🧂 Padişah ve Tuz Kadar Sevmek Masalı
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Zamanın birinde bir ülkede yaşayan bir padişah varmış.
Bu padişah, bir gün kızlarına: — Beni nasıl seviyorsunuz, diye sormuş.
Büyük kızı: — Seni yağ gibi severim baba, demiş.
Ortanca kızı: — Bal gibi severim baba, demiş.
En küçük kızı ise: — Tuz gibi severim baba, demiş.
Padişah, en küçük kızının cevabını duyunca çok sinirlenmiş. Tuzun değersiz bir şeye benzetildiğini düşünmüş.
Vezirine dönerek: — Bu kızdan hayır gelmez. Alın onu, ormana götürüp bırakın, demiş.
Bunun üzerine padişahın kızını ormana götürmüşler. Kız, tek başına ormanda kalmış.
Ormanda Başlayan Yeni Hayat
Kız, ormanın içinde yürürken bir ihtiyar kadınla karşılaşmış. İhtiyar kadın, kızı alıp kendi evine getirmiş.
Bu kadının bir tane oğlu varmış, oğlanın da küçük bir hanı varmış. Oğlan burada çalışırmış. Anne ile oğlu kendi yağında kavrulur, kıt kanaat geçinirlermiş.
Padişahın kızı bu aileye yardım etmek istemiş. Evinde kaldığı kadının oğluna, babasının kervanlarının geçtiği yolu söylemiş. Hanını bu kervanların yanına yapmasını tavsiye etmiş.
Genç oğlan, kızın sözüne güvenmiş. Hanını söylediği yerin yakınına kurmuş. Gerçekten de kervandakiler oğlandan alışveriş yapmaya ve ona çok para vermeye başlamışlar.
Günler günleri kovalamış, oğlan tahmin edemeyeceği kadar para kazanıp zengin olmuş. Hemen yeni bir ev yaptırmış. Hep birlikte oraya taşınmışlar. Bir süre sonra kızla oğlan birbirine sevdalanıp evlenmişler ve mutlu bir hayat sürmeye başlamışlar.
Padişahın Pişmanlığı ve Yoksulluk
Bu sırada, ülkenin veziri padişahın mallarını har vurup harman savuruyormuş. Padişahın bu durumdan haberi yokmuş. Vezir kısa süre sonra sarayın hazinesini boşaltmış. Padişah parasız pulsuz kalmış. Vezirine güvendiği için çok pişman olmuş ama elden bir şey gelmemiş.
Padişahın diğer iki kızı (Yağ gibi ve Bal gibi sevenler) babalarına yardım etseler de yetişememişler. Onların da ellerinde avuçlarında bir şey kalmamış.
Bu durum, padişahın küçük kızının kulağına gitmiş. Babasının zorda olduğunu öğrenen kız, onu kendi evine davet etmiş.
Sofradaki Gerçek: Tuzun Değeri
Padişah daveti kabul edip bu eve gelmiş. Kız babasına görkemli bir sofra kurmuş. Padişah da sofraya oturmuş.
Yemeklerin hepsi tuzsuzmuş.
Padişah yemekleri yedikten sonra: — Yemekler güzel ama hepsi tuzsuz olmuş. Siz tuz kullanmaz mısınız, demiş.
Bunun üzerine padişahın kızı: — Demek ki yemeğe lezzeti veren tuzmuş babacığım, demiş.
— Zamanında yemeklerdeki tuz kadar seni sevdiğimi söyledim, beni evlatlıktan reddedip sarayından kovdurdun. Şimdi anladın mı dünyanın tadının tuz kadar değerli olduğunu?
Padişah gözleri yaş içinde kızının boynuna sarılmış. Ondan af dilemiş. Baba kız hasret gidermişler.
Kız, babasına: — Sen bizim babamızsın. Biz senin ettiğini etmeyelim. Padişahlık sana yaraşır, gel yine padişahımız ol, demiş.
O günden sonra padişah ve kızları mutlu bir hayat sürmüşler. Padişah, damadını veziri yapmış. Hep birlikte ülkeyi adaletle ve huzurla yönetmişler.
Gökten üç elma düşmüş. Biri bana, biri sana, biri de bu masalı anlatana…
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan