Kuyruksuz tilki masalı 🦊
Bir varmış, bir yokmuş. Bir ihtiyar kadın varmış. Bu kadının da bir kızı varmış. Kadın kızını gelin etmiş. Günlerden bir gün kızının evine gitmeye karar vermiş. Eli boş gitmek istememiş. Yaşlı kadının iki tane keçisi varmış. Bunlardan yağ toplayıp bir ufak çiniye koymuş, çininin ağzını torbayla kapatmış, kulplarına da kuvvetli bir ip bağlamış. Bir elinde yağ çinisi yollara düşmüş. Yolda bir tilkiye rast gelmiş. Tilki, ihtiyar kadına:
— Anakarı nereye gidiyorsun, demiş.
Anakarı:
— Kızımı gelin ettim onu görmeye gidiyorum, demiş.
Tilki:
— Geride hiç çocuğun yok mu, diye sormuş.
Anakarı:
— Yok, demiş.
Tilki:
— Beni evlat eder misin, sen de yalnızsın ben de, demiş.
Anakarı:
— Edeyim oğul, birbirimize yoldaş oluruz. Damın deliğinde yalnızım, demiş.
Tilki buna çok sevinmiş, yaşlı kadına:
— Anakarı madem artık evladınım, elindekini bana ver de ben taşıyım, yorulma, demiş.
Anakarı:
— Yorulursun oğul, sen daha çocuksun, yazıktır sana, demiş.
Neyse tilki çok ısrar edince kadın çiniyi tilkiye vermiş. Kadın önde, tilki arkada bunlar gidiyorlarmış.
Anakarı:
— Oğul gel önüm sıra git, ardımda kalma, demiş.
Tilki de:
— Ben sana hürmetten arkandan gidiyorum, sen yürü ben seni takip ediyorum, demiş.
Tilki bir taraftan eliyle çinideki yağ çıkartıp yiyor, bir taraftan da yürüyormuş. Tilki giderken giderken bir elini çiniye daldırmış ki çini de yağ bitmiş. Yerden biraz toprak alıp çininin dibine koymuş, kulpunu da nenenin eline vermiş.
Tilki:
— Anakarı sen bunu al, gir bakalım kızının evine, ben birazdan geliyorum yanına, demiş.
Anakarı, çiniyi alıp içeri girmiş, kızı bakmış ki çininin içi hep toprak:
— Ana, bu toprağı niye getirdin, demiş.
Anakarı:
— Ne toprağı, diye şaşırmış.
Kız da:
— Ana, baksana sen bana toprak getirmişsin, demiş.
— O tilki güya bana evlat oldu, evladın da hayırlısı! Yağı yemiş, yerine toprak doldurmuş, diye yaşlı kadın sinirlenmiş.
Tilki konuşulanları bacadan işitmiş. Kendi kendine:
— İyi ettim Anakarı yağını yedim, yaladım yuttum, çiniye de toprak doldurdum, diye gülüyor, bir yandan da kuyruğunu bacadan aşağı sallıyormuş.
Anakarı da:
— Oy sen gününü görürsün, ben sana yapacağı biliyorum, demiş.
Sonra da aklına bir fikir gelmiş. Hemen kızından kara sakız istemiş. Onu da bir güzel bacaya sürmüş. Tilki alay etmek için yine bacaya gelmiş. Kuyruğunu sallayıp gülerken tilkinin kuyruğu kara sakıza yapışıp kopmuş. Bu sefer tilki, ağlaya ağlaya:
— Anakarı ne olur kuyruğumu ver, bir daha yönümü bu yana döndürmem, söz veriyorum, demiş.
Anakarı:
— Git o zaman yağımı geri getir, demiş.
Tilki keçiye gitmiş, yalvarmış:
— Keçi ne olur süt ver, sütü çalayım yoğurt edeyim, yoğurdu yayayım ayran edeyim, ayrandan yağ çıkarayım, yağı götürüp Anakarı’ya vereyim. Anakarı da bana kuyruğumu geri ersin, yönümü de bir daha bu tarafa döndürmeyim, demiş.
Keçi:
— Gidip bana yaprak getirirsen sana sütümü veririm, demiş.
Tilki bu sefer duta gitmiş:
— Dut kardeş, dut kardeş bana ne olur yaprağından ver de keçiye götüreyim. Keçi bana süt versin, onunla yoğurt edeyim, yoğurdu ayran, ayranı da yağ edeyim, Anakarı’ya götüreyim, kuyruğumu versin, yönümü bir daha bu tarafa döndürmeyeyim, demiş.
Dut da:
— Gidip bana su getirirsen köküme bağlarım sana da istediğin yaprakları veririm, demiş.
Tilki bu sefer çeşmeye gitmiş:
— Aman çeşme, güzel çeşme bana suyunu versene! Suyunu götürüp duta bağlayayım, dut da yaprak versin, yaprakları keçiye götüreyim, keçi de bana sütünü versin, sütü alıp yoğurt çalayım, yoğurdu da ayran yapayım. Ayrandan yağ çıkarayım, yağı da Anakarı’ya vereyim, o da bana kuyruğumu versin, bir daha yönümü buraya döndürmeyeyim, demiş.
Çeşme de:
— Gidip etrafımda oyun oynayacak çocukları getirirsen sana suyumu veririm, demiş.
Tilki koşmuş çocukların yanına gitmiş:
— Güzel çocuklar, akıllı çocuklar, gelin oyununuzu çeşmenin başında oynayın. Çeşme su versin, ben suyu duta götüreyim, dut da bana yaprak versin, yaprakları keçiye götüreyim, keçi de bana süt versin, sütüm alıp yoğurt çalayım, yoğurttan ayran yapayım, ayranın yağını çıkarayım, onu da Anakarı’ya vereyim, Anakarı da bana kuyruğumu geri versin ki ben de buralara gelmeyeyim, demiş.
Çocuklar da:
— Bize yumurta getirirsen seninle geliriz, demişler.
Tilki bu sefer tavuklara gelmiş:
— Aman tavuklar, canım tavuklar, sizden başka kim güzel yumurtlar. Ne olur bana biraz yumurta verin. Ben de onları çocuklara götüreyim, çocuklar da çeşmenin başında oynasınlar. Çeşme bana su versin, ben suyu duta götüreyim. Dut bana yaprak versin, ben de yaprağı keçiye götüreyim. Keçi bana süt versin, ben sütten yoğurt çalayım, yoğurttan da ayran yapıp yağ çıkarayım, Anakarı’ya vereyim, o da bana kuyruğumu geri versin ki buralara gelmeyeyim, demiş.
Tavuklar:
— Bize darı getirirsen biz de sana yumurta veririz, demişler.
Tilki darı ararken bakmış ki bir çiftçi darı ekiyor, tilki hemen çiftçiden darı istemiş. Çiftçi tilkinin hâline acıyıp ona bir torba darı vermiş. Tilki darıyı alıp tavuklara getirmiş, tavuklar yumurtlamış. Yumurtaları alıp çocuklara götürmüş, çocuklar çeşme başında oynamış. Çeşme tilkiye suyu vermiş, tilki suyu duta götürmüş. Dut tilkiye yapraklarını vermiş, tilki yaprakları keçiye götürmüş. Keçi tilkiye sütünü vermiş, tilki sütü alıp yoğurt çalmış, sonra da yoğurttan yağ yapıp Anakarı’ya götürmüş. Anakarı da tilkiye kuyruğunu geri vermiş. Tilki de bir daha yönünü o tarafa dönmemiş. Akılsız başının cezasını hem ayakları hem kuyruğu ödemiş. Bir daha da insanoğlunu kandırmaya çalışmamış.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan