Keloğlan ile Dev Anası
Bir varmış, bir yokmuş. Köyün birinde yaşayan herkes, dağa odun kesmeye gidermiş. Keloğlan da oduna giden köylülerle dağa gitmek için anasına yalvarmış. Annesi oğlunun ısrarlarına dayanamamış. Onun köylülerle gitmesine izin vermiş. Az gitmişler, uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler, sonunda dağa varmışlar.
Köylülerden biri:
— Keloğlan sen de odun topla, demiş.
O da:
— Anam beni size odun toplayayım diye katmadı, sizinle gideyim diye katıverdi, demiş.
Hava kararmaya başlamış, köylüler dönüş yolunu tutmuş. Ancak ansızın bir sis önlerine çökmüş. Köylüler evin yolunu bulamamışlar. Sis açıldığında kaybolduklarını fark etmişler. Biraz etraflarına bakındıktan sonra:
— Köpek havlayan eve mi gidelim yoksa ışığı yanan, bacası tüten eve mi gidelim, demişler.
Sonunda ışığı yanan bacası tüten eve gitmeye karar vermişler. Evin kapısını çalmışlar. Dev anası, köylüleri görünce çok sevinmiş, hemen onları içeriye almış. Yatakları serip herkesin uyumasını beklemiş. Bir süre sonra sessizce odaya gelmiş. O esnada Keloğlan’ın uyumadığını fark etmiş. Ona:
— Keloğlum, keleş oğlum anan sana ne pişirirdi de uyurdun, demiş.
Keloğlan da:
— Anam bana yumurta pişirirdi, onu yerdim öyle uyurdum, demiş.
Dev anası gitmiş, yumurtayı pişirmiş. Keloğlan da bir güzel yemiş ama yine uyumamış. Bir süre sonra dev anası tekrar odaya gelmiş. Yine:
— Keloğlum, keleş oğlum, anan sana ne içirirdi de sen uyurdun, demiş.
Keloğlan da:
— Anam bana pınardan kalburla su taşırdı, ben o suyu içer öyle uyurdum, demiş.
Dev anası almış kalburu eline, pınara su doldurmaya gitmiş. Keloğlan o gelene kadar, hemen kalkmış köylüleri uyandırmış:
— Çabuk kaçın, yoksa dev hepinizi yiyecek. Siz kaçana kadar ben onu oyalarım, demiş.
Dev anası kalburla su taşımayı bir türlü becerememiş. Sonunda sinirlenip pes etmiş. Eve geldiğinde köylülerin kaçtığını fark etmiş. Sinirle Keloğlan’ı tutuğu gibi çuvala sokuvermiş. Kendisi de dişlerini bilemeye gitmiş. O esnada Keloğlan, cebinden çakısını çıkarıp çuvalı yırtmış. Daha sonra da devin al danasını çuvalın içine koymuş, kendi de dama saklanmış.
Dev anası dişlerini bileyip geldikten sonra öfkeyle çuvalın ağzını açmış. Bir de bakmış ki ne görsün? Çuvaldaki Keloğlan değil de al danası! Olanları damdan izleyen Keloğan, gülmeye başlamış.
Dev anası:
— Keloğlum, keleş oğlum, sen oraya nasıl çıktın, söyle bakayım, demiş.
Keloğlan da:
— Kalbur kalbur üstüne koydum da hopladım çıktım, demiş.
Dev anası kalburu kalbur üstüne koymuş. Tam kalburların üzerlerine çıkacakken bütün kalburlar yıkılmış, kendisi de yere düşmüş. Dev anası acı içinde tekrar:
— Keloğlum, keleş oğlum, sen oraya nasıl çıktın, söyle bakayım, demiş.
O da:
— Yumurta, yumurta üstüne koydum da çıktım, demiş.
Dev anası evdeki bütün yumurtaları ziyan etmiş. Olanları izleyen Keloğlan’ın da gülmekten karnına ağrılar girmiş.
Dev anası bir kere daha:
— Keloğlum, keleş oğlum, sen oraya nasıl çıktın söyle bakayım, demiş.
Keloğlan da:
— Merdiven merdiven üstüne koydum, hopladım çıktım, demiş.
Dev anası merdiven üstüne merdiven koymuş ama bir türlü yukarı çıkamamış. Merdivenlerden düşünce de yerinden kalkamamış. Dev anasının kalkamayacağını gören Keloğlan, hemen devin evinden kaçarak köylülere yetişmiş. O günden sonra da köyde kahraman ilan edilmiş.
Gökten üç elma düşmüş, biri bu masalı anlatanın, biri dinleyenin, biri de aklını akıllıca kullananların önüne… düşüvermiş.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan