Bir keçi varmış. Keçinin de yavruları varmış. Keçi yavrularına demiş ki: — Kuzularım, gideyim de ot yeyim, size süt getireyim. Kurt gelirse de sakın kapıyı açmayın, demiş. Keçi gidince kurt kapıya dayanmış, demiş ki: — Et yedim etlendim, ot yedim sütlendim, açın kapıyı kuzularım ben geldim, demiş. Yavruları demiş ki: — Bizim annemizin sesi ince, sen bizim annemiz değilsin. Git buradan, demişler. Kurt gitmiş, sesini inceltmiş geri gelmiş: — Et yedim etlendim, ot yedim sütlendim, açın kapıyı kuzularım ben geldim, demiş. Oğlaklar: — Elini uzat da bir bakalım, demişler. Kurt elini uzatmış. Baksalar ki uzatılan el kapkara, demişler ki: — Bizim annemizin eli bembeyazdı. Sen bizim annemiz değilsin, demişler. Kurt, bu sefer de değirmene gitmiş. Elini una bulamış geri gelmiş. Gene demiş: — Et yedim etlendim, ot yedim sütlendim, açın kapıyı kuzularım ben geldim, demiş. — Elini uzat da bakalım, demişler. Elini uzatmış kurt. Baksalar ki el bembeyaz. Bu sefer, — Ayağını uzat da bakalım, demişler. Ayağına baksalar ki kapkara, kıllı bir ayak. — Yok, sen bizim annemiz değilsin. Bizim annemizin ayağı bembeyazdı, demişler. Kurt geri gitmiş değirmene, ayaklarını una bulamış, gelmiş. Gene demiş: — Et yedim etlendim, ot yedim sütlendim, açın kapıyı kuzularım ben geldim, demiş. Oğlaklar eline bakmışlar, ayağına bakmışlar, sesine bakmışlar: — Sesi ince, eli beyaz, ayağa beyaz, bu bizim annemiz, demişler. Kapıyı açmışlar. Kapıyı açar açmaz canavar bunlara saldırmış. Hepsi bir tarafa kaçmışlar. Biri yatağın altına girmiş, biri dolaba girmiş kurtulmuş. Ama canavar oğlakların üçünü yemiş. İkisi saklandığı için kurt onları bulamamış. Gel zaman git zaman, oğlakların anneleri gelmiş. Baksa ki kapı açık! İçeri girse ki yavruları yok. — Yavrularım neredesiniz, demiş. Yatağın altındaki oğlak, baksa ki annesinin ayağa. Hemen çıkmış: — Anne, kurt geldi kardeşlerimizi yedi, demiş. O zamana kadar dolabın içindeki oğlak da çıkmış: — Biz canımızı zor kurtardık, saklandık, demiş. Keçi yanına oğlaklarını almış. Eline bir makas, bir çuvaldız* bir de iplik almış. Ağlaya ağlaya düşmüş kurdun peşine. Gide gide kurdu bulmuş. Kurdun karnı tok olduğu için yatmış güneşin altına, uyumuş. O uyurken keçi gelmiş, canavarın karnını sessizce kesmiş. Yavrularını karnından çıkartmış. Oğlaklarına: — Biraz taş getirin, demiş. Oğlakları vermiş, bu koymuş. Oğlakları vermiş, bu koymuş. Kurdun karnını taşla doldurmuş. Çuvaldızla da bir güzel dikmiş. Yavrularını da alıp yola düşmüş. Gel zaman git zaman, kurt uyanmış. Uyansa ki karnının içi yanıyor: — Oğlaklar da çok yağlıymış susattı beni, demiş. Yanındaki çeşmeden suyu içmiş. Suyu içer içmez canavara bir ağırlık çökmüş. Karnını taşıyamamış, yuvarlana yuvarlana düşmüş ölmüş. Keçi ile oğlakları da kurttan kurtulmuşlar. Bir daha da güvenmedikleri kimseye kapıyı açmamışlar. * çuvaldız: Büyük iğne
Keçi İle Oğlakları
Anonim - MASAL6 Derlemesi ·
5 dakika okuma süresi ·
281 kez okundu ·
❤️ 0 beğeni
Keçi İle Oğlakları
📖 Benzer Masallar
Tümünü Gör →
1. Sınıf Masalları
Dünya Malı
Ülkenin birinde üç oğlu olan zengin bir adam yaşarmış. Bu adam eğitime çok değer verirmiş. Üç oğlunu da okutup meslek sa...
5 dk
5.0
207
1. Sınıf Masalları
Yoksul Köylü ile Köy Ağası
Bir varmış, bir yokmuş. Vaktiyle yoksul bir köylü varmış. Derme çatma kulübesinde, karısı ve dokuz çocuğuyla yaşarmış. Y...
5 dk
5.0
285
Sonraki masal yükleniyor...
Bu kategoride başka masal yok
Ana Sayfaya Dön
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan