Illız'ın Oğlu Bıllız
Vakti zamanında Illız’ın oğlu Bıllız adında bir oduncu yaşarmış. Bir gün oduna giderken yolda bir örken* bulmuş:
— Bir gün lazım olur, diyerek örkeni beline bağlamış.
Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Bir de bakmış ki bir arpa boyu yol gitmiş. Yolda yere atılmış bir davul bulmuş. Davul biraz eskiymiş ama hâlâ sapasağlammış.
— Elbet bir gün bu da lazım olur, diyen Illız’ın oğlu Bıllız, bu davulu da boynuna asarak yolculuğuna devam etmiş.
Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Birden ayağına tosbağa kabuğu takılmış:
— Bu da işime yarayabilir, diyerek kabuğu koynuna atmış.
Derken hava iyice kararmış, Illız’ın oğlu Bıllız’ın geri dönme imkânı da bulamamış. Karşısına çıkan ilk mağaraya girmiş. Vakit gece yarısını geçtiğinde bir homurtu işitmiş. Meğerse mağara bir devin eviymiş. Dev gece yarısı evine gelmiş. Mağaranın girişinde:
— Hımm! Burnuma insan kokusu geliyor, acaba içerde kim var, demiş.
Illız’ın oğlu Bıllız, içerden de seslenmiş:
— Ben varım, demiş.
Dev:
— Sen kimsin, deyince bizimki:
— Illız’ın oğlu Bıllız, demiş.
Dev:
— Hımm, adın da pek güzelmiş. Kendin kim bilir ne kadar güzelsindir. Göğsünden bir kıl çek de göreyim, demiş.
Bizimki hemen belindeki örkeni çıkarıp devin önüne atmış.
Urgan gibi kılı gören dev, biraz ürkmüş.
— Hele başında bir bit tut da at bakalım, nasılmış göreyim, demiş.
Illız’ın oğlu Bıllız, bu sefer de koynundaki tosbağa kabuğunu deve fırlatmış.
— Hım bitin böyleyse sen nasılsın acep? Hele bir gürle de göreyim, demiş.
Bizim ki hemen güm güm diye davulu çalmaya başlamış. Bunu duyan dev korkusundan hemen oradan kaçmış. Illız’ın akıllı oğlu Bıllız da gece rahat rahat orada uyumuş.
Sabah kalkmış ki devin hazinesi köşe başında. Hazineyi de evine taşıyıp ömür boyu mutlu bir hayat yaşamış.
- örken: Hayvanları bağlamaya yarayan kalın ip, urgan ya da zincir.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan