👂 Bilge Babanın Nasihati Masalı: Köse ve Yalan Yarışı
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire berber iken, bit süvari iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, köyün birinde yaşayan çok bilge bir adam varmış. Bu adam, dostu düşmanı iyi tanır, oğluna sürekli nasihat edermiş.
Bir gün oğlunu yanına çağırıp en önemli uyarısını yapmış:
— Oğlum sen sen ol, Köse isimli adamlarla iş yapma.
Oğlan merakla nedenini sorunca, babası cevaplamış:
— Oğlum, onlar düzenbaz ve yalancı olurlar.
Değirmen Yolu ve Unutulan Söz
Günlerden bir gün bilge ihtiyar, oğlunu değirmene yollamış. Evdeki unu öğüttürüp getirmesini söylemiş. Oğlan evden ayrılırken babası son kez yinelemiş:
— Oğlum sen sen ol, Köse isimli adamlarla iş yapma.
Ancak oğlanın gittiği her yerde karşısına Köse adlı adamlar çıkmış. Yorulan oğlan sonunda: "Aman, ne fark edecek! Ben işimi tezden yaptırayım, yoruldum," diyerek babasının nasihatini dinlememeye karar vermiş.
Değirmene girip ununu öğütmüş. Değirmenci Köse, oğlana dönüp:
— Hele bir çöreklik un ver de karnımızı doyuralım, demiş.
Oğlan cömertçe unu Köse’ye vermiş. Değirmenci çöreği yoğurmaya başlamış ama sürekli bir un, bir su isteyip duruyormuş. "Cıvık oldu" diyerek un, "katı oldu" diyerek su istemiş. Oğlan bir bakmış ki, öğüttürdüğü unların tamamı çörek olmuş ve elinde hiç un kalmamış.
Köse'nin Efsanevi Yalanı
Un bitince değirmenci, oğlana demiş ki: "Kim daha iyi yalan söylerse çörekler onun olsun." Oğlan da buna razı olmuş.
Değirmenci Köse, yalan söylemeye başlamış:
"Bizim üç yüz arımız vardı. Bir gün saydık ki bir tanesi eksik, topal arı yok. Arıyı aradık, aradık... Bir de vardık ki bir yere, adamın biri bizim topal arıyı yakalamış, çifte koşuyor! Arıyı çiften kurtarıp boynuna ceviz yağı sürdük. Arının boynundan bir ceviz ağacı bitti, ağaçtaki cevizler de kırk köye yetti."
Köse, yalanına devam etmiş:
"Cevizleri düşürmek için ağaca taş attık, toprak attık. O taş toprak bize kırk dönümlük tarla oldu. Tarlayı ekip biçtik, kırk köye yeter buğday bitti. Ama bu tarladan bir tavşan çıktı. Ben de orak fırlattım. Orak tavşana değdi. Tavşan kaçtı, orak biçti; tavşan kaçtı, orak biçti. Böylece tarlayı biçmekten biz kurtulduk!"
Oğlan, Köse'nin yalanları karşısında şaşkınlıktan dili tutulmuş. Bu kadar büyük bir yalanın karşısında söyleyecek söz bulamamış. Çaresiz tüm çöreklerini değirmenciye verip evine dönmüş. Değirmenci kıs kıs gülmeye başlamış.
Babanın Son Nasihati ve Adalet
Oğlan eve gelince olanları babasına anlatmış. Bilge baba, duydukları karşısında nasihatini yinelemiş:
— Oğlum, büyük sözü dinlemeyen her zaman yolda kalır, sen sen ol bir daha büyük sözü dinle!
Ardından babası, hemen değirmencinin yanına gitmiş. Ona selam vermiş:
— Selamün aleyküm Köse kardeş! Ben yalanıyla ununu çörek yaptığın delikanlının babasıyım. Sana ceviz tarlasındaki tavşandan bir mektup getirdim!
Değirmenci utanarak mektubu açmış. Mektupta, bilge adamın el yazısıyla şunlar yazıyormuş:
"Hiç boşuna uğraşma değirmenci, çörekler garip oğlanın hakkı."
Yaptıklarından utanan değirmenci, çörekleri bir bir adama vermiş. Böylece söylediği yalanların cezasını çekmiş.
Gökten üç elma düşmüş, biri bu masalı anlatanın, biri dinleyenlerin, biri de büyük sözü dinleyenlerin başına…
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan