Bir varmış, bir yokmuş. Bir adam varmış. Bu adam, tilkinin biriyle dost olmuş. Bir gün adam, tarlasını sürmeye gitmiş. İşi bittikten sonra tarladaki eşyalarını eşeğine yüklemiş. Evinin yolunu tutmuş. Yolda bir bataklık varmış. Giderken eşeği, bataklığa saplanmış. Tilki, adamın dostu ya, uzaktan bunları görmüş. Adamın yanına gelince: — Biz seninle dost değil miyiz? Bu yükü böyle götüremezsin. En iyisi sen beni dinle. Sabanını bağladığın halatı burada bırak, demiş. Adam: — Bırakırsam tilkiler alıp götürür, demiş. Tilki: — Yok, götürmezler. Niye götürsünler ki? Ben senin dostunum, ona sahip çıkarım. Kimsenin alıp götürmesine izin vermem, demiş. Adam, tilkinin dediğini yapmış, halatı orada bırakıp evine dönmüş. Ertesi gün tarlasını sürmek için gitmiş ki halat yok! Çalınmış, hemen tilkinin yanına gitmiş: — Hani sahip çıkacaktın? Sabanın halatına ne oldu tilki kardeş, diye sormuş. Tilki: — Ben görmedim, demiş. Adam: — Biz seninle dost idik. Sen ki tilkilerin ağasısın. Sabanıma ne olduysa bulup getir, demiş. Tilki, hiç oralı olmamış. Bunun üstüne adam, evine geri gelmiş. Yanan ocağın başına oturmuş, kara kara düşünmeye başlamış. Sahibinin hâlini gören eşek dayanamamış: — Niye kara kara düşünüyorsun, diye sormuş. Adam da: — Tilki, sabanımın halatını çaldı. Şimdi de vermiyor, demiş. Eşek: — Bana fazladan iki yemlik arpa ver. Gidip sabanının halatını getireyim, demiş. Adam kabul etmiş, eşeğe iki yemlik arpa vermiş. Eşek, arpasını yemiş, yola koyulmuş. Gide gide tilkinin oturduğu mağaraya varmış. Hemen önüne yayılmış. Tilkinin karısı, mağaradan çıkarken bir de bakmış ki mağaranın önünde büyükçe bir şey var! Hemen gitmiş, kocasını uyandırmış: — Kalk, kalk! Bu gece rüyamda etten yapılmış bir ağacın, mağaranın önünde yeşerdiğini gördüm, demiş. Tilki kalkmış, mağaranın önüne bakmış. Karısına demiş ki: —Yoğurtlu çorba, yoğurtlu çorba! Gördüğün rüya doğru ola! Sonra da: — Git, çiftçinin halatını getir. Halatı şu eşeğin ayağına takayım da uyandığında kaçmasın, demiş. Tilki, eşeği mağaraya çekebilmek için halatın bir ucunu eşeğin ayağına bağlamış, diğer ucunu da kendine bağlamış. Tam eşeği mağaraya çekecekken eşek hızla ayağa kalkıp koşmaya başlamış. O koştukça tilki de koşmak zorunda kalmış. O sırada tilkinin karısı arkasından bağırıp demiş ki: —Kocam, kocam! Hele bana bak! Ayağını çayır çimene takıp kalk Seni böyle paldır küldür görmesin halk Eşek, tilkiyi perişan hâlde adamın yanına götürmüş. Adam tilkiyi yakalamış, kuyruğuna da bir teneke bağlayıp göndermiş. Tilkinin karısı, mağaranın üstünden bağırmış: — Çiftçi, çiftçi! Kocamı görmedin mi? Tilki, karısının sesini duyunca: — Buradayım, buradayım! Eve gelince gördüğün rüyayı konuşacağım. Yoğurtlu çorba, yoğurtlu çorba! Gördüğün rüya hep yalan ola, demiş. Çiftçi de sabanının halatına kavuşmuş. Masalım bitti, dinleyene var ibret, artık elmayı düşürmektir adet. Gökten üç elma düşmüş, biri bu masalı anlatanın, biri dinleyenin biri de bu masalla eğlenenlerin başına.
Saban Halatı
Anonim - MASAL6 Derlemesi ·
5 dakika okuma süresi ·
148 kez okundu ·
❤️ 1 beğeni
Saban Halatı
📖 Benzer Masallar
Tümünü Gör →
1. Sınıf Masalları
Aç Kurt
Bir varmış, bir yokmuş. Allah’ın kulu çokmuş. Çok söylemesi günahmış, hikâye söylemesi sevapmış. Evvel zaman içinde, kal...
5 dk
5.0
309
1. Sınıf Masalları
Padişahın Berberi
Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın birinde bir padişah yaşarmış. Bu padişah ülkesini çok sever, halkına faydalı olacak işle...
5 dk
5.0
180
Sonraki masal yükleniyor...
Bu kategoride başka masal yok
Ana Sayfaya Dön
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan