Tütüncü Kızı
Ülkenin birinde yaşayan bir padişah varmış. Bu padişahın avlanmayı çok seven bir oğlu varmış. Bu genç, her gün arkadaşlarıyla ava gider, akşama kadar avlanır, yorgun argın da eve dönermiş. Günlerden bir gün padişahın oğlu evine dönerken bir tütün bahçesinin yanından geçmiş. Bahçede çalışan tütüncü kızı görmüş:
—Tütüncü kızı, tütüncü kızı, tütünün yaprağı kaç lira, demiş.
Tütüncü kızı ise oğlanı görünce çok beğenmiş. Ona:
— Al sana bir dal tere, Mevla’m seni bana vere, tütün almak istersen, bir yaprağı beş lira. Benimle evlenmek istersen, önce bana sor derim; ben seni senden değil, yüce Mevla’mdan isterim, demiş.
Padişahın oğlu, bu cevaba gülüp geçmiş ama bir taraftan da kızı çok beğenmiş. Her avdan dönüşünde de tütün bahçesinin önünden geçip tütüncü kızına seslenmiş. Tütüncü kızı da ona aynı şekilde cevap verirmiş.
Padişah, oğlunun sürekli ava gitmesinden şikâyetçiymiş. Onun sarayda kalması ve ülkeyi yönetmesi için bir çare arar dururmuş. Bir gün hanımına:
— Hanım, biz bu oğlanı evlendirirsek belki av merakı azalır. Ben de onu ülke yönetimine alıştırırım, demiş.
Bunlar çevreyi araştırmışlar, hem güzel hem zeki hem de asil bir kız aramışlar. Padişah ve hanımı bir gün gezintiye çıkmışlar. Yolları da bir tütün bahçesinden geçmiş. Padişahın hanımı tütüncü kızı uzaktan görmüş, beğenmiş. Kızın babasından kızlarını istemişler. Tütüncü baba kızına bu evliliği isteyip istemediğini sormuş. Kızın gönlü zaten oğlandaymış ama oğlanın kendisine kız istendiğinden haberi bile yokmuş. Kızın babası:
— Padişahım oğlunuzun rızası olmadan kızımı oğlunuza veremem, demiş.
Bunun üzerine padişah:
— Eğer kabul ederseniz, sizi yarın yemeğe davet edelim. Sarayda birlikte bir yemek yiyelim. Oğlum da gelir. Eğer oğlum da kızınızla evlenmek isterse bu işi tatlıya bağlayalım, demiş.
Tütüncü ve kızı bu teklifi kabul etmişler. Ertesi sabah padişah oğluna:
— Oğlum sana uygun bir kız bulduk, annenle ben çok beğendik. Akşam onları da yemeğe davet ettik, senin de bizimle yemek yemeni istiyoruz. Eğer sen de kızı beğenirsen düğününüzü yapalım, demiş.
Akşam olmuş, tütüncü ile kızı yemeğe gelmiş. Padişahın oğlu yemek masasında tütüncü kızını görünce çok şaşırmış. Hayret ve sevinçle:
— Bu nasıl olur, demiş.
Tütüncü kızı da masada:
— Ben seni senden değil, yüce Mevla’mdan istemiştim unuttun mu, demiş.
Oğlan kızın söylediklerine gülmüş. Onun da gönlü zaten tütüncü kızındaymış. Padişah oğluyla kızı evlendirmiş. Kırk gün kırk gece düğün yapılmış. Padişahın oğlu artık avda çok vakit geçirmiyor, yönetimle ilgileniyormuş. Hem sevenler birbirine kavuşmuş hem de padişah mutlu olmuş. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan