🐄 Kızıl İnek Masalı: Fatma'nın Güzelliği ve İntikam
Bir varmış, bir yokmuş. Fatma adında öksüz bir kız varmış. Kızın babası, eşinin ölümünden sonra, evleneceği kadın kızına haksızlık eder diye korktuğu için bir süre evlenmek istememiş. Fatma’nın annesinden kalan, çok sevdiği kızıl bir ineği varmış. Annesi öldükten sonra Fatma günlerini bu inekle geçiriyor, onunla ilgileniyor ve çayırlarda geziyormuş.
Fatma ve babasının iyi niyetli bir komşuları varmış. Bu kadın Fatma’yla ilgilenirmiş; saçını tarar, güzel elbiseler giydirirmiş. Fatma, bu kadını çok severmiş ve babasının onunla evlenmesini istermiş. Babası, sadece Fatma’yı düşündüğünü söylese de, kızının ısrarlarına dayanamamış ve bu kadınla evlenmiş.
Üvey Annenin Kıskançlığı ve Kızıl İneğin Sırrı
Bir süre sonra Fatma’nın Ayşe adında bir kardeşi olmuş. Üvey anne, öz kızı olduktan sonra Fatma’ya haksızlık etmeye başlamış: Öz kızına güzel yiyecekler yedirirken, Fatma’ya kuru ekmek veriyor ve yırtık elbiseler giydiriyormuş.
Ancak bir gariplik varmış: Fatma gün geçtikçe güzelleşirken, Ayşe çirkinleşip cılızlaşıyormuş. Üvey anne bu durumu kıskanmış ve Ayşe’ye Fatma’yı takip etmesini söylemiş.
Ayşe, Fatma’yı takip ettiğinde, Fatma’nın çayırlarda kızıl ineğiyle oynadığını görmüş: Fatma ne istese kızıl inek boynuzundan çıkarıp Fatma’ya veriyormuş. Böylece Fatma, canı ne çekse yiyebiliyormuş.
İneğin Vasiyeti ve Kesilmesi
Ayşe gördüklerini hemen annesine yetiştirmiş. Ertesi sabah üvey anne, sırtına kuru ekmek koyarak kocasına hasta olduğunu söylemiş. Kuru ekmek kırıldıkça çıkan ses, adamın karısının kemiklerinin kırıldığına inanmasına neden oluyormuş. Kadın yalandan bir doktor bulup, kocasına "Karınıza kızıl inek eti yedireceksiniz" demesini sağlamış.
Adam, karısının iyileşmesi için kızıl ineğin kesilmesine razı olmuş.
Fatma bunu duyunca ağlayarak ineğinin yanına gitmiş. Kızıl inek, Fatma’yı teselli etmiş:
— Üzülme, benim etim herkese acı, sana tatlı gelecektir. Kemiklerimin tamamını da topla, onları iyi bir yerde sakla. Onlar bir gün sana lazım olacaktır.
Ertesi gün kızıl ineği kesmişler. Etin tadı, ineğin dediği gibi, herkese acı, bir tek Fatma’ya tatlı gelmiş.
Sihirli Gelinlik ve Horozun İhbarı
O sırada köyde düğün oluyormuş. Üvey anne ve kızı düğün için süslenip püslenmişler. Üvey anne, Fatma'yı düğüne götürmemekle kalmamış, önüne mercimek, bulgur ve pirinç tanelerini karıştırarak koymuş: "Biz gelene kadar bunları ayıklayacaksın," demiş.
Fatma oturup ağlarken, yaşlı bir kadın gelip ona yardım etmiş: "Sen düğüne git, gelene kadar hepsini ben ayıklarım. Şimdi kızıl ineğin kemiklerini getir bana," demiş.
Fatma kemikleri getirmiş. Kadın, kemikleri çok güzel bir elbise ile bir çift ayakkabıya dönüştürmüş. Fatma, onları giyerek düğüne gitmiş. Düğündeki herkes Fatma’nın güzelliğine hayran olmuş ve ağanın oğlu da Fatma’ya sevdalanmış.
Fatma, üvey annesi ve kız kardeşi gelmeden eve dönmek için koşarak uzaklaşmış. Ağanın oğlu peşinden koşsa da yetişememiş, ancak Fatma’nın yaşadığı evi görmüş.
Mutlu Son
Fatma eve geldiğinde, yaşlı kadının tüm tahılları ayıklamış olduğunu görmüş. Üvey annesinden azar işitmeden uyumuş.
Ertesi sabah ağanın oğlu ailesiyle Fatma’nın evine gelmiş. Oğlan üvey anneye Fatma’yı tarif etmiş. Kadın, Fatma’yı hemen tandır damına kilitlemiş ve ağanın oğluna kendi kızını göstermiş.
O esnada horoz tandıra çıkıp bağırmış:
— Ürü ürü ü! Fatma bacı tandırda!
Oğlan hemen tandır damına koşmuş, Fatma’yı oradan çıkarmış. Gerçekler ortaya çıkınca, Fatma’nın babası olanları öğrenmiş ve karısından ayrılmış.
Fatma, ağanın oğluyla evlenmiş. Fatma’nın babası da kızı ve damadıyla yaşamaya başlamış. Torun torbaya karışmışlar. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan