Vur Tokmağım Vur

Anonim - MASAL6 Derlemesi · 12 dakika okuma süresi · 577 kez okundu · ❤️ 6 beğeni
Vur Tokmağım Vur

Vur Tokmağım Vur

Vur Tokmağım Vur Masalı

Ülkenin birinde yaşayan fakir mi fakir bir kadın varmış. Bu kadının bir kızı, bir de kel oğlu varmış.
Bir gün oğlan annesine:

— Anne, babam hangi zanaatı yapardı? Neyle geçinirdi? Ben de o işi yapacağım, demiş.

Annesi de:
— Oğlum, baban odunculuk yapardı. Şehre bir yük odun götürür, satardı. O parayı bize getirirdi. Biz de onu ekmek parası yapardık, demiş.

— O zaman ben de öyle yapayım anne, demiş oğlan.

Oğlan, odunculuk yapmaya gitmiş. Topladığı odunları şehirde satmış, eve dönüyormuş. Yolda çocuklar bir pisik* yavrusu tutmuşlar. Çocuklara parayı verip pisiğin yavrusunu onlardan alıp eve getirmiş. Oğlanın annesi:
— Oğlum, hani ekmek parası, demiş.
— Anne parayı verdim, bu pisiği aldım, demiş.

Annesi:
— Oğlum, parayı bu pisiğe mi verdin, diye kızmış.

Oğlan da:
— Anne, sen öyle diyorsun da Allah bunun nasibini de verecektir, demiş.

Oğlan ertesi gün yine odunları toplayıp şehre satmaya gitmiş. Eve gelirken bakmış ki bu sefer çocukların ellerinde bir köpek eniği. Çocuklar bu enikle oynuyorlarmış. Elindeki parayı verip köpek yavrusunu almış. Onu da eve getirmiş. Bu sefer annesi oğluna küsmüş. Oğlan da annesine:

— Anne, bizi yaratanın bizden haberi vardır. Bir şey olmaz, köpeği çocukların eline mi bıraksaydım, demiş.
Ertesi gün, oğlan yine aynı yolda çocukların arasında kalmış bir yılan yavrusu görmüş. Bu hayvana üzülüp onu da çocukların ellerinden kurtarmış. Çocuklara:

— Size biraz parayı vereyim, bu yavruyu bana verin, demiş.

Çocuklar bu teklifi kabul etmişler. Oğlan da yılanı kurtarmış. Yılan birden dile gelmiş:

— Sen beni kurtardın, ben de seni kurtaracağım. Benim babam yılanların şahıdır. Sana yardım edecektir, eğer babam sana benden ne istersin derse ondan kara eşeği iste, demiş.

Oğlan kabul etmese de yılan çok ısrar etmiş. Sonunda oğlanla yılan yavrusu, yılanların şahının yanına gitmişler. Baba oğluna:

— Hayırdır evladım, kim bu insanoğlu? Bu genci neden buraya getirdin, demiş.

Yılan yavrusu başından geçenleri babasına anlatmış:

— Baba, ben çocukların eline düşmüştüm. Onların elinden beni bu genç kurtardı. Bu insanoğlu çocuklara para vererek, beni satın aldı. Benim hayatımı kurtardı, şimdi de sen onun hayatını kurtar, demiş.

Yılanların şahı, oğlana:
— Pekâlâ... Benden ne istersin genç, diye sormuş.
— Ben odunculuk yaparak geçimimi sağlarım, bana bir kara eşek verirseniz yeter, odunumu onunla taşır, ekmek parası kazanırım, demiş.

Yılanların şahı gencin isteğini kabul etmiş. Eşeği gence hediye etmiş. Yılan yavrusu hemen gence:

— Sizin evin kapısına kadar eşeğe ço, ço, ço, de sakın çüş deme. Eğer dersen eşek her neredeyse oraya altın yığar, demiş.

Oğlan, eşeği alıp yola düşmüş. Yolda durmadan:
— Ço, ço, ço, demiş ama bir süre sonra sabredemeyip birden çüş, demiş.
Eşek birden her yanına altın yığmış. Gördüklerine inanamayan genç, altınları toplayarak heyecanla evine gelmiş. Olanları annesine anlatmış. Annesi de oğlunu bu sırrı kimseye söylememesi konusunda uyarmış.

Sonra da:
— Evdeki buğdayı değirmene götür de öğüt, ekmek pişirip yiyelim. Bu altınlar bize bir süre yeter, demiş.
Oğlan buğdayı eşeğine yükleyip değirmene götürmüş. Değirmenci buğdayı öğütüp un yapmış. Buğday öğütüldükçe çıkan un savrulmuş. Savrulan un, kara eşeğin üstüne gelmiş. Kara eşek, olmuş mu boz eşek! Oğlan, eşeğini öyle görünce:

— Bu eşek bizim değil, sen bizim eşeği değişmişsin, demiş.

Değirmenci:
— Yok kardeş, senin eşeğin ama eğer istersen şu kara eşeği al, diyerek oğlanın eşeğini değiştirmiş.
Meğer değirmenci oğlanın eşeğinin sırrını duymuş. O yüzden de oğlana bir oyun oynayıp kara eşeğini elinden almış.

Oğlan eşeğini:
— Çö, çö, çö, diyerek evine getirdikten sonra çüş, demiş ama eşek altın vermemiş.

Oğlan ağlaya ağlaya yılan yavrusunun yanına gitmiş:
— Kardeş, eşeğimi elimden aldılar, demiş.
— Üzülme, babamın yanına gidelim bu sefer de ondan küçük sofrasını iste, demiş.

İkisi beraber şahın yanına gitmişler. Yılan yavrusu babasına:
— Baba, kardeşimin eşeğini elinden almışlar. Kardeşim çok üzülmüş, onun gönlünü hoş edemez misin, demiş.

Şah da:
— Dile dileğini, vereyim muradını oğul, demiş.
— Küçük sofranızı bana verebilir misiniz, demiş oğlan.

Yılanların şahı, gencin bu isteğini kabul etmiş. Yılan yavrusu da arkadaşına:
— Bu sofra sıradan bir sofra değildir. Açıl sofram açıl, türlü yemekler saçıl, dersen sana ve ailene istediğin her yemeği getirir, demiş.

Duyduklarına çok sevinen oğlan sofrasını da alıp evine gitmiş. Sofranın marifetini ailesine göstermiş. Komşularına bu sofra ile ziyafetler vermiş. Sonunda sofranın marifeti padişahın kulağına kadar gitmiş. Padişah da çocuğun evine gelip bu sofrayı ondan almış. Oğlan yine ağlamaklı bir şekilde soluğu yılan yavrusunun yanında almış. Ona olanları anlatmış. Yılan yavrusu arkadaşına:

— Babamın yanına gidelim. Sana dile dileğini, vereyim muradını derse bu sefer babamdan tokmak iste, demiş.

Olanları şaha anlatmışlar, o da oğlana:
— Dile dileğini, vereyim muradını evlat, demiş.
— Tokmağınızı dilerim şahım, demiş.

Tokmağı getirip gence vermişler. Bu sefer oğlanın arkadaşı:
— Kardeşim, şimdi sen bu tokmağı al, değirmencinin yanına git. Oraya varınca şu eşeğimi ver, de. Vermezse tokmağı havaya at. Vur tokmağım vur de. Tokmak havalanır, havalanır, değirmenciye dersini verir, böylece eşeği alırsın. Sonra gidersin padişahın sarayına… Seni oraya almazlar. Sen tokmağı pencereden içeri at. Vur tokmağım vur de. Tokmak havalanır, havalanır, padişaha dersini verir, böylece sofranı da alırsın, demiş.

Oğlan bunları duyunca doğru değirmencinin yanına gitmiş. Ona:
— Beni ekmeğe muhtaç ettin. Değirmenci gel, şu eşeğimi ver, demiş.

Değirmenci:
— Ne eşeği? Ben de sana verecek eşek meşek yok, demiş.

Bunun üzerine oğlan tokmağına:
— Vur tokmağım vur, deyip tokmağı bırakmış.

Tokmak havalanıp havalanıp değirmenciye dersini vermiş. En sonunda değirmenci:
— Eşeğin ahırda, ahırda! Al hadi, yeter ki şu tokmağı durdur, demiş.

Oğlan eşeğini almış. Sonra da padişahın sarayına gitmiş. Tokmağı alıp padişahın penceresinden içeri atmış.
— Vur tokmağım vur, demiş. Eğer soframı vermezsen tokmağıma dur demem padişahım, diye de seslenmiş.
Tokmak havalanmış gidip padişahı bulmuş. Ona dersini vermiş. Padişah korkuyla oğlanın sofrasını pencereden aşağı atmış.

Oğlan sofrayı da tokmağı da eşeği de alıp yılan yavrusunun yanına gitmiş:
— En güzel kazanç alın teriyle kazanılanmış. Bu hediyelerle para yerine düşman kazandım. Bunları baban geri alsın, ben kendi alın terimle kazanıp ailemi geçindireceğim, demiş.

Oğlanın söyledikleri yılanların şahının çok hoşuna gitmiş. Oğlana bir kese altın vermiş. Bununla işini kurmasını söylemiş. Oğlan bu parayla işini kurmuş, ömrü boyunca da kimseye muhtaç olmadan yaşamış.

Masalı sesli dinle

Etiketler

📖 Benzer Masallar

Tümünü Gör →

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...

Yorum yapmak için giriş yapın

Bağlan