Sabırlı Adam

Anonim - MASAL6 Derlemesi · 5 dakika okuma süresi · 399 kez okundu · ❤️ 0 beğeni
Sabırlı Adam

Sabırlı Adam

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal, pireler berber iken; anam düştü eşikten, babam düştü beşikten … Ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, zamanın birinde, köyün birinde genç bir delikanlı yaşarmış. Bu delikanlı sabahları tarlaya gider, akşama kadar tarlada çalışırmış. Sonra döner evine gelirmiş. Bu delikanlı bir gün tarlaya giderken çeşmenin başında oturan bir kız görmüş. Bu kız o kadar güzelmiş ki delikanlı kıza ilk görüşte âşık olmuş. Sonra da günden güne erimeye başlamış. Bu durumu gören annesi oğluna ne olduğunu merak eder dururmuş. Annesinin gönlü, oğlunun bu şekilde üzülmesine razı olmamış. Bir gün oğluna neden böyle düşünceli olduğunu sormuş. Onun bu durumda olmasının kendisini de üzdüğünü söylemiş. Oğlan, annesine bir kızı gördüğünü, ona âşık olduğunu ve onun aşkı yüzünden bu hâle geldiğini anlatmış. Bunun üzerine annesi: — Oğlum, dert ettiğin şeye bak; gider kızı babasından isteriz, demiş. Oğlan bu sözlerden sonra heyecanlanmış. Annesine: — Hemen yarın gidelim, isteyelim, demiş. Yarını iple çekiyorlarmış. Sabah olduğunda anne ile oğlu, kızın evinin yolunu tutmuşlar. Kapıyı çalmışlar ve ev sahipleri tarafından içeri buyur edilmişler. Konuşmalar ve ikramdan sonra konu kızı istemeye gelmiş. Annesi söze girmiş. Demiş ki: — Allah’ın emri peygamberin kavli ile kızınızı istiyoruz. Bunun üstüne kızın babası, bir odaya girmiş ve elinde üç tane buğday tanesiyle geri dönmüş. Delikanlının yanına gelmiş ve bu üç buğday tanesini, delikanlının avucuna bırakmış. Sonra da: — Bu üç buğday ile öyle güzel şeyler yapmalısın ki herkesi şaşırtmalısın. Bu üç buğday ile yüz fakiri doyuracaksın, ancak ondan sonra kızımın da gönlü olursa onunla evlenebilirsin, demiş. Bu sözler üzerine annesi de oğlu da kara kara düşünmeye başlamış. Bu üç buğday ile yüz fakir nasıl doyurulur? Altın değil ki satıp parasını kullanasın. Buğday, un alıp dağıtasın. Çocuk günlerce düşünmüş ve en sonunda bir çözüm bulmuş. Annesine demiş ki: — Anne, ben buğdayları ekeceğim, sonra da onları düzenli bir şekilde sulayacağım. Bunlar yeşerecekler, büyüyecekler, güneşte sararacaklar, sonra da ben bu buğdayları biçeceğim. Biçtiğim buğdayları da bir sonraki sene ekeceğim. Bu böyle böyle çoğalacak ve en sonunda yüz fakire yetecek kadar buğdayımız olacak, demiş. Hiç vakit kaybetmeden işe başlamış. O üç buğdayı ekmiş, sulamış, büyütmüş ve tanelerini toplayıp yeniden ekmiş. Bu böyle bir vakit devam etmiş. Sonunda delikanlının çuval çuval buğdayı olmuş. Hemen buğdayları öğütmüş. Onların bir kısmını da satmış. Buğdayların unuyla annesi ekmek yapmış, delikanlı da sattığı buğdayların parasıyla yiyecek almış. Sonra da bir ziyafet düzenlemiş. Ziyafete kızın babasını da çağırmış. O buğdaylardan yapılan ekmek ile buğdayların parasıyla alınan yiyecekleri de yüz fakir yemiş. Tüm bunları gören kız babası, delikanlının yanına gelmiş ve ona bu yemeği nasıl verdiğini sormuş. Delikanlı bütün emeğini anlatmış. Bunun üzerine kızın babası, delikanlının kulağına eğilerek: — Bu üç buğdayı sevginiz olarak gör. O sevgiye emek, sabır ve ilgi vermezsen o çürür gider ama o sevginin değerini bilirsen onu günden güne çoğaltırsın. Aynı bu buğday taneleri gibi, demiş. Delikanlıyı çok beğenen baba, kızını çağırtmış. Ona durumdan bahsetmiş. Kız da oğlanın yaptıklarını duyunca onunla evlenmek istemiş. Kızla delikanlıya güzel bir düğün yapmışlar. Onların evliliklerinden sonra da sevgileri, tıpkı tarlaya ekilen buğday taneleri gibi artarak devam etmiş. Gökten üç elma düşmüş, biri bu masalı anlatanın, biri dinleyenin biri de dileklerine kavuşmak için emek verenlerin başına düşmüş.

📖 Benzer Masallar

Tümünü Gör →

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yapmak için giriş yapın

Bağlan