Tın Tın Babacım

Anonim - MASAL6 Derlemesi · 5 dakika okuma süresi · 461 kez okundu · ❤️ 1 beğeni
Tın Tın Babacım

Tın Tın Babacım

Bir varmış, bir yokmuş. Köyün birinde bir karı koca varmış. Bunlar mutlu bir şekilde yaşıyorlarmış ancak hiç çocukları olmamış. Birkaç yıl sonra ilk çocukları olmuş ama doğum anında kadın hayatını kaybetmiş. Doğan çocuğa bakması için adam yeniden evlenmiş. Köylüler toplanıp bu adama bir eş bulmuşlar. Adamın bu eşinden de bir çocuğu olmuş. Üvey anne, eşinin ilk hanımından olan çocuğunu hiç istemiyormuş. Beyine sürekli: — Oğlun artık büyüdü, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilir. Hepinize yetişemiyorum. Onu artık bu evde istemiyorum! Ya o bu evden gider ya da ben oğlumu da alır bu evden giderim, demiş. Adam düşünmüş, taşınmış garibim ne yapsın! Ne eşinden vazgeçebilmiş ne de evlatlarından. En sonunda adamın aklına bir çözüm gelmiş. Bir gün oğlunu da alıp dağa odun kesmeye götürmüş. Oduncu bir ağacın dalına içi boşaltılmış bir kabak asmış. Oğlumu kurda kuşa yem edemem, kabak ağaca çarptıkça oğlum uyanık kalır böylece kendini koruyabilir, diye düşününmüş. Oğlan yol boyunca çok yorulmuş. — Baba ben biraz uyuyacağım, demiş. Babası da: — Tamam sen uyu, ben seni hiç uyandırmayacağım, demiş. Bir süre sonra çocuk uyumuş. Adam ise oğlunu uzaktan izliyor, kendince onu koruyormuş. Bir ağacın arkasına saklanan oduncu, oğlu uyanana kadar onu uzaktan izlemiş. Oğlunun uyandığını görünce içi sızlaya sızlaya onu orada bırakıp evine dönmüş. Çocuk uyanıp etrafına bakmış ki kimse yok. Kabaktan gelen sese doğru ilerlemiş. Sonunda ağaçta asılı duran kabağı görmüş. Babasının onu orada bırakıp gitmesine çok üzülmüş: — Tın tın kabacığım, beni aldatan babacığım, diyerek yola koyulmuş. Çocuk gide gide köyün birisine gelmiş. Orada karşısına çıkan yaşlı teyzeye: — Teyze acaba babam buradan geçti mi, burası bizim köyümüze giden yol mu, diye sormuş. Yaşlı kadın da: — Bunu sana söylerim ama senden bazı isteklerim olacak. Benim isteklerimi yaparsan, babanın ne tarafa gittiğini sana söylerim, demiş. Şu gördüğün çeşmeden bana su getirir misin, demiş Çocuk sakin ve terbiyeli bir şekilde hemen yaşlı teyzenin isteğini yerine getirmiş. Yaşlı kadın da: — Oğlum, baban atıyla buradan geçti, sen doğruca şu yoldan git, başka hiçbir yola sapma, demiş. Oğlan yolda giderken bir kadına daha rastlamış. Ona: — Teyze babamı gördün mü, diye sormuş. Kadın: — Görüp görmediğimi söylerim ama benim isteklerimi yapman lazım, demiş. Çocuk: —Neymiş senin isteğin teyze, diye sormuş çocuk. Kadın da: — Ortalık çok dağınık, buraları toparla, bulaşıkları yıka, ekmeğimi de hazırla, demiş. — Tamam, demiş çocuk ve yaşlı teyzenin ondan istediklerini yapmış. Kadın da: — Sen iyi bir çocuksun, bu yoldan giderken önüne bir çay gelecek. O çayın üzerinde yüzen iki sandık göreceksin. Onlardan sarı olanını al git, kara olanına elleme sakın, demiş. Çocuk gelmiş çayın yanına. Bir süre sonra çayın üzerinde yüzen iki sandık görünmüş. Almış sarı sandığı sırtına, geçmiş çayın karşı tarafına. Bir de bakmış ki ayın karşı tarafında evi. Çocuk bir sevinmiş bir sevinmiş hemen koşa koşa evine gelmiş. Çocuğun geldiğini gören evin horozu başlamış damdan ötmeye: — Üüürürü üüü üüü! Oduncunun büyük oğlu geliyor, elleri kolları altın gibi parlıyor, üüürürü üüü ürürüüü, demiş. Üvey anne koşarak çıkıp bakmış ki oduncunun büyük oğlu geliyor. Hemen beyini çağırmış. Ona: — Koş oğlun geliyor, demiş. Bakmışlar ki çocuğun elinde sarı bir sandık. Açmışlar sandığın içini bir de ne görsünler. Sandığın içi ağzına kadar altın doluymuş. Üvey anne bu duruma çok sevinmiş. Hemen kocasına dönüp: — Benim oğlumu da götür oduna, o da getirsin bir sandık, demiş. Adam bu teklifi kabul etmiş. Ertesi gün, küçük oğlunu da alarak oduna gitmiş. Aynı şekilde oduncu onu da ağacın dibine bırakmış. Kabağı başındaki ağaca bağlamış ve o uyanana kadar uzaktan onu izlemiş. Çocuk uyanınca da oradan uzaklaşmış. Oduncunun küçük oğlu kabağın sesinin geldiği yöne doğru ilerlemiş. Bakmış ki babası onu orada bırakıp gitmiş. Hemen almış ağaçtaki kabağı eline, başlamış: — Tın tın kabacığım, beni aldatan babacığım, diye diye söylenerek yola koyulmuş. Yolda giderken karşısına yaşlı bir hanım çıkmış. Ona: — Teyze benim babamı gördün mü, diye sormuş. Kadın: — Oğlum isteklerimi yaparsan babanın nereye gittiğini söylerim, demiş. Çocuk: — Tamam, söyle isteğini, demiş. — Çeşmeden su getireceksin, demiş kadın. Oğlan: — Ben su getirmem, benden istediğin hiçbir işi de yapmam. Sen babamın nereye gittiğini bana söyle, demiş. Kadın, çocuğun kendisine karşı olan kötü tutumuna rağmen ona: — Baban geçti gitti buradan, demiş. Çocuk giderken başka bir yaşlı kadınla karşılaşmış. Ona da: — Teyze babamı gördün mü, diye sormuş. Kadın: — Görüp görmediğimi söylerim ama benim isteklerimi yapman lazım, demiş. Oğlan: — Söyle isteğini, demiş. Kadın da: — Ortalık çok dağınık, evi toparlamanı ve bulaşıkları yıkamanı rica ederim, demiş. Oğlan: — Ben senin istediğin hiçbir işi yapamam ama madem sen babamın gittiği yeri gördün, bana onu söylemek zorundasın, demiş. Kadın: — Tamam, söyleyeyim. Giderken karşına bir çay gelecek, çayın üzerinde yüzen biri sarı biri kara iki sandık göreceksin, kara olanı al, karşıya geç, demiş. Oğlan yaşlı kadının belirttiği kara sandığı alınca çayın karşısında evini görmüş. Evine doğru heyecanla koşarken evin horozu damdan ötmeye başlamış: — Üüürürü üüüüü üüü! Küçük oğlan geliyor, elindeki kutu da yılan gibi görünüyor, demiş. Çocuğun annesi horozun ötüşünü duyunca hemen koşmuş. Benim oğlum da sandık getirdi zengin olduk, diye kendi kendine sevinmiş. Hemen kocasını çağırmış: — Koş bey, oğlumuz geldi. Bize bir sürü altın getirdi, demiş. Oduncu, büyük oğluyla birlikte küçük oğlanın yanına gelmiş. Kadın heyecanla sandığı açmış bir de bakmış ki sandığın içi yılan, böcek dolu. Oduncu hemen yılanları oradan uzaklaştırmış. Ailesini korumuş. Kadının korkusu geçtikten sonra büyük oğlana ve küçük oğlana dönüp başlarından geçen hikâyeleri kendilerine anlatmalarını istemiş. İki çocuk da yaşadıklarını tek tek anlatmış. Bunun üzerine evin hanımı hatanın kendisinden kaynaklı olduğunu anlamış. Vicdanlı, merhametli, yardımsever ve iyi çocuklar yetiştirebilmenin yolunun iyi bir anne olmaktan geçtiğini anlamış. İyilik edenin iyilik, kötülük edenin de kötülük bulacağını öğrenmiş. O günden sonra evlatları arasında hiç ayrım yapmamış. Ailece mutlu mesut yaşamışlar.

📖 Benzer Masallar

Tümünü Gör →

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yapmak için giriş yapın

Bağlan