Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, cinler cirit oynarken, pireler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallarken, vaktiyle bir serçe, bu serçenin her biri diğerinden güzel dört yavrusu varmış. Bu serçe bir yaz mevsiminde yapmış olduğu yuvada yavrularını büyütmekteymiş. Sabah erkenden uçar, yem toplar, bunları gagası ile yavruları için yuvasına taşırmış. Anne serçenin getirdiği yemleri yiyen yavrular, her gün biraz daha büyürmüş, biraz daha güçlenirmiş. Yaz aylarının sonu gelmiş. Yavrular iyice büyümüşler, kanatlanmışlar. Heyecanla kanatlarını denemek istiyorlarmış. Bu küçük yavrular kanatların denerken hafif bir rüzgâr çıkmış, onları yuvalarından uçurmuş. Anne serçe akşam yine gagasında yemler ile yuvaya gelmiş. Bir de ne görsün, yuvadaki yavrularının yerinde yeller esiyormuş. Yuvasının bomboş olduğunu gören serçe çok üzülmüş. Aslında anne serçe yavrularının artık uçabileceklerini biliyormuş. Fakat onlara uçmadan önce vermesi gereken hayat dersleri eksik kalmış. Bir de yavrularıyla vedalaşmadığı için çok üzgünmüş. Derken kış ayları yaklaşmış. Bir gün anne serçe bir tarlada yem toplarken yanına yaklaşan dört genç serçe görmüş. Dikkatli bakınca onların kendi yavruları olduğunu anlamış. Hepsi bu duruma çok sevinmişler, kucaklaşmışlar. Sonra anne serçe evlatlarına, bu zamana kadar ne ile beslendiklerini ve nasıl hayatta kaldıklarını sormuş. Önce büyük yavru anlatmaya başlamış: — Başlangıçta bahçede yaşadım, kirazlar olunca kiraz yedim. Sonra solucan topladım. Karnım hiç aç kalmadı, demiş. Anne serçe: — Yavrum, bu hayat çok tehlikelidir, başkalarına ait şeylerle yaşamaya alışanın başına kötü işler gelir, demiş. Sonra ikinci yavrusu başlamış anlatmaya: — Ben, bir zengin köşkünün yakınında yaşadım. Köşkün çevresinde her zaman yiyecek bir şeyler vardı. Bu yüzden ben orada hiç aç kalmadım, demiş. Anne serçe: — Zenginliğin yanında yaşamak hoştur ama başkasına sırtını dayayarak yaşamak doğru değildir, kendi alın terinle kazandıklarını yemen gerekir, demiş. Sonra üçüncü yavru başlamış anlatmaya: — Ben, yol boylarında yaşadım. Orada hep yiyecek şeyler buldum, karnım hiç aç kalmadı, demiş. Anne serçe: — Yol boyları tehlikelidir. Sen yem toplarken, yaramaz çocuklar taş atıp seni yaralayabilir, demiş. En son, en küçük yavru anlatmış annesine: — Anne, ben yuvadan ayrıldıktan sonra ormana gittim, ağaçların arasında kendime bir yer buldum. Kimseye zararım dokunmadan özgürce yaşadım. Kimseye bağımlı olmadan yaşamak çok güzel bir duyguymuş. Kendi yemeğimi kendim topladım, hayatımdan çok memnunum, demiş. Anne serçe: — Aferin sana, benim minik yavrucağım. Doğru olan onurlu, özgür ve kimseye muhtaç olmadan yaşamayı başarabilmektir. Senin hayatın kardeşlerine de örnek olsun. Evlatlarım hazır her daim yerinde durmaz, hazıra dağ dayanmaz. Alın teri ile kazandığını yemenin mutluluğu da paha biçilemez, demiş. Küçük serçenin davranışını büyük kardeşleri de örnek almışlar. Ömürleri boyunca güvende, huzurlu ve mutlu yaşamışlar.
Serçe ile Yavruları
Anonim - MASAL6 Derlemesi ·
5 dakika okuma süresi ·
324 kez okundu ·
❤️ 1 beğeni
Serçe ile Yavruları
📖 Benzer Masallar
Tümünü Gör →
1. Sınıf Masalları
Öküzler ve Kurtlar
Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, zamanın birinde Arif Ağa adında biri varmış. Ağa’nın dö...
5 dk
5.0
231
1. Sınıf Masalları
Gülkız ile Peri Kızları
Bir varmış, bir yokmuş. Develer tellal iken, pireler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, bir ül...
12 dk
5.0
251
Sonraki masal yükleniyor...
Bu kategoride başka masal yok
Ana Sayfaya Dön
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan