Alaaddin ve Sihirli Lamba
Bir zamanlar uzak bir şark ülkesinde, fakir ama iyi yürekli Alaaddin adında bir genç yaşarmış. Alaaddin’in ne malı ne de mülkü varmış, ama hayalleri dağlardan büyükmüş.
Karanlık Mağara ve Eski Lamba
Bir gün, kendini "amca" olarak tanıtan ama aslında kötü kalpli bir büyücü olan bir adam Alaaddin’in yanına gelmiş. Onu gizemli bir mağaranın kapısına götürmüş ve demiş ki: — "Alaaddin, bu dar yerden sadece sen geçebilirsin. İçerideki altınlara dokunma, sadece en dipteki eski kandili bana getir!"
Alaaddin mağaraya inmiş. Her yer mücevher doluymuş ama o söz dinlemiş ve sadece paslı eski lambayı almış. Ancak tam çıkacakken büyücü ona ihanet edip mağaranın kapısını kapatmış! Alaaddin içeride mahsur kalmış.
"Dile Benden Ne Dilersen!"
Karanlıkta korkan Alaaddin, tesadüfen lambanın üzerindeki tozları silmek için onu okşamış. Bir anda odanın içi dumanla dolmuş ve devasa bir Lamba Cini belirmiş: — "Emret sahibim! Ben lambanın kölesiyim. Seni buradan çıkarmak için ne istersen yaparım!"
Alaaddin gözlerine inanamamış. Cinden kendisini eve götürmesini istemiş. Bir göz kırpmasıyla Alaaddin kendini anasının yanında bulmuş. Artık ne açlık derdi kalmış ne de sefalet.
Prenses ve Saray
Alaaddin, ülkenin güzeller güzeli prensesi Yasemin’e aşık olmuş. Cin’in yardımıyla muhteşem bir saray yaptırmış ve prensesle evlenmiş. Ancak kötü büyücü vazgeçmemiş! Bir gün kılık değiştirip "Eski lambaları alıyor, yenileriyle değiştiriyorum!" diyerek prensesi kandırmış ve sihirli lambayı çalmış.
Alaaddin, sadece lambasına değil, eşine de kavuşmak için zekasını kullanmış. Büyücüyü alt ederek lambayı geri almış ve Cini özgürlüğüne kavuşturmaya karar vermiş.
Alaaddin ve Prenses Yasemin, lamba olmadan da mutlu olunabileceğini kanıtlamışlar. Ülkeyi adaletle yönetmişler. Masal bu ya, iyiler her zaman kazanmış, kötüler ise kendi hırslarında boğulmuş.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan