Balıkçı ile Deniz Kızı Masalını Oku
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken; anam düştü eşikten, babam düştü beşikten, anam kaptı maşayı, babam döndü köşeyi derken şehrin birinde, ihtiyar bir balıkçı karşılamış bizleri. İhtiyar balıkçı, karısı ve iki çocuğuyla yaşarmış. Her gün balığa çıkar, ne bulursa getirir, birazını satar, birazını yer, evini geçindirirmiş.
Günlerden bir gün teknesine binmiş, balığa çıkmış. Epey açıldıktan sonra beklemeye başlamış. Bir süre sonra balıkçının oltasına bir şey takılmış. Balıkçı oltasına bakmış, bir de ne görsün? Sarı saçlı, güzel mi güzel bir deniz kızı! Deniz kızı balıkçıya:
— Ben sana yardım etmek için geldim, demiş.
Ama balıkçı o kadar korkmuş ki oradan kaçarak uzaklaşmış. Evine gidip karısına gördüklerini anlatmış.
Karısı da:
— Bu Allah’ın bir ödülü bize, sen yarın git oraya ama bu sefer korkma, demiş.
Ertesi gün balıkçı aynı yere gitmiş, beklemeye başlamış. Bir süre sonra deniz kızı gelmiş:
— Ne istersen söyle yapacağım, demiş.
Balıkçı:
— Bizim durumumuz pek iyi değil, şöyle ailemle yiyebileceğim bir yemek istiyorum, demiş.
Deniz kızı balıkçıya evine gitmesini, istediği yemeğin akşam evinde olacağını söylemiş. Balıkçı eve heyecanla gitmiş. Bakmış ki evinde çok güzel bir sofra var. Tüm aile güzelce karınlarını doyurmuş.
Balıkçı sabah tekrar aynı yere gitmiş. Bu kez deniz kızından büyük bir saray istemiş. Akşam evine döndüğünde evinin yerine kocaman bir sarayla karşılaşmış. Sevinçle içeriye girmiş. Akşam olunca karısı:
— Bey! Sen yarın bu deniz kızından daha çok şey iste, sonra gider, hiçbir şey alamayız, demiş.
Balıkçı iyice hırslanmış. Çok şeye sahip olmasına rağmen daha fazlasını istiyor, istediklerine ulaşamayınca da mutsuz oluyormuş. Sabah hemen yola koyulmuş. Bu kez deniz kızından köyün efendisi olmayı, herkese hükmetmeyi, herkesin de ona muhtaç olmasını istemiş. Deniz kızı o zaman balıkçının bencil ve aç gözlü biri olduğunu anlamış, verdiklerini alıp ona eski hayatını geri vermiş. Balıkçıya da:
— Bu sana ders olsun, gözün doymadı, hiçbir şeyle yetinmedin, hep daha fazlasını istedin. Sahip olduklarını da kimseyle paylaşmadın. Geldiğin yeri unuttun, insanlar sana muhtaç olsun istedin. Asıl zenginliğin sahip olduklarını paylaşabilen gönülde olduğunu bilmedin, demiş.
Balıkçı yaptıklarından pişman olmuş. Mutluluğun ve zenginliğin paylaşıldıkça artan bir hazine olduğunu anlamış. Kendine iyilik yapmanın bir yolunun başkalarına iyilik yapmaktan geçtiğini öğrenmiş. Bu olay köydekilere ders olmuş, köylüler o günden sonra birbirlerine yardım ederek mutlu mesut yaşamışlar.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan