Uzak, çok uzak bir ormanda, kanatları gökyüzü mavisinde parlayan minik bir kelebek yaşarmış. Adı Maviş’miş. Maviş, diğer kelebekler gibi sadece nektar toplamazmış. O, her sabah ormanın en derinindeki sönmüş volkanın tepesinde açan efsanevi Sonsuzluk Çiçeği'ni bulmaya yemin etmiş. Bu çiçek, ormandaki tüm solmuş yaprakları canlandıracak güce sahipmiş.
Cesaretin İlk Adımı
Maviş’in yolculuğu ormandaki yaşlı baykuş Bilge’yi endişelendiriyormuş. "Oraya kimse gidemedi Maviş," derdi hep, "Volkanın etekleri yılanlarla, zirvesi ise soğuk rüzgarlarla dolu." Ama Maviş'in küçük kalbi, korkudan daha büyük bir umut taşıyordu. Bir gün, Bilge’nin haritasını alarak yola çıktı...
Karşısına ilk olarak nehrin öfkeli akıntıları çıktı. Diğer kelebekler nehrin kenarında beklerken, Maviş, rüzgarı kanatlarına alarak nehrin üzerindeki en dar noktayı buldu. Uçuşu bir inanç gösterisiydi. Diğer kelebekler onu hayranlıkla izledi.
Volkanın Eteklerinde Sınav
Volkanın yamaçları gerçekten de yaşlı Bilge'nin anlattığı gibiydi; koca, yorgun yılanlar kayaların arasında uyukluyordu. Maviş'in kanatları artık eskisi gibi parlak değildi, tozlanmış ve yıpranmıştı. Soğuk ve karanlık bir mağarada dinlenirken, neredeyse vazgeçiyordu. Ama vazgeçmedi. Sabah ilk ışıkla tekrar uçmaya başladı.
Ve nihayet... Maviş sonunda zirveye ulaştı. Volkanın içinde, donuk griliğin ortasında, gerçekten de orada parlayan, kırmızı ve mor yapraklı Sonsuzluk Çiçeği duruyordu. Ama çiçeğin tek bir yaprağı bile kalmamıştı. Maviş şaşkınlıkla çiçeğe yaklaştı...
Sonsuzluk Çiçeği'nin Sırrı
Çiçek onu görünce fısıldadı: "Benim gücüm, senin beni bulmak için gösterdiğin cesaretin içindedir Maviş. Yapraklarım değil, senin umudun ormanı canlandıracak." Maviş, ormana geri döndü. Sadece geri dönüş yolculuğunda bile, ona inanan ve onu takip eden kelebeklerin sayısı artmıştı. Maviş'in cesareti, gerçekten de ormanın ruhunu canlandırmıştı. Ve o günden sonra, ormanın en cesur kelebeği olarak anıldı.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan