💰 Keloğlan ve Yılanın Altın Sırrı
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde... Zamanın birinde, bir köyde bir kadın ve garip Keloğlan yaşarmış. Bunlar çok fakirlermiş.
Annesi bir gün demiş ki: — Oğlum git de bize odun getir, hem biraz yakarız hem de biraz satarız, yiyecek bir şeyler alırız.
Keloğlan da eşeğini alıp yola düşmüş. Gide gide ormanlık tepeye varmış.
🐍 Yaralanan Yılan ve Dostluk
Keloğlan, baltasını çekmiş ve odun kırmaya başlamış. Odun kırarken fark etmeden bir yılanı yaralamış.
Bakmış ki yılan yaralanmış. Keloğlan, pişmanlıkla: — Ah yılan kardeş seni yaraladım, kusura bakma, demiş.
Hemen gömleğini yırtmış, yırttığı kumaşla yılanın yarasını sarmış. Sonra azığını çıkarıp, yılandan peynirden ve ekmekten vermiş. Onun karnını doyurmuş.
Bu iki farklı canlı, orada arkadaş olmuşlar. Epey sohbetten sonra yılan demiş ki: — Gel Keloğlan, sana bir şeyler vereyim de eve giderken götür.
🌟 Mağaradaki Hazine
Keloğlan, yılanı takip etmiş. Bunlar gide gide bir mağaraya gelmişler. Mağaraya geldiklerinde yılan gidip bir küpün üzerine yatmış.
Keloğlan bakmış ki küpün içi altın dolu.
Yılan, Keloğlan'a seslenmiş: — Al, bunlar sana ananın ak sütü gibi helal olsun, git kullan.
Keloğlan da bu altınları köye getirmiş, annesine vermiş. Bu altınlarla ev almışlar. Ondan sonra güzel ve rahat bir hayat yaşamışlar. Yiyip içip muradına geçmişler. Onlar ermiş muratlarına, biz çıkalım kerevetlerine.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan