"Bir zamanlar küçük bir köyde üç yaşlı kadın yaşarmış. Bu kadınlar, bir gün kahvaltıda ne yapalım, ne yapalım, diye düşünürlerken birden akıllarına gözleme yapmak gelmiş. Sonra hep birlikte gözleme yapmak için mutfağa girmişler. Başlamışlar gözlemeyi yapmaya. Unu, sütü ve tuzu karıştırıp bir hamur elde etmişler. Daha sonra hamuru tavaya koyarak pişirmeye başlamışlar. Gözleme pişerken daha çok acıkmışlar. Gözlemenin kokusu geldikçe kadınların mideleri guruldamaya başlamış.
Gözleme pişmiş pişmesine ama yaşlı kadınları görünce çok korkmuş. Onlar tarafından yenmek istememiş. Çünkü onlar kimseye yardım etmeyen, sadece kendi zevklerine düşkün kadınlarmış. Gözleme önce tavadan hopp diye yere zıplamış, daha sonra da evden kaçmış. Üç kadın, gözlemenin kaçtığını görünce telaştan bağırıp çağırmaya başlamışlar ama nafile, gözleme çoktan gözden kaybolmuş bile.
Güneşli bir sabahın erken saatlerinde gözleme, mutlu mutlu yuvarlanıyormuş. Gözlemenin karşısına ansızın bir kedi çıkmış. Kedi, gözlemeyi görünce hafiften mırlayarak:
— Selam, gözleme kardeş, demiş.
Gözleme de haylazca:
— Selam, uzun bıyık, demiş.
— Şişman gözleme, ne olur dur. Seni yemek istiyorum, demiş kedi.
Gözleme, bir yandan yuvarlanmış bir yandan da:
— Hadi oradan, az önce üç yaşlı nineden kaçtım. Sen de beni yakalayamazsın ki, diyerek ormana doğru yuvarlanmış.
Gözleme, durmadan yuvarlanıyormuş, birden bir tilki ile karşılaşmış. Tilki gülerek:
— Selam gözlemecik, demiş.
Gözleme de:
— Selam, kızıl kürk, demiş.
Sonra tilki dilini yalayarak:
— Yağlı, şişman gözleme, bir dur; soluklan da seni güzelce yiyebileyim, demiş.
Gözleme, daha da hızlanarak:
— Hadi oradan, ben üç nineden ve bir uzun bıyıklı kediden kaçtım. Sen de beni yakalayamazsın ki, demiş ve kaçmış.
Tombul gözleme yol boyunca bir sürü hayvanla karşılaşmış ama hepsini atlatmayı başarmış. Hava da gittikçe kararmaya başlamış. Sonunda gözleme de yorulmuş. Ama onu yemeyi hak edecek kimseyi bulamamış. En sonunda önüne üç küçük çocuk çıkmış. Bu çocuklar, anne babasız, yapayalnız çocuklarmış. Çocuklar, gözlemeyi görünce sevinmişler. Ona üzgün ve perişan bir hâlde:
— Güzel gözleme, yalvarırız, dur. Bütün gün yürüdük ama yiyecek hiçbir şey bulamadık, izin verirsen seni yiyebilir miyiz? Biz çok acıktık, demişler.
Gözleme sevinmiş, yerinde hoplayıp zıplamaya başlamış. Artık faydalı olabileceği, birilerine yardım edebileceği için çok mutlu olmuş. Bu yüzden hemen çocukların torbasına girmeyi kabul etmiş ve zıplamış. Çocuklar da bir yerde oturmuşlar, gözlemeyi paylaştıktan sonra güzelce yemişler. Böylece hem gözleme hem de çocuklar mutlu uyumuşlar. Gökten üç elma düşmüş, biri bu masalı anlatanın, biri dinleyenin, biri de ihtiyaç sahiplerine yardım edenlerin başına…"
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan