Üç Şakacı Arkadaş Masalını Oku
Bir zamanlar üç tane candan arkadaş varmış. Onların bütün günleri, insanlara şaka yaparak geçermiş. Şaka ile insanlara nasihatler verir ve onların akıllarını kullanmalarını sağlarlarmış. Bir musibetin bin nasihatten iyi olacağına inanırlarmış. Bir gün kasabada pazar kurulmuş. Yakın köylerden bir sürü insan, kasabaya akın etmiş. Kasabanın meydanı kum gibi insan kaynıyormuş. Bu üç arkadaş, eşeğinin sırtında sallana sallana kendilerine doğru gelen bir köylü görmüşler. Ali arkadaşlarına dönerek:
— Ben şu adamın çıngıraklı keçisini ona haber etmeden alabilirim, demiş.
Veli de:
— Ben de üstüne bindiği eşeğini alırım, demiş.
Mustafa da aşağı kalır mı:
— Ben de sırtındaki elbiselerini alırım, demiş.
Üçü de dediklerini yapmak için işe koyulmuşlar. Önce Ali yavaş yavaş keçinin peşine takılmış. Hayvanın boynundaki çıngırağı çözüp sokaklardan birine sapmış. Köylü çıngırak sesini duyduğu için keçinin de peşinden geldiğini sanıyormuş. Tam pazara gireceği sırada bir de bakmış ki keçisinin yerinde yeller esiyor. Eşeğinden inmiş, gelene geçene keçisini sormaya başlamış. O esnada köylüye doğru yaklaşan Veli:
— Az evvel güzel bir keçiyi şu sokağa doğru sürükleyen bir adam gördüm, demiş.
Köylü Veli’yi hayırsever zannetmiş. Ona:
— Oğlum, sen şu eşeğe biraz bak, ben şu keçiyi koşup yakalayayım, demiş.
Veli de kabul etmiş. Köylü sokakların hepsini bir bir dolaşmış ama keçisini bulamamış. Çaresiz kalan ihtiyar köylü eli mahkûm eşeğinin yanına geri dönmüş. Ama bakmış ki eşeğinin yerinde yeller esiyor. Gelen geçene sormuş soruşturmuş, eşeği yok. Şaşkın şaşkın dolaşmaya başlamış. Giderken yolun kenarında, bir kuyunun başında, dövüne dövüne ağlayan Mustafa’ya rastlamış. Yaklaşmış:
— Senin derdin ne hemşerim, ne ağlayıp duruyorsun, demiş.
Mustafa:
— Ah hemşerim ah! Ben ağlamayım da kimler ağlasın, benim derdim çok büyük. Ustamın bir yere götürmek için verdiği bir kutu altını kuyuya düşürdüm, beni hırsız sanacaklar şimdi, demiş.
Köylü adama, kuyuya inip kutuyu almasını söylemiş. Ama adam:
— Yüzme bilmem ben, keşke alabilsem. Bir alan bulursam, iki altın veririm, demiş.
İki altını duyan köylü hemen üstünü çıkarmış, atlamış kuyuya. Köylü kuyuya inmiş, bakmış kutu falan yok, bağırmaya başlamış:
— Hemşerim burada kutu yok,
Köylüye cevap veren olmamış. Çıkmış kuyudan, bakmış ne adam var ne elbiseleri. İyice şaşkına dönmüş. Biraz sonra kahkahalarla bizim üç arkadaş gelmiş. Köylüye şaka yaptıklarını söylemişler. Elbiselerini, keçisini ve eşeğini ona geri vermişler. Köylünün gönlünü almak için onu kasabanın en güzel lokantasına götürüp güzelce karnını doyurmuşlar. Bir daha da böyle herkese inanmamasını söylemişler. İhtiyar köylü, o günden sonra herkese inanmamış, daha dikkatli olmuş ve mutlu bir hayat sürmüş.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan