kimse seninle bildiklerini paylaşmak ve konuşmak istemez. Tevazu ile çalınan tüm kapılar sana açılır, demiş. Genç kadın hatasını anlamış. Eşinden ve Mercan teyzeden özür dilemiş. Bundan sonra daha dikkatli olacağına söz vermiş. Mercan teyze bildiği tüm yemekleri ona öğretmiş. Kısa bir süre sonra genç kadın Mercan teyzeyle kasabada ev yemekleri satan bir dükkân açmış. Dükkânın namı dilden dile dolaşmış. Ülkenin her yerinden bu dükkândaki yemekleri tatmaya gelmişler. Bu durumdan en mutlu olan da genç kadının kocası olmuş. Ömür boyu lezzetli yemekler yemiş. Onlar ermiş lezzetli yemeklerin tatlarına, darısı eremeyenlerin başına…
Kibirli Kız
Anonim - MASAL6 Derlemesi ·
5 dakika okuma süresi ·
416 kez okundu ·
❤️ 1 beğeni
Kibirli Kız
📖 Benzer Masallar
Tümünü Gör →
1. Sınıf Masalları
Tembel Ahmet Masalı
Tembel Ahmet Masalı: Karlı Bir Ders Evvel zaman içinde, bir Tembel Ahmet varmış. Bu Ahmet, iş yapmayı hiç sevmezmiş. Ya...
5 dk
5.0
681
1. Sınıf Masalları
Saban Halatı
Bir varmış, bir yokmuş. Bir adam varmış. Bu adam, tilkinin biriyle dost olmuş. Bir gün adam, tarlasını sürmeye gitmiş. İ...
5 dk
5.0
361
Sonraki masal yükleniyor...
Bu kategoride başka masal yok
Ana Sayfaya Dön
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan