Bir varmış, bir yokmuş. Eski zamanlarda köyün birinde Gülcü Baba adında bir adam yaşarmış. Adamın büyük bir gül bahçesi varmış. Hayatını güllerine adadığı için gül bahçesinden hiç çıkmazmış. O köydeki en güzel gülleri o yetiştirirmiş. Gülcü Baba’nın güller kadar güzel bir de kızı varmış. Bu kız bir gün bahçede gezerken, gencin biri ona âşık olmuş. Oğlan dayanamayıp Gülcü Baba’nın karşısına çıkmış. Ona: — Kızınızı çok seviyorum, ona talibim. Kızınızı bana verir misiniz, demiş. — Yok, kızımı öyle her isteyene veremem delikanlı. Ancak kızımı benden daha iyi gül yetiştiren birine verebilirim, demiş. Oğlan ne kadar ısrar edip dil dökse de adam geri adım atmamış. Oğlan da çaresiz, kalkıp gitmiş. Gülcü Baba, her gün birinin kızını istemesinden rahatsız olmaya başlamış. Bir gün bir tellal çıkarıp bütün köye haber salmış: — Kim kızımı istiyorsa, benden daha iyi gül yetiştirsin. Kızıma talip olanlar, yetiştirdikleri gülleri alıp yanıma getirsinler. Kimin gülü benimkilerden daha güzelse kızımı onunla evlendireceğim, diye duyurmuş. Bunu duyan gençler, gül yetiştirmeye başlamışlar. Gençlerin hepsi bu yarışmayı kendisinin kazanacağından eminmiş. Kızın gönlü ise kendisini babasından isteyen ilk gençteymiş ama babasına bir şey diyememiş. Sevdiği gence haber gönderip onunla gizlice buluşmuş. Oğlana: — Benim de gönlüm sendedir. Babamın bütün meslek sırlarını bir kâğıda yazıp şu ağacın dalına asacağım. Sen de gece gelip astığım kâğıdı al, gülünü kağıtta yazanlara göre yetiştir, demiş. Oğlan: — Tamam, olur. Gece gelip ağacın dalına bakarım, demiş. Kıza talip olan gençlerden biri, bu konuşmaya şahit olmuş. Kızla sevdiğinin konuşmasını gizlice dinlemiş. Kız söz verdiği gibi babasının meslek sırlarını bir kâğıda yazmış, sonra da kâğıdı götürüp söylediği ağacın dalına asmış. Kız kâğıdı asıp gidince, art niyetli genç saklandığı yerden çıkmış, hemen o kâğıdı alıp yerine kendi hazırladığı kâğıdı asmış. Sonra da gözden kaybolmuş. Bir süre sonra kızın sevdiği genç, ağacın yanına gelmiş. Daldaki kâğıdı kızın bıraktığını düşündüğü için daldan alarak evine gitmiş. Ertesi sabah kâğıtta yazanlara göre gülünü yetiştirmeye başlamış. O oğlan sevine sevine işini yapadursun, gerçek not kâğıdını çalan kötü oğlan, kâğıtta yazanlara göre gülünü yetiştirmeye başlamış. Aradan birkaç gün geçmiş. Kötü oğlanın gülleri o kadar güzel olmuş ki insan bakmaya kıyamıyormuş. Kızın sevdiği oğlanın gülleri ise ne büyümüş ne güzelleşmiş, sadece gonca olarak kalmış. Sonunda verilen mühlet bitmiş. Herkes güllerini alıp yarışmaya katılmak için Gülcü Baba’nın bahçesine gelmiş. Ama kızın sevdiği oğlan ortalıkta yokmuş. Kız herkesin sıraya girdiğini ama sevdiği gencin ortalıkta görünmediğini fark edince kendi kendisine: — Ne oldu ki acaba, niye gelmedi, benden vazgeçmiş olmasın, diye söylenmiş. Kız böyle düşüne dursun, oğlan evinde ne yapacağını bilmez hâlde dolanıp duruyormuş. Oğlanın babası demiş ki: — Oğlum sen niye gidip de yarışmaya katılmadın? Oğlan: — Nasıl gideceğim baba? Baksana benim gülüm sadece gonca hâlinde kaldı. Hiç açılmadı, demiş. Babası dışarı çıkmış. Oğlan sevdiği kıza kavuşamayacağı için kahrından ağlamaya başlamış. Gözünden düşen yaşlar, goncanın üzerine dökülüyormuş. Oğlanın gözyaşlarıyla gül goncaları canlanmaya başlamış, üç beş dakika içinde de bütün goncalar güzel mi güzel güllere dönüşüvermişler. Oğlan durumu fark edince hemen gül saksısını kucaklayıp yarışmaya koşmuş. Sonunda Gülcü Baba’nın bahçesine ulaşmış, bakmış ki son birkaç yarışmacı kalmış. Hemen sıraya geçmiş. Sevdiğinin geldiğini gören kızın yüzü, yeniden gülmeye başlamış. Sıra bizim oğlanın gülüne gelmiş. Gülcü Baba, oğlanın gülünden gözlerini alamamış. Sonunda Gülcü Baba, bütün gülleri inceleyip karar vermek üzere evine girmiş. Birkaç dakika sonra da dışarı çıkıp: — En güzel güller, şu delikanlının gülleridir. Ben hayatım boyunca böyle güzel açmış güller görmedim, demiş. Gülcü Baba’nın kızı ile oğlan mutluluktan havalara uçmuş. Gülcü Baba, demiş ki: — Oğlum, kızımı sana veriyorum. Ama bu gülü nasıl yetiştirdiğini bana da söyler misin? Oğlan utanarak: —Yeryüzünde sadece kızınıza verdiğim değeri bu güllere de verdim, onları gönlümdeki sevgiyle yetiştirdim, diyebilmiş. Bu cevap Gülcü Baba’nın çok hoşuna gitmiş. Hemen kızıyla oğlanın düğününü yapmış. Kırk gün kırk gece davul zurna çaldırmış. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş, biri bu masalı anlatanın, biri dinleyenlerin, biri de birbirlerini sevebilenlerin başına düşmüş.
Gülcü Baba ve Gülleri
Anonim - MASAL6 Derlemesi ·
5 dakika okuma süresi ·
174 kez okundu ·
❤️ 3 beğeni
Gülcü Baba ve Gülleri
📖 Benzer Masallar
Tümünü Gör →
1. Sınıf Masalları
Ormanın En Cesur Kelebeği ve Sonsuzluk Çiçeği Masalı
Uzak, çok uzak bir ormanda, kanatları gökyüzü mavisinde parlayan minik bir kelebek yaşarmış. Adı Maviş’miş. Maviş, diğer...
9 dk
5.0
381
1. Sınıf Masalları
Söz Dinlemeyen Cırcır
Bir varmış, bir yokmuş. Küçük bir ülke varmış. Bu ülkede hiç insan yokmuş. Ülkede her çeşit hayvan varmış. Bu hayvanlar ...
5 dk
5.0
236
Sonraki masal yükleniyor...
Bu kategoride başka masal yok
Ana Sayfaya Dön
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan