"Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, bir altınlı Fatma varmış. Bu Fatma’nın üvey bir anası varmış. Üvey anne Fatma’yla yaşamak istememiş. Kocasına Fatma’yla yaşamak istemediğini söylemiş. Fatma’nın babası kızına kıyamıyormuş ama eşinden de ayrılmak istemiyormuş.
Eşinin baskısına dayanamayan koca, sonunda kızını yanına alıp bir yolculuğa çıkmış. Bilinmeyen bir köye gelince Fatma fark etmeden onu orada bırakıp gelmiş. Zavallı Fatma, babasını aramış taramış bulamamış. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gittikten sonra dağları aşmış. Dağın ardında ışığı yanan bir ev görmüş. Bu ev de yaşlı bir ninenin eviymiş. Fatma kapıyı çalıp:
— Nine bana bir yudum su ile bir lokma ekmek verir misin, açlık ve susuzluktan bayılacağım, demiş.
Nine, Fatma’ya:
— Bana ev işlerinde yardım edersen, tabii ki veririm, demiş.
Fatma yaşlı kadının evini temizlemiş, nine de ona su ile yiyecek bir şeyler vermiş. Yaşlı ninenin evi çok pismiş ama Fatma’nın her şeyi güzel gören bir gönlü varmış. Hiçbir şeyden şikâyet etmezmiş. Nine ile Fatma, birlikte yaşamaya başlamışlar. Bir gün Fatma, nineye:
— Babamı çok özledim nine, demiş.
Nine de Fatma’ya memleketinin nerede olduğunu sormuş. Fatma yolu bilmediği için:
— Ta uzaktan bir horoz sesi geliyor ya işte orada, cevabını vermiş.
Nine Fatma’nın güzel gönlünden etkilenmiş, ona yardım etmeye karar vermiş. Fatma’yı bir derenin kenarına götürmüş. Ona:
— Sen bu derenin başında bekle. Ben biraz uyuyacağım. Az sonra bu dereden sırasıyla kara, kırmızı, mavi ve sarı bir su gelip geçecek, sarı su geldiğinde bana seslen olur mu, demiş.
Fatma, ninesini can kulağıyla dinlemiş. Bir süre sonra ninenin söylediği sular gelip geçmiş, tam sarı su geldiğinde Fatma nineye seslenmiş. Nine hemen kızı suya atmış:
—Şuradan bat, öbür tarafa çık, demiş. Sakın korkma bu suyun bittiği yerde evini bulacaksın, demiş.
Gerçekten de Fatma, ninenin dediği gibi derenin bir tarafından girip öbür tarafından çıkmış. Her tarafı da altın olmuş. Dereden çıktığında evin yolunu da bulmuş. Fatma eve yaklaştığında çatıdaki horoz ötmeye başlamış:
— Ü ürü üüü üü ü! Altınlı Fatma geliyor, demiş.
Fatma’nın üvey annesi bunu duymuş, horoza demediğini bırakmamış. O esnada bir de bakmış ki Fatma’nın her yanı altınlar içinde! Kadın şaşkınlıkla:
— Fatma nasıl oldu bu, bu altınları nereden buldun, diye sormuş.
Fatma da üvey annesine iğneden ipliğe her şeyi anlatmış. Üvey anne duydukları karşısında hem şaşırmış hem de mutlu olmuş. Kocası eve gelir gelmez de ona olanları anlatmış. Sonra da kocasına:
— Benim kızımı da Fatma’yı bıraktığın yere bırakıp gelmeni istiyorum. O da bir gitsin altınlara bezensin gelsin, demiş.
Ertesi gün baba, diğer kızını da Fatma’yı götürdüğü yerde bırakmış. Kız dere tepe gezerken dağın ardındaki yaşlı ninenin evini görmüş. Kapıyı çalıp nineye misafir olmuş. Nine bu kızdan da kendisine ev işlerinde yardımcı olmasını istemiş ama kız yaşlı nineye hiçbir işinde yardımcı olmamış. Yaklaşık bir ay ninenin evinde kaldıktan sonra:
— Annemi çok özledim, yardımcı ol da beni annemim yanına gönder, demiş.
Yaşlı kadın kızın bu isteğini kabul etmiş. Onunla birlikte dere kenarına gitmiş. Kıza:
— Sen bu derenin başında bekle. Ben biraz uyuyacağım. Az sonra bu dereden sırasıyla kırmızı, mavi, sarı ve siyah bir su gelip geçecek, siyah su geldiğinde bana seslen olur mu, demiş.
Kız siyah su geldiğinde yaşlı kadına seslenmiş. Nine de:
— Şuradan bat karşıdan çık, diyerek kızı suya bırakmış. Sudan çıktığında evini görürsün, demiş.
Kızın suya girince her tarafı bit, sirke olmuş. Ayşe artık olmuş, bitli, sirkeli Ayşe. Ayşe sudan çıkınca evini görmüş. Koşa koşa evine doğru yürümüş. Eve yaklaşınca damdaki horoz yine:
— Ü ürü üüü üü ü! Sirkeli Ayşe geliyor, demiş.
Ayşe’nin annesi horozun sesini duymuş. Duyduklarına da çok öfkelenmiş. Dışarı çıktığından kızıyla karşılaşmış. Gerçekten de kızının her tarafı bit, sirke doluymuş. Kadın kızına başından geçenleri sormuş. Kız yaptıklarını anlatmış. Ayşe’nin annesi ve babası hatalarını anlamışlar. Fatma’dan özür dilemişler. Ayşe’yi de Fatma gibi güzel gönüllü Ayşe’nin de gönlünü güzelleştirmeye çalışmış.
Fatma da onları affetmiş. O günden sonra mutlu mesut yaşamışlar."
Altınlı Fatmanın Hikayesi
Anonim - MASAL6 Derlemesi ·
5 dakika okuma süresi ·
930 kez okundu ·
❤️ 6 beğeni
Altınlı Fatmanın Hikayesi
📖 Benzer Masallar
Tümünü Gör →
2. Sınıf Masalları
Konuşan Boya Kalemleri Masalı
☀️ Giriş Bir zamanlar, pırıl pırıl, cıvıl cıvıl renkli bir kalem kutusunda yaşayan on iki tane boya kalemi varmış. Bu k...
10 dk
5.0
1,077
2. Sınıf Masalları
Karga Ağası ve Üç Sihirli Armağan
Bu masal, Hızır benzeri bir iyilik meleği (Karga Ağası), sihirli nesneler (Altın saçan eşek, Yemek sofrası, Vuran tokmak...
15 dk
5.0
608
Sonraki masal yükleniyor...
Bu kategoride başka masal yok
Ana Sayfaya Dön
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan