🐍 Tilkinin Kurnazlığı: Yılan ve Kutu Masalı
Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın birinde, bir köyde yaşayan yaşlı bir adam varmış. Bu adam yolda yürürken bir kutu görmüş: — Ne kadar güzel kutu, demiş.
Kutuyu açmış, kutunun içinden bir yılan çıkmış. Yılan, adamı hemen ısırmak istemiş: — Ben seni ısıracağım, demiş.
O zaman adam düşünmüş: — Nasıl etsem, nasıl etsem de bu yılandan kurtulsam?
🦊 İşaret Diliyle Pazarlık
O esnada yolun üzerinden bir tilki geçmekteymiş. Adam, tilkiyi görünce yılanla bir anlaşma yapmış: — Dur yılan! Şu tilkiye soralım. Eğer ısır derse beni ısır, ısırma derse ısırma, söz mü?
— Söz, tamam ağam, demiş yılan.
Bunlar tilkiyi çağırmışlar. Tilki gelirken adam, yılanın görmediği bir şekilde, işaret yoluyla tilkiye pazarlık teklif etmiş: — Sana iki tavuk veririm ısır, dersem... Yok, sana iki tavuk veririm ısırma dersen.
Tilkiyle adam işaret yoluyla anlaşmışlar.
Yılan, tilkiye varmış: — Bu beni ısıracak. Isırsın mı, ısırmasın mı?
Tilki, anlaşmaya uyarak: — Yav! Isırma yılan, demiş tilki.
— Tamam ağam, demiş yılan da.
Tilki orada yılanı ikna etmiş. Yılan da çekip gitmiş.
🐓 Sözün Yerine Getirilmesi
Sıra, adamın tilkiye verdiği tavuk sözüne gelmiş: — Tamam, söz verdim sana, gel köye gidelim, demiş adam.
Köye gitmişler. Adam tilkiye: — Sen içeride bekle, ben ahırdan sana iki tane tavuk alıp geleyim, demiş.
Adam içeri, ahıra gitmiş. Ahırdan bir kutunun içine iki tane büyük tavuk koyup, tilkiye vermiş: — Buyur, tilki sana söz verdiğim tavuklar, demiş adam.
Tilki kutuyu alıp gitmiş. Böylece adam da yılandan kurtulmuş. Yemiş, içmiş, murazına (dileğine, amacına) ermiş.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Bağlan