💍 Üç Talip ve Sihirli Eşyalar Masalı
Eski devirlerde, Orta Anadolu kasabalarından birinde, zengin bir bey yaşarmış. Bu beyin, güzelliği dillere destan olmuş bir kızı varmış; görenleri kendisine hayran bırakırmış.
Kız çok genç yaştayken bile talipleri çıkmış, ama babası bu taliplerin hepsine birer bahane bulurmuş. Ancak kızını istemeye gelen taliplerin arasında, güzel bir aileye sahip, çalışkan ve meziyetli üç genç varmış. Babanın bu gençleri geri çevirmeye gönlü razı olmamış.
Kendi kendine: — Bu üç genci de beğendim ama en iyisinin hangisi olduğuna karar veremedim, demiş.
En sonunda, şöyle bir çıkar yolu bulmuş.
💰 Beyin Şartı: Beş Yüz Altın ve Gurbet Yolu
Bey, birbirlerinden habersiz gençleri yanına çağırmış ve onlara şöyle bir teklifte bulunmuş:
— Yaşadığın şehirden ayrılıp, gurbete çıkar, kendi alın terinle ekmek paranı kazanır, bu paradan bir kısmını biriktirerek kemerinde beş yüz altınla dönersen, kızıma damat olarak seni uygun gördüğümü söylerim. Kızım da uygun görürse onunla evlenebilirsin.
Her üç talip de bu teklifi kabul etmiş ve baba ocaklarını terk edip gurbete çıkmışlar. Her biri bir tarafa dağılmış, her türlü zahmetler ve mihnetlerle hayatlarını kazanmaya başlamışlar.
✨ Taliplerin Sihirli Kazançları
Gençlerden en büyüğünün adı Ali Galip’miş. İki yıl içinde kazancından artırdığı paralarla beş yüz altın biriktirmiş. Sevine sevine yurduna dönerken bir kasabaya uğramış.
Ali Galip ve Uzakları Gösteren Ayna
Kasabada bir panayır varmış. Ali Galip, panayırda bir satıcının elinde acayip bir ayna görmüş ve aynanın marifetini öğrenmek istemiş.
Satıcı: — Her kim bu aynaya bakarsa, pek uzak yerlerde olup bitenleri görür, demiş.
Ali Galip biriktirdiği tüm parayı verip aynayı almış.
Hasan Ferhat ve Uçan Halı
Kızın ikinci talibi olan Hasan Ferhat da gurbette beş yüz altın kazanmış. Memleketine dönerken, uğradığı bir şehirde sihirli bir halı görmüş. Bu halının üzerine binen kimse, birkaç dakika içinde istediği yere ulaşabiliyormuş. Hasan Ferhat, elindeki parayla halıyı satın almış.
Haydar ve Şifalı Limon
Üçüncü talip Haydar adında bir delikanlıymış. O da biriktirdiği beş yüz altınla memleketine doğru yola çıkmış. Yolda karşılaştığı panayırda şifalı özellikleri olan bir limon görmüş. Bu limonu yiyen her kişi şifa bulurmuş. Haydar da elindeki parayı bu limona vermiş.
💔 Zorlu Sınav: Aşk, Hastalık ve Kurtuluş
Üç genç, az gitmişler, uz gitmişler; bir gün her üçü de bir yol kavşağında denk gelmişler. Birbirlerine nereden gelip nereye gittiklerini sormuşlar. Başlarından geçenleri anlatınca, üçünün de aynı kıza talip olduklarını anlamışlar.
Bunun üzerine içlerinden biri, diğerlerine sormuş: — Uğruna yolculuğa çıktığımız hanım acaba şu anda ne yapıyordur? Biz gelene kadar onu babası başka biriyle evlendirmiş midir?
Ali Galip hemen cebindeki aynayı çıkarmış: — Bunu öğrenmekten kolay ne var? Aynaya bakar öğreniriz, demiş.
Her üçü birden aynanın üzerine eğilmişler. Bir de ne görsünler? Beyin kızı hastalanmış, yataklara düşmüş!
Bu acı manzara karşısında, büyük bir üzüntüye kapılan delikanlılardan biri Hasan Ferhat’a: — Senin sihirli halınla gidebiliriz, demiş.
Üç genç hemen halının üzerine binip havalanmışlar. Birkaç dakika sonra kendilerini beyin evinde bulmuşlar. Hekimler gelip gidiyor, fakat hiçbiri güzel kızın derdine çare bulamıyormuş.
Şifa Limonu ve Karar Anı
Delikanlılar, beşer yüz altına satın aldıkları hediyeleri kızın babasına vermişler ve aldıkları eşyaların marifetlerini anlatmışlar. Bey, son ümit olarak limonu kesip kızına yedirmiş. Hasta kız hemencecik şifaya kavuşup ayağa kalkmış.
Bey, üç delikanlıdan hangisini seçeceğine bir türlü karar verememiş. Masalcı, beyin imdadına yetişmiş: — Gençler, kızın iyileşmesinde her birinizin hizmeti büyüktür. Bey şimdi hanginizin kızını gerçekten hak ettiğini düşünüyor. Bekleyin, uzun sürmez. Çıkmaz ayın son Çarşamba günü size kararını bildirecektir, demiş.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan